Değişim Ve Dönüşüm

unnamed

Dönüşmek “Bir şekilden başka bir şekle geçmek, bir halden başka bir hale dönmek”, değişim “Değişmek, başkalaşım, tahavvül(halden hale geçmek)” demektir. (M. Doğan, Büyük Türkçe Sözlük)

Dönüşme, değişim fiziki, sosyal, kültürel, ruhsal alanlarda farklı biçimlerde cereyan eder. Bir maddenin sıvı halden katı hale geçmesi, geniş aileden çekirdek aileye geçiş, çeşitli kutlamalarımızın farklı kültürlerin etkisiyle başkalaşması; düşünce, algılama, tavır ve yaşayışımızda geçmiş hayatımızdan farklı tutumlar sergilememiz bunlara birer örnektir. Bunlardan bazısı kısa sürede değişime uğrarken bazısının değişmesi yılları aşan bir sürede olabilmektedir.

İnsanın hayatında çeşitli değişim safhaları vardır. Bebeklik, çocukluk, ergenlik, yetişkinlik, yaşlılık… İnsanın fiziki bedeninde bu değişimler olduğu gibi ruhunda da değişimler, dönüşümler olmaktadır. Değişim bir vakıadır; bizatihi iyi ya da kötü değildir.  Doğrusu, insanoğlunda bunun olumlu, yapıcı cereyan etmesi, sürekli bir gelişim seyretmesi, merhale merhale istikrarlı bir akış göstermesi, devam etmesidir. İnsanın bir yönü nefse bir yönü nura bakar. Beden nasıl yeme-içme, dinlenme vb. ihtiyaçlar hissetmekteyse ruh da manevi gelişim, tekâmül, huzura kavuşma, iç mutluluk arayışındadır. Manevi arayış ve yönelişte sürekli yenilik, mesafe katetmek ister. Bu da ruhun açlığıdır. İnsanın değişimi ve kendini dönüştürmesi bir ihtiyaç olarak açığa çıkar. Böylece kişi ruhsal doyuma ulaşır, iç huzura kavuşur; akıl, mantık, muhakeme sağlıklı işler, üretkendir, verimlidir, pozitif enerjisi sosyal ilişkilerinde de sağlıklı bir işleyiş olarak kendini gösterir.

Madem bu kadar elzem fakat halimiz de ortada; peki, bizi bu dönüşümden alıkoyanlar neler?

Değişime en büyük engel kişinin kendisidir. İçimizdeki zalim nefs/ilkel benliğimizdir. İnsan zalim nefsin egemenliği altındadır. Yap derse yapar, vur derse vurur, kır derse kırar… Hayatın kontrolü kendisinde değil, zalim nefsin tahakkümü altındadır. Nefsin doymak bilmez ihtirasları, arzuları, istekleri peşinde koşan, ona esir olmuş insan, ruhun gelişim ihtiyacına cevap veremez. Öncelikle bu zalim nefsin sultasına karşı çıkmak, onu dizginlemek, kontrol altına almak gereklidir. Çeşitli riyazetler buna yardımcı olur.

Kişi öncelikle değişimi bir ihtiyaç, gereklilik olarak görmeli, bunu istemeli, buna niyet etmelidir. İstek ve niyet ardından bir gayret, istikrar ve sebatla birlikte hareket ederse ruhsal, manevi dönüşüm safha safha gerçekleşir. Bu süreçte çeşitli manevi plan ve programlar yapma, bunu sürdürme ve kararlılık, sağlam bilgi kaynakları, manevi rehberleri takip, sağlıklı bir çevre edinme dönüşümün ivmesini artırır.  İç kontrol, sosyal ilişkilerde karnemizi görme, kendini değerlendirme, farkındalığı artırma, manevi seyri engelleyen bağımlılıklardan kurtulma, sağlam kaynaklardan beslenerek tefekkür ve derinlikli düşünme ile zihni ve manevi kirlerden arınma, güzele ve doğruya gönül verme, sağlıklı çevre oluşturma dönüşüm sürecinin vazgeçilmez unsurlarıdır.

Oya Erdoğan