Çocukta Güzellik Ve Estetik Algısı

Estetik; sanattaki güzel ve güzelliğin niteliğini, insan düşüncesinde ve duygularında yaptığı etkileri güzelliğe dair konuları birtakım ilkelere ve yöntemlere göre inceleyip değerlendiren bilgi dalının adıdır.

Estetik; aynı zamanda güzel düşünme, güzel görme, güzel konuşma, güzel hissetme ve güzel davranma gibi alanları da içermektedir. Bu anlamı ile güzel ahlak da estetiğin konusudur.

Hz. Peygamber (s.a.v.) efendimizin, “Din, güzel ahlaktır” , “Sizin imanca en güzeliniz, ahlakça en güzel olanınızdır.” , “Güler yüzle selam veren, sadaka verenin sevabına kavuşur”  ve benzeri birçok hadisi şeriflerinde de estetik ve güzelliğin davranış boyutu insanlara telkin ve tavsiye edilmiştir.

Yüce Allah (cc) Kur’ân-ı Kerimde “Biz insanı Ahsen-i takvîm suretinde yarattık”  buyurmaktadır. Ayette geçen “Ahsen” en güzel anlamındadır. “Takvîm” ise doğrultmak, değer vermek, nizama koymak anlamında olup, ruh ve bedenin dengeli bir şekilde olmasını ve insanın dünya ve kâinat ile uyum içinde bulunmasını ifade etmektedir. Yaratılış bakımından insanın en mükemmel bir fıtrata sahip olduğunu ifade etmektedir.

“HSN” akıl, duygu ve hakikat noktasında güzelliği ifade etmektedir. “İnsanlara güzel söz söyleyin” (Bakara, 2:38) ayetinde güzel söze yüce Allah (cc) “hüsn” demiştir. “Onlar sözleri dinlerler ve en güzeline uyarlar” (Zümer, 39:18) ayetinde “Ahsen” kelimesi geçer. Böylece “Ahsen” kelimesinin “en güzel” olanı ifade ettiği anlaşılmaktadır.

Yüce Allah (cc) insanları en güzel şekilde yarattığı gibi insanlardan da düşünce, hissiyat, davranış ve ortaya koydukları eser olarak estetik ve güzellik istemektedir.

Kâinat, “ahsenü’l-hâlikîn” olan Allah’ın sanatıdır. Bu itibarla zerreden kürreye bütün

Kâinatta bambaşka bir güzellik, zarafet, ahenk, düzen, ölçü, zevk ve özgünlük bulunmaktadır.

İnsanı en güzel bir biçimde yaratan Rabbimiz, din duygusu gibi estetik ve güzellik duygusunu da onun fıtratına yerleştirmiştir. Bu sebeple insanoğlu var olduğu günden bugüne doğru, gerçek ve iyi kadar, güzelin ve estetiğin de peşinde olmuştur. Bütün peygamberler aslında insanlığa güzeli ve güzelliği öğretmek için görevlendirilmişlerdir.

İnsanlarda bulunan estetik ve güzellik davranışlara, düşüncelere ve eserlere sahip olmaları yaratılışta kendilerine verilmiş potansiyel, kabiliyet ve fıtrî bir yaratılıştır. Ancak bu potansiyel, kabiliyet açığa çıkarılmaya, güçlendirilmeye ve desteklenmeye ihtiyaç duyar. Aksi takdirde birçok olumsuz etken ve şartlara maruz kalması halinde körelip, yok olabileceği gibi bilakis kaba, hoyrat ve çirkin neticelere de çevirilebilir.

Bu yüzden çocukların yetiştirilmelerinde verilmesi gereken duygu, düşünce, hissiyat ve davranışlar büyük önem taşımaktadır.

Estetik bakış açısı çocukta erken yaşlarda kazandırılır. Henüz doğmadan annenin bulunduğu çevre, annenin sahip olduğu dış dünyaya yüklediği anlam, güzel bakma çocuğa da olumlu duygular geliştirmede dış dünyaya karşı açık, barışık, güvenli bir duruş kazanmasına sebep olur. Doğal olanda güzellik vardır. Yaradılış güzeldir yaratandan ötürü. Doğal olanın tezahürü çocukta fıtratında olan bu duyguların çıkmasına neden olacakken, doğal olanın olumsuz yaşantılarla bozulması bu duyguların çıkmasına da engel olacaktır.

Bebeklikte çevresel uyaranların çokluğu, dış çevrenin farkına vardırması ilerleyen yaşlarla birlikte yerini dış dünyada ayrıntıları fark etmesiyle devam eder. Çocuğun en erken yaşlarında dahi estetik ortamlarda bulunması bu ortamın enerjisinden, görselinden, sesinden kokusundan bu çocukta yatkınlık oluşturur. Çocukların ayrıntılar üzerinde çalışmaya yönlendirilmesi estetik duyguların oluşmasında temel taşlardan sayılır. Somut işlemleme evresinde olan okul öncesi çocuğu öncelikli olarak somut güzelliklerden yola çıksa da, soyut işlemleme evresinde soyut güzelliklerin peşine düşer. İlk aşamalarda görsel algılama, çocuğun diğer duyuşsal, bilişsel becerilerine göre en etkili olanıdır. Renk, çizgi, biçim, şekil, oran, uyum, simetri gibi özellikleri sayesinde çocukların haz alması sağlanır. Gelişim doğasındaki manevi gücü açığa çıkartır.

Estetik yargının gelişmesinde estetik yaşantı önemli bir yere sahiptir.

Sanat etkinleri tüm çocuklar için önemlidir. Sanatsal gelişim evreleri çocukların var olan deneyimleri ile estetik deneyimlerini birleştirmektedir. Düşüncelerini anlatan küçük yaştaki çocukların biçim, form, oluşum ve işleyiş arasındaki bütünlüğü fark etmeleri onları yüreklendirir. Sanat eğitiminde başarılı olmak çocukları deneysel zenginlik duygularını geliştirir.

Estetik algılama insandan insana değişebilir. Bu, estetiğin sonradan içinde yaşanılan kültür ortamı ve edinilen eğitim-öğretimle farklılaştığını göstermektedir. Öyleyse çocukluk yaşından itibaren verilecek estetik eğitim sayesinde, daha farklı ve estetik algılaması güçlü olan bireyler olarak yetiştirilmesi başarılabilir

Estetik eğitimle birlikte yapılan çalışmalar, çocuk, ergen ve gençleri okulca toplum içindeki bilişsel, estetik ve üretkenliğe ilişkin ve ahlaksal, bedensel, zihinsel, sosyal ve politik gelişmelerini oluşturur. Zihinsel yetileriyle birlikte duygu yanını da geliştirir. Tasarım çalışmaları, öğrencilerin düşünmesi, ilişkilendirme yapabilmesi için ve alternatif çözümler bulma, problemlere eleştirel ve üretken bakmak için öğrencileri merak etmeyi, hayal kurmayı, gözlem yapmayı, araştırmayı, ipuçlarını değerlendirmeyi öğretmek için gereklidir.

Estetik eğitiminin, diğer disiplinlerle de ilişkilendirerek öğrencinin hem düşünme yetisini, hem de duyu algılarının geliştirici bir gizli gücü vardır. Bu nedenle kişilik gelişimine etkileri sınırsızdır. Gözlemlerine ve algılarına dayalı olarak kendisini dışa vurmasına olanak tanır. Güce sahip olan birey kısa sürede çok seçenekli çözümler üretir.

Estetik bakış açısı gelişmiş çocukta hayat disiplini de gelişir.

Her açıdan üretkenlik; algısal, kültürel ve duygusal bir bütünlüktür. Yaşantılarıyla, kültürel kimliklerini ilişkilendirmek, merak uyandırmak, sevindirmek toplumsal sorumluluk ve bilince sahip olmalarını sağlamak, yaşanılan çevredeki kültürel değerlere sahip çıkan davranış ve değer yargılarını güçlendirecek boyutla eğitim çalışmalarını gerçekleştirmektir.

Estetiğin konusu da güzelliği araştırmaktır. Estetik yargı yalnızca “güzel” ve “çirkin” le de sınırlı değildir; anlamlı, dengeli, uyumlu, ürpertici, yüce gibi bir dizi başka kavramla da değerlendirmeye girer. Kültür ve çevrenin insanın estetik beğeni düzeyi üzerinde etkisi olmakla birlikte, eğitim ve öğretimle kazandırılanlar daha da fazla etki etmektedir.

Sanat sadece küçük şeylerin çizimi, üretilmesi değil, aynı zamanda insanın iç dünyasının da yansımasıdır. Buna göre sanatı kavramak sadece resimlere bakmak değil sosyal çağrışımları, sembolleri de kavramaktır. Sanat ve estetik dünyasını fark eden çocuklar dünyayı daha doğru, daha kolay ve daha farklı şekilde kavrayacaklardır.

Sonuç olarak; sanat ve estetik duygusunu kavrayarak yetişmiş bireyler, yaratılışta kâinata ve insana verilmiş olan güzelliği fark eder. Hz. Peygamberimiz (s.a.v.)’in “Allah güzeldir ve güzeli sever.” (Müslim, İman,147.) hadisinde somutlaşmış olan ilahi güzellik ve estetiği kavrar.

Fethiye Zalım Tozkoparan