Çocuklukta İrade Eğitimi

unnamed

-Canım istemedikçe kimse bana bir şey yaptıramaz.

-O kadar gayret ediyorum ama bir türlü namazlarımı aksatmadan kılamıyorum.

-Tek başıma asla alışveriş yapamam, karar vermem mümkün değildir.

-Hala bir çikolata gördüğümde kendimi tutamıyorum.

Bu ve benzer ifadeler kimlere ait olabilir acaba? Henüz gelişimini tamamlayamamış bir gence mi, yaşını başını almış bir yetişkine mi, yoksa bir çocuğa mı? Size, bize hepimize belki hâlâ bir çocuk olgunluğuna sahip irade gücümüzün sesine…

Evet, çocuklarımızın birçok halinden şikâyetçi oluruz çoğu zaman. Derslerine çalışmıyor, oyunun dozunu ayarlayamıyor, gizli gizli tv izlemeye devam ediyor, ben uyarmadan bir türlü bilgisayarın başından kalkmıyor vb. durumlar için. Bunları nasıl düzeltmemiz gerektiğini düşünür, çareler arar, uzmanlara danışırız. Ve genelde çareyi bizim dışımızda ararız nedense.

2-3 yaşlarından itibaren bizi izlemekte olan ve yaptığımız her hareketi takip eden yavrularımız mütemadiyen hayat akışımızın içinde bizimle birlikte büyüyüp gelişmektedirler. Bu yaşlarda tuvalet eğitimi irade kontrolünün ilk basamağıdır. İdrar ve dışkısını istediği zaman tutabilmeyi başarabilmek müthiş bir başarı ve bunu kazandırmak için yapılan zorlama, fiziksel şiddet, cezalandırma ve kısıtlamalar da bir o kadar müthiş bir hatadır. 5-6 yaşlarında onlara okuduğumuz ve model gösterdiğimiz hikâye kahramanları, ya da oyuncak karakterleri, izledikleri çizgi filmler; zorluklarla mücadele ederek başarı elde eden, sabır ile manevi mertebelere ulaşan, başkalarının mutsuzluk ya da imkânsızlıklarına çare olmaya çalışan örnekler mi yoksa bencil, istediğini her zaman elde eden, hiç zorluk çekmeden, emek harcamadan hayatta büyük başarılar elde eden, başka insanların mutsuzluklarına karşı duyarsız örnekler mi…7-11 yaş dönemi öğretmenin sizin önünüze geçmeye başladığı, ancak sizin de beğeni ve duygularınızın onun için eşsiz bir değer taşıdığı dönemdir. Sizin verdiğiniz görevleri başardıklarında büyük keyif alır, kendileriyle gurur duyarlar. Özellikle yakın çevresini hayal kırıklığına uğratmaktan çok korkar. Onun davranışlarına karşı hissettiklerinizi “ben dili” ile iletmek çok önemlidir. Anne babalar olarak çocuğun taşımakta güçlük çekeceği düzeyde beklentilerden uzak durmalı ve duygusal şantaja çok işe yarasa bile asla başvurmamalıdırlar.

İrade eğitiminde bir diğer önemli nokta çocuğunuz arkadaşıyla bir sorun yaşıyorsa, sorunun çözümü için arkadaşına siz gidip neden çocuğunuza küstüğünü ya da sorunun ne olduğunu sormamalısınız. Sizin rolünüz daha çok böyle bir sorun karşısında çocuğunuzun neler hissettiğini anlatmasına fırsat tanımak, sorunun çözümü için aklına ne gibi fikirler geldiğini sormak ve doğru çözüm yöntemini bulduğunda çocuğunuzu uygulaması için desteklemektir.

12-13 yaşlarına kadar onlara model olarak kazandırdığımız değerler artık yanımıza kar kalıp, bu yaşlar sonrasında ön ergenlik ve ergenlik dönemleriyle birlikte fırsatların kaçmış olduğunu gösterir bizlere. Bu yaşlara kadar konuştuklarımız, anlattıklarımız ya da nasihatlerimiz değil, bizim davranışlarımız, onlara verdiğimiz görev ve sorumluluklar kalmıştır geriye. Bundan sonra arkadaş çevresi, okul, sokak, internet ve ona cazip gelen sizin dışınızda ne varsa onlar yönlendirecektir onu. Tabii ki sizden aldığı ipuçları doğrultusunda…

Çocuklar kendi iradeleri ile hareket edememektense “iradesiz” olmayı tercih ederler. Bir yetişkin için de aynı kural geçerlidir. Zamanla bu durum kabullenilir ve karakter halini alır. O zaman bir diğer yapmamız gereken çocuklarımıza okul öncesi yaşlardan itibaren kendi iradeleri ile hareket etmelerine izin vermek. Bu, her ne isterlerse yapmalarına izin vermek demek değil elbette. Ancak;

-Yapığı iş ve davranışları sürekli eleştirip hata bulmaya çalışmayarak; onu cesaretsiz hale getirmeden.

-Küçük hatalarını görmezden gelip, düzeltilmesi gerekenleri “şöyle yaparsan ben şöyle hissederdim” şeklinde ben dili uyarılar ile düzelterek; “ben hiçbir şeyi beceremem duygusu oluşturmadan.

-Başarabildiği en ufak şeyi fark ederek muhakkak takdir ederek ve bunu başkalarının yanında anlatıp pekiştirerek;”ben çok şey başarabiliyorum” güveni oluşturarak.

-Israr ettiği yanlış davranış ya da durum için “kesinlikle olmaz” değil alternatif sunabilmeyi keşfederek; kuru inatlaşma yerine uzlaşmayı öğreterek.

-Yaptığı hatalı davranışın sonuçlarına katlanmasını sağlayarak; bedel ödemeyi öğreterek.

-Ona seçim yapma hakkı verip bizim zevklerimize uyamasa da yaptığı seçimlere saygı duyarak; iradesini kullanmasına müsaade ederek.

-Sürekli korumacı davranıp, yaptığı her yanlışı savunmamak ya da yapması gereken, gücünün yettiği en ufak işi onun adına yapmamak yoluyla;

İradesi güçlü bir birey yetiştirme yolunda doğru adımlar atmış oluruz.

Yaklaşmakta olan Ramazan ayı irade eğitimi için bulunmaz bir fırsat. Bize düşen sızlanmadan, sahurları iftarları özendirerek keyifli bir oruç ayı geçirmek ve çocuklarımıza bunu yaşatmak. Her çocuk ramazan ayında oruç tutmaya heveslenir. Sakın “sen daha küçüksün, günler çok uzun, dayanamazsın” deyip tutmasına mani olmayın. Gerekirse tekne orucu tutsun, hatta oruçlarını size satsın… O günkü oruç için bir lunapark gezisi, sevdiği bir oyuncak ya da ufak bir harçlık… sevdiği tüm yiyecek ve nefis içecekler elinin altında olduğu halde iftar saatine kadar dokunmayıp iradesini kontrol edebilen çocuğumuz için çok mu?

Hayırlı ramazanlar diliyorum…

H.Esra Aker
Çocuk Gelişim Uzmanı