Çocukluk ve Yetişkinlikte Bağlanma Stilleri

unnamed

Anne karnında aylarca güvenle yaşayan bebek, dünyaya geldiğinde o güven duygusunu devam ettirme ihtiyacıyla annesine bağlanma eğilimindedir. Emme, ağlama ve gülümseme bebeğin temel bağlanma davranışlarıdır. Sevgi ve şefkate muhtaç olan bebek, sevilme, kabul görme gibi temel psikolojik ihtiyaçları giderildiği ölçüde annesine bağlanır. Bağlanılan, tek bir kişi olmalıdır ki gerekli güven duygusu oluşabilsin. Bebek, ihtiyaçlarının yeteri kadar karşılanıp karşılanmadığını, bağlanacağı kişinin ulaşılabilirliğini gözlemleyerek bağlandığı kişiyi sürekli test eder ve bu zaman zarfında bağlanma biçimlenir. Bebek eğer kendini güvende hissetmezse değersizlik duygusuna kapılarak sorunun kendinde olduğunu düşünür. Bu durum ileride kişilik problemlerine ve zihinsel hastalıklara yol açabilir. Bebeklikte anne-babasına bağlanan çocuk, yaşı ilerledikçe himaye ve bağlanma gereksinimlerinin karşılanabilmesi için daha büyük bir güce ihtiyaç duyar. Böylelikle bağlanma ihtiyacı anne-babadan Yaratıcı olan Allah’a yönelmiş olur.

Bağlanma stilleri genel olarak güvenli bağlanma, kaçıngan bağlanma ve kuşkulu bağlanma olmak üzere üç gruba ayrılır. Güvenli bağlanmada çocuk kendini güvende hisseder ve ihtiyacı olduğunda bağlandığı kişinin her zaman yanında olduğuna, ihtiyacını gidereceğine inanır. Bağlandığı kişiden ayrı kaldığında huzursuzlansa da onun geri geleceğini bilir. Genellikle bu çocuklar diğer çocuklara göre daha özgüvenli, olgun ve duyarlıdırlar. Kaçıngan bağlanmada ise çocuk anneyi yoksayar. Annesi onu bıraktığında ve geri döndüğünde herhangi bir tepki vermez. Anne tarafından reddedilmek yerine ilişkiden kaçınmayı tercih eder. Bu çocuklar genellikle içe kapanık, kimseye güvenemeyen, yakın ilişkiden kaçan tiplerdir. Kuşkulu bağlanmada, bakım veren kişinin çocuğun ihtiyaçlarını karşılamada istikrarsız olması, çocukta ciddi bir endişeye neden olur. Bağlanılan kişi çocuğun yanından ayrılığında çocukta müthiş bir kaygı olur, bu durum kişi geri dönse de değişmez ve çocuğun sakinleşmesi uzun zaman alır. Bu çocuklar genellikle başkalarına bağımlı yaşarlar.

Yaşamın ilk yıllarında anneyle deneyimlenen bağlanma stili, gelecek yıllarda kurulacak ilişkilerin de niteliğini belirler. Güvenli bağlanmanın olduğu ailede yetişen bireyler güçlü sosyal ilişkiler kurarlar ve duygularını, düşüncelerini başkalarıyla rahatlıkla paylaşabilirler. Çoğunlukla bu kişiler evliliklerinde kıskançlık ve yakınlıktan korkma gibi duyguları yaşamazlar. Küsme ve sözel saldırganlık davranışları daha az görülür. Açık iletişim ve destekleyici bir ortam söz konusudur. Güvenli bağlanan kişiler eşlerine karşı yakınlık ve sorumluluk hissederler. Ekseriyetle bu kişilerin evlilik hayatları diğerlerine nazaran daha uzun sürelidir. Diğer yandan kişi eğer güven temelinin olmadığı bir ailede yetiştiyse bu onun yeterli derecede sevgi ve saygı görmediğini gösterir. Bu yüzden bu kişiler kimseye kolay kolay güvenemez, yakın ilişki kurmaktan kaçınır ve duygularını ifade etmekte zorluk çekebilirler. İnsanların iyi niyetle kendilerine yardım edeceğine inanamaz ve arkasında bir çıkar ararlar. Kuşkulu bağlanmış yetişkinler çocukları olduğunda bağlanma ihtiyaçlarını çocuklarıyla karşılamaya çalışabilirler. Bu sebeple çocukları evlenip kendi yuvasını kurduğunda aşırı kaygılanırlar ve yeni düzene alışmakta zorluk çekerler. Kendi evlilik hayatlarındaysa duygusal iniş-çıkışlar yaşayabilirler. Kıskançlık ve güven duygularında aşırıya kaçarak kin tutma ve soruna saplanma problemleriyle karşılaşabilirler. Böyle evliliklerde sıklıkla çatışma ve kontrol ön plandadır. Diğer yandan küsme davranışının belirgin olduğu kaçıngan bağlanmada eşlerin birbirlerinin ihtiyaçlarının farkında olmama ve ilgisizlik problemleri ortaya çıkar.

Elbette bu bağlanma modellerinin değiştirilemez olduğunu düşünmek yanlış olacaktır. Zira evliliklere baktığımızda eşlerin bağlanma stilinin evlilik ilişkisini,  evliliğin de bağlanma stilini yakından etkilediğini görüyoruz. Örneğin güvensiz bağlanmış bir kişi evlendiğinde, ilişkide yeterli duygusal desteği bulabilirse kendini daha güvenli ve daha az endişeli hissedebilir. Ya da güvenli bağlanmış bir kişi duygusal hayatında iniş çıkışlar yaşayabilir. Sonuç olarak hiçkimse bebeklikte yaşadığı bağlanma stiline ömür boyu mahkûm olamaz. Bu yüzden bebeklik döneminde yeterli güven ortamını bulamayan kişilerin ileride diğer kişilere kıyasla daha fazla yardıma ihtiyacı olduğunu fakat gerekli yardımın alınmasıyla birlikte bu kişilerin de hayatlarında mutlu ve duygusal açıdan olgun bireyler olabileceğini söyleyebiliriz.

Psikolog Şerife Zehra Yiğit

 

Kaynaklar
Kirkpatrick, L. ve C. Hazan (1994). Attachment Syles and Close Relationships: A Four Year Prospective Study.  Personal Relationships 1:123-142

Tüzün, O. ve Sayar, K. (2006). Bağlanma Kuramı ve Psikopatoloji. Düşünen Adam 19(1): 24-39