Çocuklarda Otokontrol Eğitimi

unnamed

Kişinin kendi davranışlarına hükmedebilme, dürtü ve isteklerini dizginleyebilme anlamına gelen otokontrol, başka bir deyişle özdenetim insan hayatında büyük öneme sahiptir. Zira kişinin toplumsal değerlere saygı gösterebilmesi ve sosyal çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurarak uyumlu bir şekilde yaşayabilmesi için kendini kontrol edebilmesi gereklidir. Kontrollü bir iç disiplin gerektiren özdenetim okulöncesi dönemde oluşmaya başlar ve zaman içerisinde şekillenir. Bu eğitimi düzgün bir şekilde tamamlanmış kişi, ahlaki ve toplumsal kuralları benimsemiş ve herhangi bir ikaz gerekmeden bu kurallara uyabilen kişidir. Özdenetim; disiplin, sorumluluk bilinci ve kendi başına karar verme becerilerinden oluşur. Elbette önemli olan bu becerilerin çocuklarda nasıl ve ne şekilde oluşturulacağıdır.

Özdenetim için üç temel kaynağa ihtiyaç vardır: kendine ve diğerlerine karşı olumlu duygular besleme, doğru ile yanlışı ayırtedebilme ve problemlere çözüm yolu bulabilme. Bir insanda tüm bu mekanizmanın oluşabilmesi için aile içinde koşulsuz sevgi, saygı ve disiplin gereklidir. Çocuğun ailesi tarafından olduğu gibi kabul edilmesi ve her koşulda sevildiğini hissetmesi benlik saygısının temelini oluşturur. Gerçekten sevildiğini hisseden çocuk kendini değerli ve yeterli görür. Sarılma ve öpme gibi davranışları içeren bedensel temas ve çocuğun kendini ifade etmesine fırsat verme, duygularını anlama ve aktif dinlemeyi kapsayan duygusal etkileşim temel sevgi göstergeleridir. Sevildiğini bilen çocuk anne babasının güvenini sarsmamak için doğru davranışları sergileme eğilimindedir. Sevgi ve saygının olmadığı veya doğru ifade edilmediği bir ailede, çocuk dikkat çekebilmek için olumsuz davranışlar sergileyebilir. Çocuk yanlış bir davranışta bulunduğunda yanlızca davranış eleştirilmeli, kişilikle ilgili herhangi bir olumsuz ifadede bulunulmamalıdır. Çünkü kişiliğine yönelik eleştiriler çocukta özgüven eksikliğine neden olabilir. Evlatlar için ebeveynlerinin sevgisini kaybetmemek çok önemlidir. Bu nedenle katı disiplin kuralları yerine sağlıklı bir iletişimin olduğu sevgi ortamını inşa etmek daha faydalı olacaktır. Ancak elbette çocuğun davranışlarını doğru bir şekilde yönlendirebilmek amacıyla belirli sınırların çizilmesi ve tutarlı bir disiplinin oluşturulması gelişim açısından oldukça ehemmiyetlidir. Disiplinin olmadığı aşırı hoşgörülü bir aile ortamında yetişen çocuklar bencil bireylere dönüşebilir. Diğer yandan katı ve baskıcı bir disiplin anlayışının hakim olduğu ailelerdeyse çocuklar ebeveynlerine karşı öfke ve nefret gibi olumsuz duygular besleyebilir. Bu sebeple disiplin uygulamalarında çocuğun yaşı, yetenekleri ve algılama gücü hesaba katılmalıdır. Kurallar koyarken tüm bu unsurlara dikkat edilmeli ve kuralların nedenleri çocuğun anlayacağı şekilde açıklanmalıdır.

Disiplinde temel amaç çocukta sorumluluk bilincini oluşturarak sorumluluklarını yerine getirmediğinde davranışlarının sonuçlarına katlanmayı ona öğretmektir. Evde çocuğun yaşına uygun görevler vermek ve bu görevleri yerine getirdiğinde takdir ederek onu ödüllendirmek bu bilincin oluşmasında büyük katkı sağlar. Böylelikle çocuk kendini yönetme fırsatını elde ederek otokontrolü öğrenebilir. Çocuktan birşey talep ederken seçenekler sunarak seçim yapma olanağı vermek, onların karar verme mekanizmalarını geliştirerek kendini denetleme becerisini oluşturur. Tüm bu disiplin ve sorumluluk eğitimi gerçekleşirken tutarlılık altın kuraldır. Anne ve babanın kurallar ve yaptırımlar konusunda hemfikir olmaları son derece önemlidir. Çocuğa yansıtılan en ufak bir tutarsızlık çocuğun duygularında ikilem yaşamasına sebebiyet vererek sorumluluklarından kaçmasına ve olumsuz davranışlar sergilemesine neden olabilir. Çocuk yapmaması gereken bir davranışta bulunduğunda ise anne-babanın hemen ceza vermek yerine duygularını ve beklentilerini “ben” dili kullanarak ifade etmesi, çocuğa hatalarını telafi etme olanağı sağlaması daha etkili bir disiplin uygulaması olacaktır. Okulöncesi dönemde hak ve özgürlükleri algılayamayan, sorumluluklarını öğrenemeyen çocuklar, okul döneminde ciddi zorluklar yaşarlar ve kendilerini disipline etmekten aciz kalırlar. Şu unutulmamalıdır ki çocuklar söylenenlerden ziyade davranışları örnek alırlar. Bu yüzden öğüt vermek yerine doğru rol model olmak onlara sorumlu bireyler olmaları yolunda büyük katkı sağlayacaktır.

Psk. Şerife Zehra Yiğit

Yavuzer, Haluk; Çocuk Eğitimi El Kitabı,  Remzi Kitabevi, Istanbul, 15. Basım, 2002.