Çocuklarda Feraset ve Basiret Oluşumu

Psk. Şerife Zehra Yiğit

 

Yüksek algı ve farkındalık kabiliyetine feraset diyoruz. Feraset yoluyla olayların arkasındaki maksatları anlayarak tedbirler alabiliriz. Basiret ise gerçekleri görüp sezebilme yeteneğine verdiğimiz isim. Bu iki meziyet birbiriyle iç içedir ve çeşitli çabalarla geliştirilir. Ciddi zaman ve ihtimam gereken çocuk eğitiminde basiret ve feraset yollarını açmak başka bir deyişle; yüksek algı ve sezgi yeteneklerini ilmek ilmek işlemek her ebeveynin öncelikli görevlerinden olmalıdır.

2-6 yaş arasında çocuklar sosyal ilişkinin nasıl kurulduğunu, ev dışındaki insanlarla, özellikle de yaşıtlarıyla nasıl vakit geçirileceğini öğrenmeye başlar. Bu dönemde uyum ve işbirliği gelişir. İlk sosyalleşme döneminin sağlıklı olabilmesi için çocukların kendi davranışlarını nasıl geliştirebileceği hakkında yeterli bilgiye sahip olması gerekir. 6-13 yaş arasında ise mantıksal düşünme süreci başlar. Bu dönemde amaç çocuğun bir davranışta bulunduğunda bunun sonuçlarını değerlendirebilecek eleştirel bakış açısına sahip olmasını sağlamak olmalıdır. Evlatlarımıza algı, sezgi ve farkındalık gibi kavramları öğretebilmek için neler yapılabileceğini maddeler halinde ele almaya çalışalım. Unutmayalım, tüm bunları gerçekleştirebilmek için öncelikle aile ortamı içinde denge ve duygusal etkileşim olmalıdır.

– Her aile bireyi üzerine düşen sorumluluğun bilincinde olmalıdır. Ancak bu şekilde, sağlam bir kişilik yapısından söz edebiliriz.

–  Ev içinde olayların analitik biçimde tartışıldığı bir zaman dilimi olmalıdır. Çocukların bunu sıkıcı bulacağını düşünmeyin. Aksine bu onların ilgisini çekecektir. Her birey o gün yaşadığı olayları anlatarak bu durumun nedenlerini, sonuçlarını, farklı davranılsaydı ne gibi değişimlerin olabileceğini konuşmak aile içi iletişimi kuvvetlendirir. Diğer yandan çocukların algı ve farkındalık kabiliyetlerini geliştirmesine olanak sağlar.

– İnsanlar arası ilişkilerin nasıl olması gerektiği ve her bireyin kendi gibi değerli olduğu her fırsatta ifade edilmelidir. Bunu fark edemeden büyüyen yetişkinler bencil ve duyarsız olacaktır.

– Toplumsal kurallara uymak gerektiği ve uymamanın ne gibi sonuçlar doğuracağı örneklendirmelerle anlatılmalıdır. Aynı şekilde öğretici hikâyeler yoluyla da olaylardan doğru çıkarım yapmasını sağlamak algıyı artırabilir.

– Çevrede gelişen olaylar birlikte analiz edilmeli, arkadaşlarıyla olan ilişkileri veya arkadaşlarının birbirleriyle ilişkileri tartışılarak kritik edilmelidir.

– Zaman zaman beğendiğimiz, kıymetli gördüğümüz kişilerden bahsederek, onların yaşam öykülerini birlikte okumak, değer verme nedenlerimizi anlatmak sahip olduğumuz insani değerleri çocuğa aktarma yoludur. Çocuklar zaman içerisinde bu değerlere sahip olmak için çaba harcamaya ve o kişilere benzemeye çalışacaktır.

– Çocuğun sorularına yaşına uygun şekilde kısa, net ve doğru cevaplar verilmeli. Cevap verirken dışlamadan ve ayıplamadan sabırlı olunmalıdır. Çocuklar meraklı ve ilgilidir. Bu merakı söndürmeden canlı tutarak sorularına yanıt verilmelidir. Sorularının cevabını aile içerisinde bulamayan çocuk bu bilgiyi yanlış kaynaklarda arama yoluna gidebilir.

– Zaman zaman çocuğu yönlendirerek sorularının cevabını kendi başına bulması desteklenmelidir.

– Yaşadığı bir sorunu paylaştığında sorunun çözümü için çaba harcaması sağlanmalı ve yol göstererek cesaretlendirilmelidir.

– Çocuk kaç yaşında olursa olsun kendini yönetmesine imkân sağlanmalıdır. Örneğin para harcamaları konusunda plan yapmalarına ve harçlıklarını kendilerinin yönetmesine destek olunabilir.

– Çocuklar hakkında verilecek kararların akla uygun ve tutarlı olmasına özen gösterilmelidir. Kararlar çocuklara yansıtılırken mantıklı açıklamalarda bulunulmalı ve kısa ve öz biçimde ifade edilmelidir.

– Çocuklara sınırlamalar getirirken davranışlarının kabul görmeme nedenlerini ve bu davranışın kendini veya diğer insanları nasıl etkileyebileceğini düşünmesi sağlanmalıdır. Burada amaç sadece olumsuz davranışları göstermek değil, hatalarını kendi başına fark edip analiz etmesini de sağlamaktır.

–  Çocuklara iyi birer örnek olmak gerekir. Çocuklar sadece ebeveynlerini değil çevresindekileri de örnek alacağı için onlara mümkün mertebe kötülüklerden uzak, iyiliğin olduğu ortamlar sunulmalıdır. Elbette yaş ilerledikçe kötülüklerden uzak tutmak zorlaşır. Bu yüzden küçük yaşlarda doğru karakter eğitimi verilerek çocuğun doğasında bulunan güzellikler meydana çıkarılmalıdır.

– Çocuğa doğru ve yanlışları düzgün biçimde ifade etmek gerekir.  Çocuklar için sözler değil uygulamalardır etkili olan. Bu sebeple örneğin “yalan söylemek kötüdür, dürüst olmalısın”  demek yerine her şartta doğru sözlü olarak iyi örnek olmak çok daha etkilidir.

– Okul ve arkadaşlıklar çocuğun zihinsel gelişiminde son derece etkili olduğundan sürekli irtibat halinde olunmalıdır. Çocuklara doğru arkadaş seçimi konusunda baskı yapmadan yardımcı olunmalıdır.

 

Çocuklara bağırmak, fiziksel şiddet uygulamak onları düşünmeye sevk etmenin aksine yoğun bir öfke duymalarına neden olur. Hâlbuki amaç analitik düşünmelerini ve doğru ile yanlışı kendi başlarına ayırt edebilecek olgunluğa gelmelerini sağlamak olmalıdır.