ÇOCUKLARA RAMAZAN BİLİNCİ ve MANEVİ KİMLİK KAZANDIRILMASI

Çocuklara dini sevdirerek öğretmek ve onlara İslâmî kimliklerini kazandırmak elbette çok zordur. Bu iş zor olduğu kadar da uzmanlık gerektirir. Çocuk eğitimi ile ilgili bu husus ayrı bir konudur. Bu sebeple buradaki açılımda konu din eğitimine kaydırılmamalıdır. Buradaki açılımda ele alınabilecek temel husus, çocuğun İslâmi kimliğinin oluşmasında Ramazan atmosferinden yararlanma konusudur. Bunun için en başta çocuklara Ramazanı sevdirmek gerekir.
Ramazanı, onlara İslâm’ın kültürel kodlarını aktarabilmek için bir vesile edinmenin yollarını aramaktır.
Konunun açılımı bazı vurgularla sürdürülebilir. Bu vurgular birkaç başlıkla ele alınabilir. Bu vurgular, çocuğun temiz fıtratı, onun emanet oluşu, bu emanete riayet bilinci, bunun için sevgi, ilgi, şefkat, merhamet ve buna dayalı bir kimlik aşısı üzerine olabilir.

Fıtrat vurgusu:

Konunun açılımına çocukların temiz fıtratlarına vurgu yapılarak başlanabilir. Bu konudaki bazı vurgular şunlar olabilir:
* Hz. Muhammed (as), çocukların tertemiz bir yaratılışla dünyaya geldiklerini ifade etmişlerdir. Tertemiz bir şekilde dünyaya gelen yani fıtrat üzere yaratılan çocukların hareket, tavır ve gidişatlarını şekillendiren anne, baba ve içinde yaşadığı sosyal ve kültürel çevredir. Çocuk, başta anne ve babası olmak üzere çevresindeki büyüklerin kendisine aşıladıkları değerleri ve davranış modellerini benimser ve ona göre şekil almaya başlar.
* Çocukların, doğuştan getirdikleri temiz fıtratlarını koruyabilecekleri ortamlar içinde yetişmeleri büyük önem taşımaktadır.

Emanet Vurgusu

* Hz. Peygamber ‘in bize bıraktığı esaslara göre çocuklar, başta anne baba, diğer yakınlar ve idareciler olmak üzere, sorumluluk silsilesi dahilinde İslam toplumunun elinde emanettir. Bu emanete riayet için onların, bedenen ve ruhen sağlıklı yetiştirilmesi gerekir. Müslüman bir çocuğun ruhen sağlıklı yetişmenin temel şartı, İslâmî kimlikle yetişmesidir.

İslâmi Kimlik Kazandırma Vurgusu

* “Ağaç yaşken eğilir” atasözünün de işaret ettiği gibi çocuğun İslâmi kimliği özümsemesinin en elverişli zamanı, çocukluk yaşlarıdır.
* İnsanın çocukluk dönemi, hayatının gençlik, olgunluk ve ihtiyarlık gibi diğer dönemlerini de etkilemektedir. Hayatın diğer evrelerine nispetle çocukluk dönemi, binaya nispetle binanın temeli gibidir. Binada temel ne kadar önemli ise, insan hayatında da çocukluk dönemi o kadar önemlidir. Sağlam bir temele oturan bina, sağlam bir şekilde ayakta durur. Bunun için çocukluk yaşında kazanılan islâmî kimlik kolay kolay silinmez.
* Eğitim pedagojisi açısından bakıldığında hiç şüphesiz, çocuklar üzerinde sözlü uyarılardan daha çok örnek davranışlar etkilidir. Çünkü kendisine karşı dürüst davranılan bir çocuk dürüst davranmayı, kendisine güzel davranılan bir çocuk güzel davranmayı öğrenir. Bu sebeple örnek davranış, en etkili eğitim ve terbiye yöntemidir. Ramazan ayı, bu açıdan oldukça müsait bir ortamdır.
* Yaşına, seviyesine ve anlatılacak dini konunun mahiyetine göre küçük yaşlardan itibaren çocuklara din eğitiminin verilmeye başlanması gerekir. Fakat en önemlisi, aklı ermeye başladığı andan itibaren İslam ahlâkının, çocuğun kişiliğinin ayrılmaz bir parçası haline gelmesi için, onu özümseyerek benimsemesini sağlamaktır.
* Ramazan ayı çocuğun İslâmi kimlik aşısı yapılabilmesi için önemli bir fırsattır. Çünkü ramazanda yoğun bir dini hayat vardır. Oruç, zekat, sadaka, teravih, Kur’an tilaveti… Ramazanda Müslüman hanelerde önemli bir değişim yaşanır. İftar gelir, sahur gelir. Ramazan öncesi evleri tatlı bir heyecan ve telaş kaplar. Alınmayan müstesna yiyecekler o ayda borç harç alınır. O ayda, yemeklerin, tatlıların sayısı ve çeşidi çoğalır. Bütün bunlar çocuklar için çekici ilgilerdir. Onun bu ilgisini değerlendirerek ona Ramazanı, camii cemaati ve Kur’an’ı sevdirmenin yolları aranmalıdır.
* Çocuklara oruç tutmak büyük zevk verir. Açlığın zorluğunu göze alarak ailesine kendisini ispat etmeye çalışır. Tahammül edebilecek yaşa gelince onun bu heyecanı yaşamasına yardımcı olmak gerekir. İftar sofradaki, mutluluğun en küçük üyesi olarak onun iftar mutluluğunu tatmasını sağlamalıdır. hevesini kırmamak ve coşkusuna O gün oruç tutar.
* İftarıyla, sahuruyla, teravih namazıyla, okunan mevlitlerle çocuklar Ramazanı severler. Bu atmosferden yararlanarak çocukların Ramazan maneviyatını doya doya yaşamalarını sağlamalıdır.
* Tuttuğu oruç veya kıldığı namazdan dolayı tebrik edilen ve ödüllendirilen çocuk dini sever. Bütün bunlar hafızasına nakşedilir.

KAYNAK: DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU DR.EKREM KELEŞ