Çocuklar ve Cömertlik

Cömertlik denince aklıma Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri gelir. Dört çeşit cömertlikten bahseder: Mal cömertliği, can cömertliği, ten cömertliği ve gönül cömertliği… Cömertlik dediğimizde akla ilk gelen mal cömertliğidir ki sahip olunan paranın veya malın tükenme korkusu olmadan paylaşılması demektir. Can cömertliği ise nefsini, canını ortaya koyarak feda edebilmektir. Ten cömertliği de kişinin bedeni, emeği ve ilmiyle insanların faydasına hizmet etmesidir. Gönül cömertliği ise hüsnü zan sahibi olarak insanları sevmeyi, Allah’ın rızasını kazanabilmek adına her şeyini feda edebilmektir.

Gönül ister ki biz ve evlatlarımız Hacı Bektaş-ı Veli’nin bahsettiği cömertlik seviyelerine erişelim, birer sahavet timsali olalım. Fakat ne acıdır ki yaşam içerisinde her halimizle çocuklarımıza örnek olduğumuzu unutuyoruz. İnsanların arkasından konuşmayı alışkanlık haline getiren bizler, alışveriş yaparken oldukça eli açık olabiliyorken yardım söz konusu olduğunda tereddüt ediyor; saatlerimizi dizi ve film başında geçirebiliyorken kitap okumaya ve öğrenmek için araştırma yapmaya bir türlü vakit bulamıyoruz. Hâlbuki çocuklar için doğru olan, çoğu zaman anne babasının yaptığıdır. Sürekli ebeveynlerini taklit etmeye çalışmaları bu yüzdendir. Bu sebeple doğru rol model olabilmek için önce kendi davranışlarımıza çeki düzen vermemiz gerekir.

Çocuklar karşıdakinin ihtiyaçlarını ve duygularını 4-5 yaşlarına kadar pek idrak edemezler. Her şeyin kendilerine ait olduğunu düşündükleri için paylaşma konusunda da sıkıntı yaşarlar. Ebeveynler olarak çocuğumuz bir oyuncağını ya da elindeki yiyeceğini paylaşmadığında utanır, sıkılırız. Ancak bu durumun normal ve doğal bir süreç olduğunu bilmek önemlidir. Çocuğun paylaşma noktasında yaşadığı endişe ve öfke halini doğru yorumlayamayıp tepkisel davranmak, ihtiyaç sahipleri hakkında farkındalık kazandırma konusunda yeterli olamamak, paylaşım eğitimi için yakalanan fırsatları değerlendirememek çocuğun zihninde cimrilik ve bencillik gibi olumsuz duyguları pekiştirebilir.

Paylaşma konusunda zorlayıcı ve baskıcı olmamak altın kuraldır. Zira baskı ters tepkiye neden olur. Elinden oyuncağı çekmek, tehditle onu vermeye zorlamak veya ceza vermek yanlış davranış biçimleridir ve çocuğun direnç göstermesine neden olur. Şefkatli ve destekleyici bir üslupla yaklaşarak kararı ona bırakmak faydalı olabilir. Eve gelecek bir misafirle paylaşım yapması isteniyorsa paylaşılacak oyuncaklara misafir gelmeden önce birlikte karar verilebilir. Çocuklar 3 yaşına kadar elindekini verdiğinde geri alacağından emin olamayabilirler. Gün içinde oyuncağını isteyip bir süre sonra geri vermek gibi uygulamalarla bu konuda güven verilebilir. Böylelikle oyuncağını geri alabileceğini öğrenmiş olur.

Dünyanın dört bir yanında zorluk çeken yaşıtlarını zaman zaman hatırlatmak yarar sağlar. Oyuncaklarını, değer verdiği eşyalarını paylaştığında takdir etmek ve yardım esnasında hissettiklerini ifade etmesini sağlamak duygularına karşı farkındalık yaratır. İhtiyaç sahiplerine ya da sevdiklerimize hediye hazırlarken onları da işe dâhil edip bu konu üzerinde sohbet etmek de faydalı olacaktır.

Bir diğer yararlı uygulama ise yardım kumbarası veya kutusu kullanmaktır. Çocuk harçlığının, oyuncak ve kıyafetlerinin az da olsa bir bölümünü bu kutuya koyması için teşvik edilebilir. Bunu neden yaptığı anlayacağı bir dille yaşına uygun şekilde ifade edilmelidir. Zaman içerisinde yardım etmenin lezzetine varacak ve bunu bir meleke haline getirecektir. Ayrıca paylaşma, yardım, cömertlik temalı hikâye, masal ve oyunlar kullanılabilir. Mesela ürettiği balları paylaşan bir arının ne kadar mutlu ve huzurlu hissettiği çeşitli betimlemelerle anlatılabilir. Evcilik oynarken yardım davranışını destekleyici ortamlar hazırlanabilir.

Aslında çocukları olumluya ve güzele yönlendirmek kolaydır. Sanırım bizler bu durumu zorlaştırıyoruz. Fıtratımızda var olan bu duyguları kendimizde yeşerterek evlatlarımızın zihinlerine zerk edebilmek biraz emek ve sabırla mümkün olacaktır. Yeter ki isteyelim ve irade gösterebilelim.

Psk. Şerife Zehra Yiğit