Çifte Kültür

Ağustos 1985

Muhterem hanımefendiler,

Ülkemizde birbiriyle çarpışan iki ayrı kültür var: Biri gıdasını; tarihten, İslâm dininden, örf ve ahlâkımızdan alan kendi öz kültürümüz; diğeri ise Batıgelen, bünyemize ters, yabancı tesirlerle oluşan, gelişen alafranga kültür.

İkinci (alafranga) kültür ülkemizdeki yabancı okullarında veya doğrudan doğruya dış ülkelerde okuyan münevverlerle temsil edilmekte ve beslenmektedir. Büyük malî imkânı olan ailelerden gelen bu okulların mezunları çoğunlukla devletin yüksek bürokrasisinde, iç ve dış politikada görev aldıklarından tesirleri yaygın, nüfuzları derin olmaktadır. Çünkü bu kişiler, devletin büyük imkânlarını da sakim (hatalı) yetişme tarzlarına uygun olarak yönlendiriyorlar.

Birinci ve öz kültürümüz ise uzun seneler ihmal edilmiş hatta horlanmıştır. Doğru yolda oldukları, hakkı tuttukları ve kahir çoğunluğa sahip bulundukları halde seneler senesi toparlanamamışlardır. Çünkü basın-yayın, radyo-televizyon elemanları, milli eğitimin kadroları, fikir kodamanları öz kültürümüze hasım, dertli milletimize bigâne, sosyal meselelerinizi kavramaktan uzak, halkımızın istek ve dileklerini sezmekten, milli selamet ve bekâmızı sağlayacak kaynakları harekete geçirmekten aciz, aşktan, sevgiden, idealden yoksun, ruhsuz materyalist kimselerdir.

Öz benliğimizi, sadece Allah’tan korkan, mesuliyetini müdrik dindarlar, hakiki mürşitler ve onlara bağlı boynu bükük, gözü yaşlı, dili zikirli, kalbi pak dervişler koruyorlar.

Açık seçik misallerle göz önüne sermek gerekirse şu geçen Ramazan’daki ilahî hayatımız, öz kültürümüzün; tatil aylarındaki çılgın plaj yaşantıları ise alafranga kültürün tezahürüdür. Dinî neşriyatımız, örtümüz, tesettürümüz, öz kültürümüzün; korkunç müstehcen neşriyat, açıklık-saçıklık-çıplaklık alafranga kültürün eserleridir. Ahlâkımız, âdabımız, nezaketimiz, zarafetimiz, insanlığımız, sevgimiz, sabrımız, merhametimiz öz kültürümüzün; edepsizlik, saldırganlık, dinsizlik, cinsel çılgınlık, küstahlık, saygısızlık, vurdumduymazlık, sahtekârlık, rüşvet, içki, kumar, afyon, esrar, hippilik… alafranga kültürün neticesidir.

O halde kokuşmuş Batı’yı körü körüne taklidi bırakalım. İş işten geçmeden dünya başımıza göçmeden, özümüze dönelim. Kadınlar olarak da dinimiz, imanımız için çalışıp cihat edelim. Çocuk yetiştirmede, giyimde kuşamda, yemede içmede, ev-aile davranışlarında, hayat tarzında, tefekkür ve zihniyette Rabbimizin rızasına en uygun şekli arayıp tatbik edelim.

Prof. Dr. M. Es’ad Coşan (rha)’ın Kadın ve Aile Dergisi Başmakalelerinden alınmıştır.