Çevre ve Değişim

unnamed

Her birimiz toplumda bir yere sahibiz; ama acaba bu yerimiz olmamız gereken yer mi? Yeryüzünde bize sunulan imkânlar, Yaratıcı’nın muradına uygun bir konumda bulunmadığı için verimli kullanımı mümkün görünmüyor. Çok üretip çok tükettiren küresel anlayış “yeterince üretip israf etmeden kullanma” anlayışına çevrilmedikçe fıtri denge sağlanamayacak.

İnsanlar yeryüzünün kendilerine emanet edildiğini,”Yaradan’ın Halifesi” sıfatını taşıdıklarını hep unuttular. Yaradan, yeryüzüne gönderdiğinden bu yana merhametinden dolayı bizi çeşitli “Uyarıcılar” ile durmamız gereken çizgiye çekmeyi muradetti. İnsanoğlu yaradılışı gereği hep unuttu… Tabiatın, ailenin, dostların, akrabaların, hayvanların birer emanet olduğunu unuttu… Şeytanın ayartmasıyla hep kazanmak, kazandıkça yönetmek, yönetmenin verdiği hazla kendine, diğerlerine ve tabiata zulmetti. Bunu cehaletinden ve zulme meyilli olmasından dolayı yapageldi.(Ahzab-72) Bu kısır döngü iç dünyasında bir türlü teskin olmayan huzursuzlukları tetikledi durdu. Ne zaman fıtrata uygun yaşamaya irade gösterdi ancak o zaman mutlu oldu, mutlu etti.

Tabiatın dengesi, Dünya ve ahret mutluluğu bakımından önemli. Bu denge insanoğlu olarak hiçbir zaman bizim lehimize bozulmuyor. Bu dengenin korunması için “önce insaf” diyen uyarıcıları dinleyen ve irade eğitiminden geçmek için “değişime karar veren” insanların sayısının artması şart. Değişim için içimizde, yaradılıştan gelen bir güç var: İrade! Değişime karar vermek, azık hazırlamak, yola koyulmak ve yolda sebat etmek gerek.

Her güzelliğin korunması, her iyiliğin sürdürülmesi, her türlü mutlu sona erilmesi tabii dengenin korunmasına ve bunun için değişime muhtaçtır. Değişim ise irade ve irade eğitimine bağlıdır. İrade eğitimi çocukken kazanılması çok kolay ve kalıcı bir olgudur.”Çocuklarımızı en iyi yatırım aracı olarak görmek” durumundayız. Bunun gerçekçi olabilmesi ise onların iradelerinin güçlenmesine yatırım yapmakla olacağını hemen görebiliriz sanırım. Çevreye, insanlara, olaylara ve fikirlere olan duyarlılıklarının gelişmesi onların iradelerinin güçlü olmasıyla doğrudan bağlantılı. İhtiyacı kadar tüketen, fazlasını paylaşan, israf etmeyen, doğayı koruyan insanlar olmaları için ciddi bir irade eğitiminden geçmelerini sağlamaktır görevimiz.

Bizler iradesi çeşitli dış etkilerle planlı bir şekilde zayıflatılmış, edilgen insanlar olmak durumundan kurtulmakla yani değişime karar vermekle işe başlamalıyız. Ancak bu durumda ahret için yatırım kapımız olan çocuklarımıza da güçlü iradeli, fıtrata uygun, erdemli bireyler olmaları yönünde eğitim verecek bir kıvama gelebiliriz. Değişime karar verelim ve buna bilgimizi artırmakla başlayalım…

” Kendimizi, genç ya da ihtiyar, kadın ve erkek ayırımı yapmadan, suni mazeretler üretmeden her gün, her an eğitelim ve sürekli geliştirelim”.

Çevrenin, doğanın, doğal dengenin korunması için çaba sarf etmek yüksek bir erdem. Çocuklarımızın ve kendimizin bu erdemi kazanmak ve korunmasına çalışmak bizim daha mutlu olmamızı sağlayacak bir aksiyondur. Küresel denge bozucuların aksine iyi insanların denge koruyucu ve dengesizliği önleyici çabası en önemli alamet-i farikadır. Değişim, şimdiye kadar ki çarpık bakışımızı Yaradan’ın bizden memnun olacağı fıtri düzleme gelmemizi sağlayacak bir iradedir. Ve değişim, fıtri çizgiye gelmek kadar diğerlerinin gelmesi için çaba sarf etmede bize kapı aralayacak olan bir olgudur aynı zamanda.

“Bence İslâm ahlâkı budur, tasavvuf âdabı budur, insanlık icabı budur, yeryüzünde halifetullah olmak böyle olur, mârifetullah böyle oluşur, muhabbetullah böyle gelişir. İnsan Allah’ı sevince, O’nun mahlukâtını da kaza ve kaderini de emr ü nehyini de kahr u lütfunu da sever, “Neylerse güzel eylediğini” anlar…” (MEC. Panzehir 37/1997)

Erhan Bağ

Mart 2014 Başakşehir