Cennet Ve Cemâlullah

cemalullah

“Güzel amel işleyenlere, daha güzel karşılık ve fazlası var. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de horluk. İşte onlar cennet ehlidirler. Orada ebedi kalacaklardır.” (Yunus Suresi, 26. Ayet)

Güzel amel işleyenlere” yani amellerini gerektiği şekilde yapanlara… Gerektiği şekil ise amellerin zâtî açıdan güzel olmalarını gerektiren vasfî güzelliklerdir. Hz. Peygamber (s.a.v.) bunu şöyle tefsir etmiştir: “Allah Teâlâ’ya O’nu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da, O seni görüyor.”

Allah’ı görüyormuş, onunla berabermiş gibi ibadet etmek ancak O’ndan başka her şeyin kalpten uzaklaşması ve başka şeylerle ilgili düşüncelerin gerçekten ortadan kalkmasından sonra mümkün olur. Bu durumda mana şöyle olur: “Amellerini gösterişten kurtararak, kalplerini ise Allah Teâlâ’dan başka varlıklardan arındırarak yapanlara daha güzel karşılık, daha güzel sevap ve Allah’ın lütfundan olarak bu sevaptan daha fazlası var”. Nitekim Allah Teâlâ lütfundan onlara fazlasını da verir. (Fatır, 30) Bu bakımdan sevap Allah’ın amellere karşılık olarak verdiğidir. “Fazlası” ise amellere karşılık olmaksızın verdiğidir. Her ikisi de Allah’ın fazl u keremindendir.

Âlimlerin çoğunluğuna göre “daha güzel karşılık” cennet, “fazlası” ise Allah’a kavuşmak ve onun kerim yüzüne bakmak, cemalini seyretmektir.

Rasulullah (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:

“Cennetlikler cennete girdiğinde Allah Teâlâ: “Daha fazla vermemi istediğiniz bir şey var mı?” buyurur. Cennetlikler:

“Ya Rab, yüzlerimizi ağartmadın mı? Bizi cennete sokmadın mı? Cehennemden kurtarmadın mı?” diye cevap verirler.

Bunun üzerine Cenab-ı Hakk onlarla arasındaki perdeyi kaldırır. Cennetliklere, Rab’lerine nazar etmekten daha sevimli bir nimet verilmiş değildir.”

Rasulullah daha sonra bu ayeti okudu: “Güzel amel işleyenlere, daha güzel karşılık ve fazlası var.”

Allah Teâlâ mü’minlerin amellerinin karşılığını verdikten sonra mü’minlerden dilediğine rahmetiyle muamele eder. Onların hepsinin ecirlerini tastamam verir, fazlından kat kat fazlasını ilave eder. Yasin-i Şerif suresinin şu ayetleri Allah Teâlâ’nın cennetliklere olan ikramını beyan etmektedir:

“Doğrusu cennet ehli o gün, güzel bir meşguliyet (nimet ve saadet) içinde zevklenmektedirler. Onlar ve eşleri, gölgelerde koltuklara (kurulup) yaslanmışlardır. Onlar için, orada taze meyve(ler) ve istedikleri her şey vardır. Rahîm olan Rabb’in katından (onlara) söylenen söz “selâm”dır.” (Yasin Suresi, 55 – 58. Ayet)

Cennet ehlini yüceltmek için Allah Teâlâ tarafından melek vasıtasıyla veya vasıtasız olarak selam verilir. Bu makam övgü makamıdır. Çünkü bu söz merhametli Rab’den sadır olmaktadır. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:

“Cennet ehli nimetler içindeyken birden üzerlerinde bir nur parlar. Başlarını kaldırır bakarlar ki üzerlerinden Rab Teâlâ kendilerini cemalinin şerefiyle şereflendirmiş, “ey cennet ehli! Selam üzerinize olsun” buyuruyor. İşte “Rahim olan Rabb’in katından (onlara) söylenen söz “selâm”dır.” ayeti bunu anlatmaktadır. Allah Teâlâ onlara nazar eder, onlar da O’na nazar ederler. O’na nazar ettikleri sürece cennet nimetlerinden hiçbirine iltifat etmezler. Nihayet Allah onlardan perdelenir de O’nun nuru ve bereketi bulundukları yurtlarında onlarında üzerlerinde kalır.”

Fahrunnisa Nur