Bosna Hersek

Bosna Hersek çok kültürlü bir ülke.

1992 Nisan’ında başlayan savaştan önce Bosna Hersek Sosyalist Cumhuriyet’i döneminde yapılan nüfus sayımında başkent Saraybosna nüfusunun yüzde 50’sini Boşnak kökenli Müslümanlar, yüzde 30’unu Sırplar, yüzde 17’sini ise Yugoslav ve Hırvatlar oluşturuyordu. Bugün Saraybosna’da yüzde 80 oranında Boşnaklar bulunsa da Sırplar, Hırvatlar ve diğer azınlık etnik gruplar da burada yaşamlarına devam etmekteler. Eğer ilkbahar sonu gibi turizm yoğunluğunun yüksek olduğu bir dönemde gitmediyseniz, sokaklardaki insan sayısının azlığı dikkatinizi çekecektir. Bunun nedeni, soykırımda yiten yaşamlar ve savaş sırasında pek çok kişinin evlerini terk ederek göç etmek zorunda kalması.

Coğrafyası, havası ve ara sokaklarının sessizliğiyle dinginlik ve huzur bulacağınız bu ülkenin yeniden yapılandırılmamış olan bölgeleri, binalardaki kurşun izleri ve insanlarının hatırında çok taze olan savaş günleri ile gezginlere buruk ama derin bir farkındalık sağlamakta. Sarajevo (Saraybosna) Havalimanı’na inişimizin ardından konuştuğumuz neredeyse her Bosnalının ilk bahsettiği konu savaşa, savaşın hayatlarında ve ülkede silinmeyen etkilerine dairdi. Bosnalıların savaşa rağmen güçlü, nazik, içten ve dirayetli hallerini görmek gezimizi sadece coğrafya, kültür ve tarih gezisi olmaktan çıkarıp büyük bir hayat dersine dönüştürdü. Bir arada yaşamaya devam eden ve geçmişin süreğen etkilerini hoşgörü ve birliktelikle silmeye çalışan Boşnak, Sırp, Hırvat ve diğer azınlık milletlerden Bosnalılar, herkese büyük bir umut aşılıyorlar. Eve dönerken yanınızda götüreceğiniz en çarpıcı anıları Bosnalılarla konuşarak kazanabileceğinizi hatırlatarak başkent Saraybosna’yı anlatmaya geçelim.

Saraybosna (sarajevo)

İstanbul’dan yaklaşık iki saatlik bir uçak yolculuğu ile ulaşabileceğiniz Sarajevo Uluslararası Havalimanı’ndan şehir merkezine geçişiniz araba ile yaklaşık 20 dakika sürüyor. Havalimanındaki taksiler normal fiyatın çok üstüne çıktıkları için konaklayacağınız otelin ücretsiz havalimanı erişimi sağlamasına dikkat etmekte fayda var; bu size dönüş yolculuğunda da büyük rahatlık sağlayacaktır. Şehir merkezine yaklaştıkça Saraybosna’nın yüksek tepelerle çevrilmiş ama basıklık hissi vermeyen engin ova görünümünü fark ediyorsunuz.  Yeşili ve akarsuyu bol bu ovada gökyüzünün derinliği(derin maviliği) bambaşka.

Şehre gelenlerin ilk tercihi, genellikle Başçarşı denilen tarihi şehir merkezini keşfe çıkmak. Şehrin en önemli simgelerinden biri Vali Hacı Mehmet Paşa tarafından 1753 yılında yaptırılan Başçarşı Sebil çeşmesi.  Çeşme bugünkü yerine 1891 yılında Çekoslavakyalı Mimar Alexander Wittek tarafından taşınmış. Çarşı girişindeki bu Sebil Çeşmesi çevresinde pek çok hediyelik eşya dükkânı bulunuyor.

Başçarşı’da bulunan diğer önemli tarihi yapılar arasında 16. yüzyılda inşa edilen Gazi Hüsrev Bey Külliyesi bulunuyor. İnşasına 1530’larda başlanan bu yapının medrese, camii, türbe kısımları bugüne kadar korunmuş ancak kütüphane, tekke, sıbyan mektebi binaları günümüze ulaşmamıştır. İç savaş sırasında büyük oranda tahrip edilen Külliye, 1996 yılında başka ülkelerden alınan yardımlarla orijinaline uygun olarak restore edilmiştir. Yapıda göze çarpan önemli detaylardan biri büyük kesme taşlar kullanılması.  Bu camiinin hemen yanında bulunan Sancak Beyi Gazi Hüsrev Bey’in yaptırdığı Sahat Kula (Saat Kulesi) görmek isteyeceğiniz diğer bir yapı.

Başçarşı’nın Sebil kısmından Miljacka Nehri’ne doğru yürüyerek bu nehir üzerinde bulunan, 1. Dünya Savaşı’nı başlatan, Avusturya Macaristan İmparatorluğu veliahdı Franz Ferdinand ve eşinin bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi olayının geçtiği meşhur Latin Köprüsü’nü görebilirsiniz.

Saraybosna kuşatması sırasında, yiyecek, savaş mühimmatı ve şehirden çıkmak isteyenlerin o sırada Birleşmiş Milletler kontrolünde olan havalimanına ulaşımını sağlamak için 1993’te Bosna Ordusu tarafından kazılan Umut Tüneli artık bir müzeye dönüştürülmüş. Şehrin Bosnalıların kontrolünde olan kısımları ve Sırp güçleri tarafından kuşatılmış yaklaşık 1 kilometrelik bu bölge arasındaki tek geçişin savaş sırasında varlığı oldukça gizli tutulmuş. Çoğu ülkeden farklı olarak Bosna Hersek’te pazar günleri çoğu müze kapalı oluyor; ancak Umut Tüneli’ni Pazar günleri de ziyaret edebileceğiniz belirtelim.

Gün batımına doğru Aliya İzzetbegoviç’in de metfun bulunduğu şehit mezarlığını ziyaretin ardından, şehitliğin üst kapısından çıkarak çok yakında bulunan Žuta Tabija (Sarı Kale) adı verilen seyir tepesinden şehrin panoramik görüntüsünü deneyimleyebilirsiniz. Gün batımını buradan izleyenler hayli çok olsa da, benim önerim tepenin hemen ilerisinde bulunan ve oldukça hoş lezzetler sunan Caffe Kamarija’da çayınızı yudumlarken izlemeniz yönünde.

Başçarşı’dan, Boşnakların meşhur “burek”(börek)lerinden tatmadan ayrılmayın. Bosnalılar sadece kıymalı türde olan börekleri burek olarak adlandırırken ıspanaklı ve peynirlilere “zeljanica” diyorlar. Et yemekleriyle de meşhur Bosna’da helal et tüketmeye dikkat ediyorsanız restoranlara sormanızı öneririm çünkü çeşitli dinlere mensup insanların bir arada bulunduğu bu ülkede yaşam pratikleri de çok çeşitli.

Konjic ve Mostar Köprüleri

Mostar Köprüsü için Saraybosna’dan ayrılırken planlarınıza yaklaşık 4000 yıllık bir yerleşim yeri olan Konjic kentini de eklemelisiniz. Konjic’te inanılmaz güzellikteki Neretva nehri üzerinde bulunan Konjic Köprüsü 17. Yüzyılda, Sultan IV. Mehmet’in saltanatı sırasında Osmanlı mimarisine uygun olarak inşa edilmiş. İç savaş sırasında büyük oranda hasar gören bu köprünün restorasyonu 2009 yılında tamamlanmış. Şehirde yine pek çok anıt mezar bulunuyor.

Konjic Köprüsü

Saraybosna’dan yaklaşık 2 saat uzaklıktaki Mostar Köprüsü, Neretva Nehri üzerindeki ikinci durağımız. Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle 9 yılda yapılan Mostar Köprüsü şehre hayat veren bir yapı. Köprünün çevresinde bulunan sokakların taş yolları ve binaları korunarak eski şehir merkezinin görünümü muhafaza edilmiş. Savaş sırasında Köprü panellerle kaplanarak top ateşlerinden korunmaya çalışılmış ancak 1993’te tamamen yıkılmış. Köprünün özellikle hedef alınması çok kültürlü bir şehir olan Mostar’ın etnik bölünmesinin simgesi gibi. Yeniden yapılırken yıkılan kısımlar için kullanılan taşların daha açık renkli olmasından, Köprü’nün aldığı hasarın boyutlarını anlayabilirsiniz.

Mostar Köprüsü

Neretva Nehri’nin kaynaklarından Buna Nehri’nin doğduğu yerde bana göre Saraybosna’nın en etkileyici noktası olan Blagaj Tekkesi bulunuyor. Yamacın dibinde ve suyun hemen bitişiğindeki bu tekkenin birkaç adımlık merdivenlerinden inerek Buna Nehri’nin ferahlatıcı suyundan içebilirsiniz.  15. Yüzyılda Bektaşi Tekkesi olarak kurulan bu tekke bugün Nakşibendi tekkesi olarak hizmet veriyor. Sarı Saltuk ve Âşık Paşa Hazretlerinin makamlarını burada ziyaret edebilirsiniz.

Blagaj Tekkesi

Počitelj Köyü

Saraybosna’ya dönmeden önce son olarak Počitelj (Poçitel) Köyü’ne uğruyoruz. Tepeye doğru çıkarak Gavran Kapetanovic Kula’ya ulaşılıyor. Kalenin büyük kısmı harabeye dönüşmüş ama kuleye çıkarak muhteşem manzaraya şahit olabiliyorsunuz. 600 yıllık bir masal kasabası Počitelj’de zaman siliniyor, Arnavut kaldırımlı yokuşlarda saatlerce kaybolmak istiyorsunuz. Vaktiniz kalırsa buradaki Saat Kulesi (Sat Kula), Şişman İbrahim Paşa (Hadži-Alijina Džamija) Camii’yi ziyaret etmelisiniz.

Konjic, Mostar, Blagaj ve Počitelj’i kişi başı 50-60 Euro gibi bir fiyata, rehber ile daha sistemli ve ulaşım açısından rahat bir şekilde gezebilirsiniz. Saraybosna merkezinde rehber ve araç olanağı sağlayan birkaç turist bürosu bulunmakta. Eğer gezi tarihinizden bir süre önce bu bürolarla iletişime geçerseniz Türkçe rehberlik hizmeti alma şansınız artacaktır. Esnaftan yerli halka neredeyse herkesin misafirperver olduğu ve Türkiye’den gelen gezginlere özellikle yakın davranılan bu kardeş ülkede yabancılık çekmeyeceğinizi ve huzurlu anılarla eve döneceğinizi belirtelim.

Gavran Kapetanovic Kula’dan Počitelj’in manzarası ve Neretva Nehri

 

Mavera Kaymakçı