Bireysel Zarafet

Zarafet, sözlüğe bakıldığında kibarlık, nezaket, incelik demektir. Aslında zarafet eşittir edep, demektir.

Edep, eserlere bakıldığında;  zahiri ve batını, yani dışı ve içi arıtmaktır. Kişinin nerde, nasıl hareket edeceğini bilebilmesidir.

Edep o kadar önemli bir konudur ki eserlerde; “Tasavvuf, baştan ayağa edeptir.’’ denilmiştir. Edep olmazsa vusul olmaz; hiçbir niyet, hiçbir amel, istenilen neticeye varamaz. Edep ve zarafet, özellikle de bir hanım için çok önemlidir. Bir hanım ne kadar zarif ise, edebi ne kadar yansıtabiliyorsa o kadar etkili olacaktır.

Ebu Ali Dekkak Hazretleri buyurmuş ki : “Kul itaati ile cennete, edebi ile de Allahu Teâlâ’ya ulaşır.’’

Mehmet Zahid Kotku Hazretleri edep için şöyle bir tanım kullanmıştır:  “Edep, aklın dıştan görünüşüdür.’’

Edep, güzel ahlak demektir. Güzel ahlak, yani edep ve zarafet, kişiye Allah tarafından verilmiştir; kişinin fıtratında vardır.

Zarafet sahibi bir kişi nasıldır?

İşinde, düşüncesinde, yeme içmesinde, giyiminde, toplum içerisinde ve yalnızken olan hal ve hareketlerinde, temizliğinde, yürüyüşünde, oturuşunda, kalkışında, uyurken yani her zaman zarif, edepli, nezaket sahibi olan, güzel ahlaklı kimsedir.

Zarafetin ilk kuralı temizliktir. Temizlikteki zarafet ve edep de helâdan başlar. Taharetteki temizlik, daha sonraki abdesti, namazı ve bütün huzuru etkileyecektir. Bu yüzden suyla güzelce temizlik yapmaya çok dikkat edilmelidir.

“O mescitte öyle kimseler vardır ki çok temizlenmeyi severler, Allah da çok temizlenenleri sever.’’ (Tevbe:108)  Bu ayeti kerime nazil olduğunda Resulullah Efendimiz (asm) bu ayetin kimlere geldiğini bilir ve Kuba halkına nasıl temizlendiklerini sorar. Onlar su kullandıklarını söylerler. Resulullah (asm) da bu ayetin kendilerine işaret etmek için geldiğini söyler ve su kullanımını tavsiye ederler.

 

Tuvalet Adabı:

*Helâya besmele ile ve sol ayakla girilir. Çünkü bu, denge kaybolup düşme ihtimalinde tuvalet tarafına düşmeye engel olur.

*Helâda mümkün olduğunca konuşmamaya dikkat edilir. Bunun sebeplerinden biri, mikropların ağza girmesini önlemektir.

*Mecbur kalmadıkça avret yerine bakılmamalıdır.

*Çıkarken sağ ayak ile çıkılmalıdır.

*Ve zarif kişi: “Ya Rabbi sen beni bana zarar veren helâdan kurtardın, beni rahata kavuşturdun.’’ anlamındaki duasını ederek Yaradan’a teşekkür eder.

 

Temizlikteki Zarafet:

Zarif bir kişi;

  • Beden temizliğine, abdest temizliğine dikkat eder.
  • Elleri her zaman temiz olur. Bir araştırmaya göre, başparmağı kirliliği sebebiyle oluşabilecek hastalıkların Müslüman ülkelerde daha az olduğu görülmüştür.
  • Ağız ve diş sağlığına, temizliğine dikkat eder. Hz Aişe buyuruyor; “Peygamberimiz (asm) eve girdiği zaman yaptığı ilk iş misvak kullanmak olur.’’ Misvak ağzı temizler, Rabbi hoşnut eder.
  • Yaşadığı mekân, hali, tavrı düzenli, tertiplidir, kullandığı eşyaları temizdir.
  • Helal yolla elde etmiş olduğu kıyafetleri giyinir.
  • Eski veya yeni olabilir, giydiği kıyafet temiz ve bulunulan mevsime uygundur. Konumuna uygun ve uyumludur.

Resulullah (asm) kibrin tanımını yaparken: “ Kalbinde zerre miktarı kibir olan cennete giremez.’’buyuruyor. Hemen soruyorlar : “Ya Resulullah, kişi güzel elbise giyinmeyi severse ne olacak?’’ Resulullah Efendimiz (asm) buyuruyorlar ki: “Allah Teâlâ güzeldir, güzelliği sever.’’ Kibir ise Hakk’ı reddetmek ve insanları hakir görmektir. Eğer kişi giyim kuşamından ötürü kendisinde başkalarına karşı üstünlük görüyorsa o zaman bu kibir olur.

Resulullah Efendimiz (asm) yeni bir şey aldığı zaman: “Allah’ım sana hamd olsun bana bunu giydirdin; onun hayırlı olmasını, hayırlı ve iyi günlerde kullanılmasını nasip eyle. Onun zararından, şerrinden, kötü günlerde kullanılmasından da sana sığınırım.”  diye dua edermiş.

 

Yemekteki Zarafet:

Zarif bir kişi;

  • Önce sağlık için, sonra estetik için kiloya dikkat eder.
  • Yemeği oturarak yer.
  • Toplum içinde veya yalnız iken, yemek yerken zarif olur; yemeğe Allah Teâlâ’yı anarak tuz ile başlar.

Peygamber Efendimiz (asm) buyurmuşlar ki: “Ya Ali, yemeğe tuzla başla ve tuzla bitir. O; delilik, cüzam, karın ağrısı ve diş ağrısı gibi yetmiş derde devadır.’’ Bilimsel açıdan yemeğe tuzla başlamak, ağızdaki asitli olan yanlış ortamı düzgün hale çevirir ve mide enzimlerini yemeğe hazırlar.

  • Suyu bir seferde değil, yudum yudum içer.
  • Yemek yerken lokmalarını küçük alır ve iyi çiğner.
  • Yemek sırasında önüne bakar.
  • Yemek araçlarını iyi kullanır. Gerektiği yerde çatalı, bıçağı, kaşığı nasıl kullanması gerektiğini bilir.
  • Sağ eliyle ve yemeğin ortasından değil kenarından yer.
  • Lokması düşerse eğer onu tekrar alır.

Peygamber Efendimiz (asm) buyurur ki: “Birinizin lokması düşerse rahatsız edecek şeyi üzerinden atsın ve onu yesin, onu şeytana bırakmasın.’’

  • Ne olursa olsun yemeğe kusur bulmaz. Peygamber Efendimiz (asm) bir yiyeceği iştahının almadığı zaman hiçbir şey söylemez, kenara bırakır, yemezmiş.
  • Zarif kişi, yemeğe üflemez. Peygamber Efendimiz (asm) yemeğe üflemenin onun bereketini götürdüğünü söylemiştir.
  • Yemek yerken çok sükût halinde olmaz. Hoş sohbet eder, konuşur ve güzel şeyler paylaşır.
  • Acıkmadan yemez, doymadan kalkar.
  • Yemeğin sonunda bu güzel nimetleri veren Allah’a şükreder ve ellerini yıkar.

 

Zarif kişi;

  • Bir topluluk içerisindeyken kimseye huzursuzluk, rahatsızlık vermeden oturup kalkmaya dikkat etmelidir.
  • Kişiye yer açılması değil, kendisinin münasip bir yer bulup oraya oturması zarafettendir.
  • Dik oturmaya, dik durmaya dikkat etmelidir. Öncelikle omurganın sağlığı, sonra zarafet için dik durmalıdır.
  • Bir Müslüman’a yakışır gibi hem dik ve vakur, hem de kibirlenmeksizin mütevazı, sağa sola bakmadan, gözler yerde yürümelidir

 

Uyku Zarafeti:

Eserlerden bir tanesinde buyrulmuş ki : “Uyku nimettir, bir mürit için çok iyi bir kısmettir.’’

“Uyku kalp için nefis çekişmelerinden emniyettir.’’ Çünkü nefis uyku ile dinlenir, yorgunluk ve bitkinlikten şikâyet etmez. Zira şikâyet ederse kalp bulanır. İstirahat ile ilim ve denge şartıyla kalp rahat eder.

İhya-i Ulumiddin’de şöyle geçer: “ Kim yatağına çekilir de kimseye zulmetmemeye, kin beslememeye niyet ederse günahları bağışlanır.’’

  • Kişi bu niyetle güzelce abdestli olarak sağ tarafına uzanır.
  • Besmele çeker, 33 sübhanallah, 33 elhamdülillah, 34 Allahu ekber tesbihatını ve ihlâs, felak, nas, ayetel kürsi gibi tavsiye edilen sure-yi şerifleri okur ve ertesi gün için hayırlı dualarda bulunur.
  • Gece kalkar. Eserlerde: “Gece kalkan kişinin yüzü güzel olur.” denmiştir. Bu güzellik iki türlü yorumlanmış. Biri, kişinin simasının güzel olacağı, diğeri ise yapacağı işlerin hali, şekli, şemalinin güzel olacağıdır.
  • Ve uyandığı zaman: “ Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah’a hamdolsun.’’

 

Edep, kibarlık, nezaket, zarafet daha doğrusu güzel ahlak, fıtratımızda varsa daha da artırmalıyız. Eğer yoksa veya eksikse bize yakıştığı ölçüde onu daha da geliştirmeye çalışmalıyız.

“Hepinizde selim bir estetik şuuru, güzellik aşkı, güzeli sevme ve değerlendirme melekesi kuvvetle yerleşmiş olmalı.’’

Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan

 

Meliha Bayram