Bir İşimiz Bitince

“O halde (bir iş ve ibadeti bitirip) boş kaldığın zaman,
hemen (başka bir işe/ibadete) koyul.” *
(İnşirah Suresi, 7. ayet)

İnsanı en güzel biçimde yaratan Rabbe hamd, Rasul-i Ekremine selam ile…
Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’inde “Biz insanı hakikaten en güzel biçimde yarattık.”(Tin S. 4.) buyurmuştur. İnsanın en güzel biçimde yaratılması, sadece fiziki özellikleri ile ilgili değildir. Bu ifadeyi insanın en güzel biçimde programlanmış olması şeklinde de anlamak ve yorumlamak gerekir. Allah-u Teâlâ en güzel biçimde donatarak yarattığı insanoğluna, bir de kendini kullanma kılavuzu göndermiştir. Bu tasarım harikası varlık, kendisinden tam olarak istifade edebilsin, kendine zarar vermesin diye.

“İnsan Kullanım Kılavuzu”muzda, yani Kur’an-ı Kerim’de, genelde hayat planımızı, özelde gündelik planlamamızı yaparken, dikkat etmemiz gereken bir kural verilmiştir: “O halde (bir iş ve ibadeti bitirip) boş kaldığı zaman, hemen (başka bir işe/ibadete) koyul.” (İnşirah S. 7.)

Ayet-i kerime ile ilgili İbn Abbas ra “Farz namazlarını bitirdiğinde, yaptığın duada, Rabbine sarıl ve talebin konusunda O’na yönel, O sana verir” açıklamasını yapmıştır. Şa’bi de benzer bir biçimde “Teşehhüd’ü bitirince, (yani namazda selam verince), dünyan ve ahiretin için dua et” diyerek açıklamıştır. Abdullah b. Mesud ra “Farz namazlarını bitirdiğinde, gece namazı kılmaya kalk” şeklinde anlamlandırırken; Mücahid ise “dünya işlerini bitirdiğinde, kalk ve namaz kıl” yorumunu getirmiştir.

Burada yorumlara bir ara vererek minik bir beyin jimnastiği yapmak istiyoruz. İnsan düşünmeden edemiyor, ayet-i kerime aslında genel bir anlam içerirken, bu büyük tefsir âlimleri neden böyle özel bir anlamayı tercih etmiş olabilirler, diye. Yukarıdaki yorumlara bakıldığında ortak noktanın, namaz olduğu dikkatimizi çekiyor. Müslüman bir bireyin birinci derecede en önemli işi olan namazla ilişkilendirilmiş ayet. İşte tam bunu fark ettiğimizde, hayat algımızın ne kadar dünyevileştiği gerçeği burkuyor yüreğimizi. Günlük planlamalarını yaparken, namazı ilk sıraya aldıkları için, ayet-i kerimeyi de çok normal olarak namazın peşi sıra yapılacak işler olarak algılamışlar demek ki. Bugüne baktığımızda, bilinçaltımızda seküler hayatı benimseyen zamane Müslümanları olarak bizler, namazı öncelemek konuda sınıfta kalacak durumdayız. Kendi adımıza diyoruz ki, yaratıcımızın bize yazdığı mektuptaki bu ifadeyi anlama çabasını gösterdiğimiz bugün, bir milat olsun bizim için: Günlük planlamamızı yaparken, ÖNCE NAMAZ sloganı ile hareket etmeye başlayalım. Şahsımızdaki bu değişim evimizde, çocuklarımızda, arkadaşlarımızda da yansıma bulsun ve ebedi ahiret hayatının fani dünya hayatından daha hayırlı olduğu bilgimizi uygulayan mümin bir toplum olalım.

Tekrar konumuza dönecek olursak, başka bir açıdan açıklama getiren müfessirlerden Hasan el-Basrî hazretleri, ayet-i kerime ile ilgili “Savaşı bitirdiğinde, ibadet hususunda gayret göster” demiştir. Ali b. Ebî Talha da boş zaman kavramını gündemine alarak “Eğer sıhhatin yerinde ise, boş zamanını ibadet ile geçirmek için kalk” demiştir. Bütün bu yorumların arkasından Fahreddin Razi “Ayetteki ifadelerle ibadetlerin birbirine eklenmeleri ve herhangi bir zamanın ibadetsiz olarak boş geçirilmemesi; birini bitirdiğinde diğerinin yapılmaya başlanması” manasının kastedildiğini ifade etmiştir.

Cüneyd hazretlerinin yorumunu esas alan Sabuni’nin tefsirinde verdiği mana da şu şekildedir: “Ey Peygamber! İnsanları davet görevini bitirdikten sonra, yaratıcıya ibadet etmeye çalış; dünya işlerini bitirdiğinde, kendini âhireti kazanma hususunda yor.” Elmalılı Hamdi Yazır’ın mealinde de “O halde boşaldın mı yine kalk yorul” ifadesini görüyoruz.

Sonuç olarak, ayet-i kerimeyi özel iş ve ibadetlerle ilişkilendirerek anlamak da mümkün ve uygun olmakla birlikte genel olarak anlamamız gereken, önemli işlerden birini tamamlayınca ardından başka bir işe yönelmemiz gerektiğidir ki böylece bütün vakitlerimiz önemli işlerle değerlendirilmiş olsun. Dikkat çekilmesi gereken bir husus da, bu işlerin arasında da boşluk bırakılmamasıdır. Çünkü ayet-i kerimede, hemen akabinde başka bir işe koyulmamız emrediliyor.

İster istemez yine seküler hayatımızı sorgulama ve yargılama ihtiyacı duyuyor insan. Bir işimizi tamamladığımızda ne yapıyoruz? O işi tamamlamanın şerefine kendimize biraz boş kalma hakkı mı tanıyoruz? Ya da yorulup bir işe ara verdiğimizde ne yapıyoruz? Dinlenmek adına boş kalmamız gerektiğini mi düşünüyoruz? Her insanın ihtiyacıdır dinlenmek. Çünkü insan bir işle uzun süre meşgul olunca dikkati zayıflar, gücü tükenir ve yenilenme ihtiyacı duyar. Ancak bu yenilenme için kullandığımız “dinlenmek” kelimesinin karşılığı bilinçaltımızda oldukça yanlış bir karşılık buluyor. Dinlenmeyi, boş durmak ya da boş işlerle uğraşmak olarak değerlendiriyoruz. Oysa muhatabı olduğumuz ayet-i kerimeden anladığımız gibi, yaratıcımız bizi boş durmak ya da boş işlerle uğraşmak üzere programlamamıştır. Tam tersine, her an faydalı ve önemli işler yapabilecek potansiyele sahibiz. Bu da demek oluyor ki kendimize ihanet etmemek adına her an önemli ve faydalı işlerle meşgul olmalıyız. O zaman hayatımızın daha da anlamlı olacağı ve hayatımızı zaman zaman zindana çeviren olumsuzlukların, ne kadar da basit şeyler olduğunu da fark edeceğiz.

Aslında henüz fıtratı çok bozulmamış olan çocuklarımıza baktığımızda, tam da bu ayet-i kerimeye uygun davrandıklarını görürüz. Hiç boş durmayan, hep bir talepte bulunan çocuklar için, “Yavrum sen hiç yorulmak bilmez misin?” ifadesini çok duymuş, belki kendimiz de dillendirmişizdir. Aslında çocuk da yorulur, ama yorulduğunda başka bir oyuna geçiş yapar ya da başka bir şeyle meşgul olmak ister. Bozulmamış olan fıtratı gereği boşluk yoktur, çocuğun hayatında. Ebeveynleri olan biz yetişkinler, bazan belki de sıklıkla onlara boşluk oluştururuz ve onlar da o boşlukları, boş işlerle (TV vb) doldururlar maalesef.

Öyle ise üzerinde olduğumuz işimiz bitince, hemen sonrasında neyle meşgul olacağımızı planlamalıyız. Dinlenme ihtiyacı duyduğumuzda, bu; gün içi dinlenmelerimiz olduğu gibi, haftalık, aylık, yıllık tatillerimiz de olabilir, yapabileceğimiz işlerin bir listesi olmalı. Rutin olarak yaptığımız işten farklı ama yine önemli ve faydalı. Bu liste herkese özel ve herkesin hayal dünyası nispetinde geniş olacaktır.

Her daim önemli ve faydalı meşguliyetler içinde yorulmak, boş kaldığımız anda hemen yeni bir işe başlamakla ilgili yine Kur’an-ı Kerim’den bir örnek vererek bitirelim yazımızı: “O namaz kılınınca da yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (nasibinizi) arayın…” (Cuma S. 10.) Cuma namazı ile ilgili olan bu ayette de söz konusu ilkenin uygulamasını görüyoruz.

Güzel, önemi ve faydalı meşguliyetlerimizin biri bitince, diğerinin başlaması duasıyla…

Zeynep Yaren Çelikbilek
*Ayet mealleri Feyzu’l-Furkan (Hasan Tahsin Feyizli) tefsirli mealinden alınmıştır.