Bin aydan kıymetli bir gece

“Kadir gecesi, (içinde Kadir gecesi olmayan) bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Rûh, onda Rablerinin izniyle (gelecek yıla kadar olacak hikmetli) her iş için iner de iner. O (gece), tanyeri ağarıncaya kadar, (ibadet ehline) bir selam (rahmet ve esenlik)tir.”
(Kadir Suresi 3,4,5)

 Zamanı ve mekânı kulları için süsleyen Rabbe hamd; Habib-i Edibi’ne selam ile…

Kadir Gecesi, ümmet-i Muhammed’e ikram edilen en değerli ve müstesna güzelliklerdendir. Rabbimizin her bir kuluna şahsen gönderdiği Kur’an mektubunun indirildiği gecedir.

Receb ayından itibaren, hayatına biraz daha çeki düzen vermeye çalışan Müslümanlar, Şaban ayı ile manevi iklimi iyice hissetmenin telaşını yaşar. Ve kendisine ulaşmak için dua ettikleri Ramazan ayı teşrif edince, artık rahmet mevsiminin meyveleri toplanmaya başlanır. İlk on gün, ikinci on ve son on gün (el-aşri’l-evâil, el-aşri’l-evâsıt, el-aşri’l-evâhir) olarak idrak edilen bu ayın sonuna yaklaşırken, yani son on günlük zaman dilimi içinde, manevi âlemde muhteşem bir ziyafet verilir. İşte bu ziyafetin adıdır, Kadir Gecesi.

Kadir (=قدر) isminin seçilmesinde de birçok hikmetler vardır: Bu gece gelecekteki işler, hükümler takdir edilir. “(Rızık ve ecel gibi takdir edilen) her hikmetli iş, tarafımızdan (verilen) bir emirle o gecede ayırt edilir (yazılıp belirlenir)” (Duhan S. 4) Yani Allah-u Teâlâ ezelde takdir ettiği şeyleri, meleklerine bu gece bildirir. Bir başka görüşe göre de, gecenin azametli ve şerefli olduğunu beyan etmek için bu isim kullanılmıştır. Yani Kadir gecesini idrak eden kul bu nispette azamet ve şeref sahibi olur; bu gece yapılan ibadet de aynı şekilde çok değerlidir, şereflidir.

Dünya yaratıldığından beri, Kadir Gecesi melekler âleminde buluşma gecesidir diye geçer rivayetlerde. Fakat hiçbir ümmet bu ziyafete dâhil edilmemiştir. Ne zaman ki Muhammed as Allah’ın elçisi, O’na inananlar da ümmet-i Muhammed olmuştur; işte o zaman Kur’an’ın indirildiği Kadir Gecesi de, inananlar için ecir ve mükâfat gecesi ilan edilmiştir. “Kadir gecesi, (içinde Kadir gecesi olmayan) bin aydan daha hayırlıdır.”

İmam Malik’in rivayetine göre, Efendimiz (as)’e ümmetinin ömrü gösterilmiştir. Bu süre, önceki ümmetlere kıyasla daha kısa olduğu için, Efendimiz as. ümmetinin eski ümmetler kadar çok sevap işleyemeyeceği düşüncesiyle endişelenmiş ve bunun üzerine Kadir Suresi nazil olmuştur. Ümmet-i Muhammed için, her yıl idrak edilecek, bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi ilan edilmiştir. Bin ay, seksen üç küsur yıl demektir. Yani günümüz insanı için ortalama bir ömürden daha da hayırlı BİR GECE. Bu geceyi her yıl ihya edebilen bir kul ise, onlarca ömür sürmüş kadar sevap alabilecektir.

Tefsirlerde geçen ince bir husus vardır ki burada zikretmek isteriz: “Yüz Kadir gecesini ihya etmek bile, bu kimsenin, tek bir taneyi eksik tartıp eksik ölçmesi sebebiyle hak etmiş olduğu azaptan kendisini kurtaramaz.” Bu hüküm şerh düşülmüştür, gecenin faziletinden bahsedilirken. Burada iki husus vardır. Birincisi, Kadir gecesini gerçekten ihya etme heves ve arzusundaki bir kul, zaten bilerek ve isteyerek kul hakkına giremez, girmemeye özen gösterir. Çünkü Rabbi öyle emretmiştir. Bilmeden hata işleyen samimi bir mümin için de, mutlaka bu hatasını telafi imkânları çıkacaktır. İkincisi ise hem Kadir gecesini ihya eden hem de kul hakkından korkmayan kuldur. Bu kimse, açıkgözlülük yaparak aklanmaya çalışan hırsız gibidir. Kadir gecesinin gerçek manasını kavramamış, onda nazil olan Kur’an’ı hiç anlamamıştır. İşte tefsirlerde geçen bu ifadeyi, bu ikinci kısım için anlamamız doğru olur.

Efendimiz as. Kadir gecesi ziyafetinden istifade edebilmek için ilk şartın iman etmek ve ihlaslı olmak olduğunu bildirmiştir. Muttefakun aleyh olan hadis-i şerifte şöyle buyuruluyor: “Her kim, Kadir gecesini, faziletine inanarak ve alacağı sevabı sadece Allah’tan ümit ederek ibadet ve taat ile geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır.” İman zaten birinci adımdır, ihlas da onun özüdür. Kadir gecesinin manası da, manevi iklimi de ancak böyle bir kalp ile idrak edilebilir.

Bazı güzelliklerin, diğer başka güzellikler içinde saklanmasının birçok hikmeti vardır. Mesela Cuma gününde, Efendimiz as tarafından bildirilen çok özel bir vakit vardır. Ancak Cuma gününün her anına rağbet edilmesi için, gizli tutulmuştur.  Aynı şekilde Kadir Gecesi de Ramazan ayının son on gününe saklanmıştır. Kadir gecesi gizlidir, çünkü Ramazan ayı uğurlanırken, her gece değerlendirilsin istenir. Gizlidir, çünkü çok değerlidir, bulanlar heba etmesin istenir. Yani bu kadar kıymetli bir gece, kesin olarak belirlenmiş olsaydı, o gecede işlenecek günah da o nispette negatif değer kazanırdı; o geceyi ihya edememek, gafletin tescili demek olurdu. Kadir gecesi gizlenerek, kullar bu ağır sorumluluktan kurtarılmıştır. Bu geceyi bulmak için gayret göstermek de başka güzellik ortaya çıkarmıştır ki itikâf, Efendimiz (as)’in hiç terk etmediği ibadetlerdendir. Buradan mecazi bir nükte daha çıkartılabilir. Şöyle ki Allahu Teâlâ Kadir gecesini arayan kulları hakkında meleklerine, yeryüzünde fesat çıkartacağını söylediğiniz kullarım, gizlediğim bir gece için bakın nasıl çalışıyor ya bir de o geceyi bilinir kılsaydım diyerek övünür. (Bknz. Bakara S. 30)

Kadir gecesi, fecrinin doğuşuna kadar selamdır, yani melekler itaatkâr kimselere selam verirler. Çünkü melekler gecenin başlangıcından fecrin doğuşuna (sabaha) kadar bölük bölük inerler. Hatta yeryüzünde, meleklerin inmesi sebebiyle, darlık yaşanacağı da tahmin edilebilir. Gece parlaktır, sabahında ise meleklerin yoğun geçişleri sebebiyle güneş ışığı cılız ve kızıl görünür. Bu inişin bölük bölük oluşu, selamın çokça verilmesini sağlamak içindir. Bu gece selam gecesi olarak da nitelenmiştir. Selam çok geniş anlamlar içeren bir ifadedir. Nitekim Hz. İbrahim as, ateşin selam üzere olması sayesinde, Nemrut’un ateşinden zarar görmemiştir. Selam dilemek, dünyadaki basit bir mutluluktan Selam Cenneti’ne kadar, güzellikler dilemektir. Cebrail (as)’ın da bu gece her mümin ile musafahalaştığı rivayet edilir. Bu musafahanın belirtisi de derinin ürpermesi, kalbin uyanık olması, gözün yaşarmasıdır.

Bu müstesna gece, elbette sabaha kadar ibadetle geçirilmeye çalışılmalıdır. Buna imkân bulamayanlar da en azından rutin olanın dışında iki rekât nafile namaz kılmalı, zikir ve dua etmelidir. Ve elbette bu gecenin özel duasını kendimiz için, sevdiklerimiz için, tüm kardeşlerimiz için bol bol söylemeli, Rabbimize yakarışta bulunmalıyız. Efendimiz (as)’in Hz. Aişe (ra) annemize, Kadir gecesini hissettiğinde okumasını tavsiye ettiği o meşhur dua: “Allah’ım, sen affedicisin, kerem sahibisin, affetmeyi seversin, bizi de affeyle!” (Âmin)

Zeynep Yaren Çelikbilek
Kaynak: Fahreddin Râzi Tefsiri