Beraat Gecesi

DSC_0170

Peygamber efendimiz (sav) “ Benim ayım” buyurdukları bu ayda çokça oruç tutar ve kendisine “ Neden bu kadar çok oruç tutuyorsun ey Allah’ın Resulü” diyen Hz. Aişe validemize: “Ya Aişe! Bu ay, melekül mevt Azraile o sene içinde vefat edeceklerin yazdırıldığı aydır. Ben de ismimin ancak oruçlu iken kaydedilmesini seviyor ve istiyorum.” buyurmuştur.

Şaban ayında öyle bir gece vardır ki bu geceye Leyle-i Beraat denir. Beraat gecesi bütün müminler için ilahi bir rahmettir. Beraat kelime anlamı itibari ile temizlenmek, saklanmak, suçsuz hale gelmek anlamına gelmektedir. Diğer bir anlamı da yükümlülükten kurtulmak, yükümlülüğün bulunmamasıdır. Müminlerin bu gece ilahi bağışa ermeleri, günah yükünden kurtulmaları umulduğu için beraat gecesi denmiştir. Leyle-i Berat denmesinin diğer bir sebe- bi de bu gecede iki berat verilmesindendir. Beratın birisi, şakiler için Rahmet-i Rahmandan uzak kalmak. İkincisi, evliya için hızlandan beraattir. ( Hızlan: Yardımcısız kalmak, yani zatı İlahisine hoş gelmeyen masit fiilleri yapmaktan korumak, hıfzetmek.)

Yılın en mübarek ve en önemli gecelerinden biridir. Bu gece yeryüzüne çok bereket ve rahmet iner. Bu gecenin önemli olmasının sebeplerinden biride berat gecesinde eceller, rızıklar, hacca gidecekler, ölecekler, saidler, şakiler, senenin mühim olayları yazılır, tesbit olunur, kesinleşir.  Berat gecesinde kimi mesud olur, kimi mahrum olur. Kimi kerim olan Rabbinin ikramına nail olur, kimi de terk olunur.

Ebu Hüreyre (ra) den rivayetle, Rasulullah (s.a.v.) efendimiz şöyle buyurdu: “Cibril (a.s) Şabanın on beşinci gecesinde bana geldi. Ey Muhammed (s.a.v), başını semaya kaldır, dedi. Ben de: Bu gece nedir? dedim. Cibril (a.s): Allah Teala Hazretleri bu gecede rahmet kapılarını açar, kendisine şirk koşmayan herkesi af ve mağfiret eder. Ancak, sihirbaz, kahin, içki düşkünü, faiz yiyenler, zinada ısrar edenler, bunlardan birini dahi işleseler ( Allah Teala öylelerini mağfiret etmez, Tövbe edip bunlardan vazgeçinceye kadar) bu af fermanından yararlanamazlar, buyurdu.”

Rasulullah (s.a.v) mübarek sözlerine devamla:  “ Bu gecenin dörtte biri geçince, Cibril (a.s) yanıma geldi: Ey Muhammed (s.a.v), başını kaldır da semaya bak, dedi. Baktım ve gördüm ki, cennet kapıları açılmış, birinci kapının üzerinde bir melek: Devlet ve saadet bu gecede rüku edenler içindir, diye nida ediyor. İkinci kapısında bir melek: Ne mutlu bu gecede secde edenlere, diyor. Üçüncü kapısında bir melek:  Ne saadet bu gecede dua eden kimselere, diyor. Dördüncü kapısında bir melek maşallah bu gecede zikredenlere, diyor. Beşinci kapısında bir melek: Ne güzel bu gecede Allah Teâla’dan korkudan ağlayanlara, diyor. Altıncı kapısında bir melek: Ne devlet ve ne saadet Müslüman olanlara, diyor. Yedinci kapısında bir melek: Dileyen, yalvaran kimdir? İsteyenlerin ihtiyaçları görülecektir, diyor. Nihayet cennetin sekizinci kapısında bir melek: Bu gecede Tövbe edenler kimlerdir? Onların günahları bağışlanacak, affedilecektir, diye çağırırlarken gördüm. Bunun üzerine Cebrail (a.s) a sordum:

“ Bu gece bu kapılar ne zamana kadar açık kalacaktır?” “ Ta sabah oluncaya kadar” dedi. Sonra Cebrail (a.s) : “ Ey Muhammed, Allah Teâla bu gecede cehennemden yargılayacak (affedecek) kullarının adedi, Beni Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısıncadır.”

Hadisi şeriflerde belirtildiği üzere Allah Teâla’nın tövbe eden, suçlarından kurtulmak isteyen müminleri affedeceğini açıkça belirtilmektedir. Hayat uzun, devamlı ve ciddi bir imtihandır. İnsanoğlu hata, kusur işlemekten beri değildir. Bilerek, bilmeyerek, unutarak Rabbine karşı kusur işleyenin bunlardan dönmesi “U” dönüşü yaparak tövbe etmesi, fırsatların  farkına varıp değerlendirmesi akıllıca bir davranış olur. Ama insanların çoğu gafil ve tehlikede olduğunun ömrünü ziyan ettiğinin farkında değil.

Allah Teala : “ Ey insanlar! Rabbinizin emrine uygun yaşayın. Gerçekten (kıyamet) saati(ni)n sarsıntısı çok büyük (dehşetli) bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, her emzikli, emzirdiğini unutup terk eder, her gebe (kadın) yükünü düşürür. Sen, insanları sarhoş (imiş gibi) görürsün, hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Fakat Allah’ın azabı pek şiddetlidir.”(  Hac suresi 1,2 ) buyurmaktadır.

Yine Hz. Aişe (r.anha) şöyle buyurmuştur: “ Resulullah (s.a.v) geceleyin kalkıp namaza durdu. Secdeyi o kadar uzattı ki, ruhunu teslim ettiğini zannettim. Onu böyle hareketsiz görünce kalkıp başparmağını hareket ettirdim, hareket edince geri yerime döndüm ve secdesinde şöyle dua ettiğini işittim:

“ İlahi! Cezandan affına sığındım. Gadabından rızana güvendim. Senden Sana sığındım. Senin senan büyüktür. Seni hakkıyla sena etmekten, övmekten acizim. Sen kendini sena ettiğin gibisin Allah”ım! Başını secdeden kaldırıp namazdan ayrılınca: “Ey Aişe ! Resulullah”ın senin hakkını yerine getirmediğini mi zannettin? buyurdu. Ben: “Hayır vallahi ya Resulullah. Secdeyi uzatmandan dolayı ruhunun kabzedildiğini zannettim” dedim. Bunun üzerine Resulullah(s.a.v): “ Bu gece hangi gecedir biliyor musun? dedi. Ben: Allah ve Resulü daha iyi bilir, deyince: “ Bu Şaban”ın on beşinci gecesidir. Allah (c.c), Şaban’ın on beşinci gecesinde kullarının hallerine muttali olur; bağışlanma dileyenleri bağışlar, yardım dileyenlere yardım eder, kin tutanları oldukları gibi mağfiretinden geri bırakır” buyurdu.

Allah ın (c.c) ikramı olan bu gün ve geceleri bir ganimet gibi bilmeli ve çalışma yeri olan bu dünya hayatında nefse ve şeytana uymayıp gayret göstermelidir. Hayat insanların umduğundan daha kısadır. O halde bu kısa dünya hayatında bir ömür çalışıp kazanacağı mükâfatları sevapları bir gecede bahşeden Rabbimize şükredip bu geceleri gereği gibi değerlendirmeliyiz.

Hz. Aişe (r.anha) dan rivayetle Resulullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyuruyor. “ Allah Teala Hazretleri, dört gecede kullarının üzerine hayır ve bereketleri fazla fazla indirir. Bu dört gece şunlardır: Kurban ve Ramazan Bayramı geceleri, Şaban’ın on beşinci gecesi ki, bu gece bir sene içinde doğacak ve ölecek olanlarla, bütün canlıların yaşaması için ihtiyaç maddeleri ve o yıl içinde Hac edecek kimseler takdir ve tesbit olunur. Dördüncü gece ise sabah ezanına kadar Kurban bayramının Arefe gecesidir.

Bu mühim gecelerin ve günlerin değerlendirilmesi için bol bol Kuranı Kerim okunmalı, zikir edilmeli, sadakalar verilmeli, oruç tutulmalı, namaz kılınmalı, tövbe edilmeli, dua edilmeli ve Allah Resulüne bolca salâtü selam getirmelidir.

Bir hadisi şerifte efendimiz: “ Şaban’ın ortasında gece ibadet ediniz. Gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder. Fecir doğana kadar, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim. Yok mu bir musibete uğrayan, ona afiyet vereyim. Yok mu şöyle, yok mu böyle der” buyurmuştur. (ibn-i Mace)

Yine Rivayet edildiğine göre, Berat gecesi evliyaullah, yüz  rekat namaz kılarlardı ve tavsiye ederlerdi. Bu namaza Salat-ı hayr denir. Her rekâtta Fatihadan sonra on defa ihlas okunur. Veya on rekât kılınır, her rekâtta Fatihadan sonra yüz ihlas okunur da denmektedir.

Kısacası mübarek geceler, af kapısının açık olduğu kurtuluş geceleridir. İnşallah Allah Teala bahtımızı güzel kılsın, rızkımızı bol versin, başımızdaki musibetleri, belaları, cezaları, kötülükleri uzaklaştırsın, cümle Ümmet-i Muhammedi gafletten kurtarsın, Hakkı hak görüp ona uymayı, batılı sezip ondan korunmayı, ahirete tam hazırlanmayı nasib ü müyesser eylesin amin.

Saime Tütar

Kaynaklar: Ramazan ve Takva Eğitimi (Prof.Dr.M.Esad Coşan ranh), Üç aylar ve faziletleri (Şahver Çelikoğlu),