Bağlanmanın İlkeleri

unnamed

İlkeler; kaynağını kesin bilgiden (Kur’an-ı Kerim), gerekli bilgiden (Hadis-i Şerif) ve güncel bilgiden (Mürşid-i Kâmilin Sözleri) alan, düşünme sistemimizi, dolayısıyla yaşam tarzımızı belirleyen kurallardır. Nefis eğitimimizin yasaları, Hz. İnsan olmanın kurallarıdır. İnancımızı hayatımıza yansıtabilmek, adil olabilmek ancak ilkeli olmakla mümkün olur.

Bağlanma ise iki uç arasındaki etkileşimdir, aidiyet duygusudur. Annenin bebeğine bağlanması, çocuğun anne-babaya bağlanması, eşler, arkadaşlar arasındaki bağ, takıma, cemaate, kişiye olan bağlılık gibi.

Birey olarak sağlıklı bağlanmayı gerçekleştirebilmek için bazı ilkeleri bilmek faydalı olacaktır.

  1. Bağlanmanın fıtrî bir ihtiyaç olduğunu bilmeli

Bir inanca, bir kişiye, bir yere mensubiyet, aidiyet hissetme ihtiyacı insanın fıtratındandır. Bu fıtrat niye verilmiştir? Allahu Teâlâ’nın rahmeti, merhameti, adaleti gereği verdiği bu bağlanma hissiyle kul Rabbini bilsin, bulsun, Ona kavuşsun diye… “Gizli bir hazineydim, bilinmeyi murat ettim…” kutsi hadisinde ifade edildiği üzere fıtrattaki hazineyi keşfetmek için, sağlam ve gerçek bir bağlanma gayreti içinde olmalıyız

  1. Bağlanmada niyetin kontrolünü yapmalı

Amellerimizin karşılığını kimden umuyoruz? Proje değişir, görev değişir, rol değişir, amel değişir, niyet değişmez. Biz Allah’ın muradına denk düşme çabası içinde olmalıyız. “Ben bu kapıya, bu lidere, Resulullah (sas) Efendimiz’e, Allah’a (cc) niye bağlıyım?” sorusunun cevabını doğru vermeye çalışmalıyız.

“Kur’an’ın emri dahi olsa, Kur’an’ın öngördüğü işler dahi olsa Allah c.c. rızası için yapılmayan çalışmalardan bir fayda beklemek mümkün olmaz. O yüzden birinci önemli konunun Allah rızası olduğunu yeniden teyit etmemiz lazım. Her yaptığımız işin de buna uygunluğunu kontrol ederek yolumuza devam etmemiz gerekir diye düşünüyorum.”[1]

  1. Bağlılık tek otoriteye olmalı

Zaten bir kaç yere bağlılık olsa, bağlılık olmaz, arada kalır. Bir kolundan birisi çekiştirecek bu tarafa, öteki kolundan ötekisi çekiştirecek şu tarafa; böyle şey olmaz tabi. Çocuğunuz ilk okula başlarken bir öğretmene teslim ediyorsunuz, ona bağlansın, onun terbiyesini alsın diye. Amaç yılını, okulunu selametle bitirsin. İnsan hem Allah’a bağlılığını iddia edip, başta nefis olmak üzere hem de sahte tanrılara bağımlı olabilir mi?

  1. Sevgi merkezli olmalı

Bağlanmanın merkezinde rapt olmak; rabıtalı olmanın merkezinde sevgi vardır. Akış yukarıdan, yüksekten aşağıya doğrudur. Rabbimiz bizi seviyor; tüm âlemi, içindeki zenginlikleriyle bizim ihtiyaçlarımızı karşılayacak şekilde döşemiş. Büyüklerimiz de “Bizi seven bizdendir” demiyor mu? Bağlanmanın temeli sevgidir. Sevgide ölçüyü ise büyüğümüz bize ilkeli bağlanma örneği teşkil ederek, babasına bağlanma ve sevme sebeplerini şöyle sıralayarak öğretiyor:

Babamı seviyorum çünkü Mâide Sûresi 56.âyette; Esteîzübillâh:

“Kim, Allah’ı, Rasûlü’nü ve mü’minleri velî (ve dost) edinirse, işte Allah taraftarı onlardır; mutlaka galip geleceklerdir”buyruluyor.

Babamı seviyorum, çünkü O, Ali İmrân Sûresi 31. ayette;

“(Ey Rasûlüm!) De ki: ‘Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir” âyeti gereğince hayatını yaşadı, Peygamber Efendimizin ahlakıyla ahlaklandı, Kendisi güzel ahlâk örneği bir insandı.

Onun mesajını duyurmak için, gece gündüz demeden, yorulmadan, bıkmadan uğraştı, didindi, sonuna kadar…[2]

  1. Bağlılıkta ihlâs – samimiyet olmalı

Candan, ihlâsla gerçekleşmiş bir bağlılıkta samimiyet, içtenlik vardır; menfaat yoktur. Çocuğun annesine duyduğu bağlılık ve sevgi gibi ivazsız, garazsızdır. Allah’ın emri olduğu için ve Allah’ın emri hak olduğu için ona bağlıyız. Materyalist bir yaklaşımla, “Din insanlara faydalıdır. İnsanın ruh sağlığını ve beden sağlığını sağlıyor, o halde dine destek verelim. İşte insanlar sağlıklı olsun, toplum da bundan faydalansın…” Bunlar bizim için yan ürün. Biz Allah’ın varlığını birliğini muhakememizle vicdanımızla bulduğumuz için dindarız. Allah’ın emirlerine Allah’ın emri olduğu için bağlıyız. Ama onun arkasında sayısız faydalar hâsıl oluyor. Fayda da olsa, zarar da olsa “fil mekrahi vel menşatı” (insanın hoşuna giden hâlde de hoşuna gitmeyen halde de) Allah’a itaat edecek bir ruh seviyesine yükselmiş bir milletiz. Can feda etmek gerektiği zaman da mal feda etmek gerektiği zaman da, vazgeçmemişiz. Tarih boyunca ispat etmişiz.

Onun için ihlâsınızı çok dikkatli kontrol ve murakabe ediniz, ihlâsınız herhangi bir sebeple zedelenmesin; niyetiniz fâsid bir duyguyla bozulmasın; nefsin ve şeytanın bir oyununa gelmeyin!.. [3]

  1. Bağlılıkta sadakat olmalı

Sadakat makamının sultanını Büyüğümüz ne güzel anlatıyor:

“Diyorlar ki: “–Bak, senin arkadaşını görüyor musun, şimdi ne demiş?.. Şimdi de gûyâ Kudüs’e gitmiş, gûyâ göklere çıkmış; bunu söylüyor. Daha önce melek geliyor diyordu, bana vahiy geliyor diyordu, ben Allah’ın peygamberiyim diyordu, ahiretten bahsediyordu, gaybdan bahsediyordu… Şimdi bak yine, bu sefer de ne diyor: Kudüs’e gitmiş gûyâ, Kudüs’ten de yedi kat semâyı geçip âşikâre Rabbül-àlemîn’in huzuruna varmış da, Mi’rac eylemiş diye bildiriyor.” deyince, Ebû Bekir Efendimizin o halini, tavrını görür gibi oluyorum. Diyor ki:

“–Bu sözleri o söyledi mi?.. Yâni siz mi uyuduruyorsunuz, atıp tutuyorsunuz, yoksa söyledi mi?..”

“–Söyledi, hakîkaten duyduk işte…”

“–O söylediyse, doğrudur.” diyor.

Bitti… İşte Peygambere bağlılık, işte sıddîklik, işte has mü’minlik!.. Bağlılığa bak! malını istiyor, veriyor; canını fedâ ediyor, yılan sokmasın diye yılan deliğine ayağını dayıyor. O söylemişse doğrudur diyor.” [4]

  1. Bağlılık maddi- manevi fedakârlık şuuru gerektirir

Fedakârlık sevginin ölçüsüdür. Allah müminleri böyle, zaman zaman, çeşitli şekil ve suretlerde daima imtihan eder. İbrahim aleyhi-s-selam, çok sevdiği değerli yavrusunu Cenab-ı Hakk’ın rızası yolunda feda ve kurban etmeye, nasıl, aşk ü şevk ile tereddütsüz teşebbüs edebilmiş… Hacer validemiz, Hz.İsmail a.s. teslimiyet, bağlılık ve fedakârlıklarının mükâfatını Kabe yanında defnedilmekle… almamışlar mı?

  1. Bağlılık teslimiyet bilinci gerektirir

Yağmura şemsiyesiz, yağmurluksuz teslim olma gibi. Şeytanın aksine aklını ön plana çıkarıp, bağları koparmamak gerekir.

Gözüm, aklım, fikrim var deme hepsini öldür

Sana çöl gibi gelen o göl diyorsa göldür. NFK

  1. Bağlılığımız kuvvetli, sağlam olmalı

Bağlılık nasıl olur, biz ne kadar bağlıyız derin düşünmeli. Bağlar ne zaman, nasıl, hangi durumlarda kopar?  Bilgilerimizi arttırmalı.

Bebeğin anne karnında göbek bağıyla annesine bağlıdır, yaşamak için, annesinin karnında, karanlık dünyasında, büyümek, gelişmek, sonrada yeni bir dünyada var olabilmek için… Biz de bu dünyada gelişmek, kâmil insan olup, yeni bir âlemde, ebedi bir hayatta var olabilmek için, bağlılığımız güçlü olmalı… Ufacık bir sarsıntıda, gerginlikte kopuveren bağlar gibi, pamuk ipliği gibi olmamalı.

10.  Sürekli murakabe halinde olmalı

İnsan iki hal üzeredir. Yaptığın şey ya seni Allah’a yaklaştırır, ya da uzaklaştırır. Bu sebeple sürekli uyanık olup, kalbimizin bekçiliğini yapmalıyız.

11.  Bağlı olduğu merciden mesaj almak için, hazır ve istekli olmalı

Peygamberimiz mürebbi iken zamanında kendisine bağlananlar da olmuş, inat edip bağlanmayanlar da… “Rahmet taşa da yağar toprağa da. Taşın üzerinden akıp gider, toprak ise içine çeker, faydalanır” Mehmet Zahid Kotku (ra).

Emirlere hazır ve amade olmalı ki namazın evvel vaktinde kılınması gibi bereket ve rahmet hâsıl olsun.

12.  Gayretli olmalı

Efendimiz (sas) bulunduğu ortamda en gayretli idi, yaptığı işi en çok yapan, en çok gayret edendi. “Neredeyse kendini helak edeceksin…” diye Rabbi tarafından uyarılacak kadar ümmetine düşkün ve gayretli idi.

Bizim de amacımız, gayemiz çok büyük: Rıza istiyoruz, Muhabbetullah istiyoruz, Marifetullah istiyoruz, şefaat istiyoruz, cennet ve cemal istiyoruz… vs. Peki, gayretimiz amacımızla orantılı mı?

13.  Bağlanmanın kesintisiz iletişim ve enerji kaynağı olduğu unutulmamalı

Cep telefonu bağlantı için bir donanımdır, alettir; tıpkı insan gibi. İnsan da donatıldığı tüm meziyetlerle, tüm müktesebatıyla Rabbi ile bağlantı kurmak için yaratılmıştır.

Cep telefonuyla bağlantı kurabilmek için önce hat almalı; bizim kulluğumuzu kabul edip, mümin oluşumuz gibi.(Varoluş manasını yakalamak)

Cep telefonu numarası alırız; kulun kimliği gibi. (Bu benlik, egoizm değil; bozkırda tek ağaç olmak değil;  bir orman içinde belli bir ağaç olmaktır.)

Cep telefonunun şarj edilmesi gerekir; kulun bağlı olduğu merci ile iletişimi, duası, ibadetleri, rabıtası… vs. onun enerji kaynağıdır.

Muhlise Umay

 

[1] KAD Röportajı MNC

[2]13 Safer 1427 (13 MART 2006) Yâd Konuşması

[3] İskenderpasa.com(11.2.1992-Konferanslar)

[4]  MEC 31. 01. 1992 – İskenderpaşa