Bâb-ı Cennet

Bittabi ekmeldi Resul-ü Sübbûh,
Çeşme-i giryândı, şu dil-i mecrûh.

Zulmeti ebkemde o bâr-ı bâlâ,
Çeşme-i giryândı, şu dil-i mecrûh.

Oldu akid’ sünnete; sonra kurgan,
Çeşme-i giryândı, şu dil-i mecrûh.

Geldi şu hicrân keza dil-i vîrân,
Çeşme-i giryândı, şu dil-i mecrûh.

Merfu taaşşuk ile sen tazarru,
Çeşme-i giryândı, şu dil-i mecrûh.

Ağrazı pâk oldu mu dil-i pâktır,
Çeşme-i giryândı, şu dil-i mecrûh.

Bâd-i seher-hîzde şu dil-i bîmâr,
Çeşme-i giryândı, şu dil-i mecrûh.

Eyledi ezkâr’hafa dil-i inhâr,
Çeşme-i giryândı, şu dil-i mecrûh.

Râh-ı taaşşukta şu dil rübûde,
Çeşme-i giryândı, şu dil-i mecrûh.

Şâye-i tehlil ile dil-i nâlân,
Çeşme-i giryândı, şu dil-i mecrûh.

Aşka ırak oldu bu dil-i nâ-şâd,
Çeşme-i giryândı, şu dil-i mecrûh.

Dil-i nizâr âb ola râh-ı aşktan,
Çeşme-i giryândı, şu dil-i mecrûh.

Rabb razı, iç bâdeni dil-i şeydâ,
Çeşme-i giryândı, şu dil-i mecrûh.

Kayd-ı hayat mevta bu dil-i sûzân,
Çeşme-i giryândı, şu dil-i mecrûh.

Râvi ki bîtâb; Sana kaldı hasret,
Çeşme-i giryândı, şu dil-i mecrûh.

RÂVİ

Kelime Anlamları:

  • Bittabi: Elbette
  • Ekmel: En mükemmel
  • Resul-ü Sübbûh: Allah’ın Resulü
  • Çeşme-i giryân: Ağlayan göz
  • Dil-i mecruh: Yaralı gönül
  • Zulmeti ebkem: Dilsiz karanlık
  • Bâr-ı bâlâ: Yüce yük
  • Akid’: Bağlanmak, inanmak
  • Kurgan: Mezar
  • Keza: Böylece
  • Dil-i vîrân: Yıkık, harap gönül
  • Merfu taaşşuk: Yüce Aşk
  • Tazarru: “Yanlışını bilip gizlice yalvarmak
  • Ağraz: Amaç, maksat
  • Pâk: Temiz
  • Dil-i pâk: Temiz gönül
  • Bâd-i seher-hîz: Tan yeli
  • Dil-i bîmâr: Hasta gönül
  • Ezkâr’hafa: Gizli zikirler
  • Dil-i inhâr: Irmakların gönlü
  • Râh-ı taaşşuk: Aşk yolu
  • Dil rübûde: Gönlünü kaptırmış âşık
  • Şâye-i tehlil: “Lâ ilâhe illallah”‘ın gölgesi
  • Dil-i nâlân: İnleyen gönül
  • Dil-i nâ-şâd: Dertli gönül
  • Dil-i nizâr: Kederli gönül
  • Âb: Su
  • Râh-ı Aşk: Aşk yolu
  • Rabb: Efendi, sâhip
  • Bâde: Aşk, Allah sevgisi, halk hikâyelerinde Hızır’ın kahramanlara ve bazı saz şairlerine sunduğu içki
  • Dil-i şeydâ: Deli gönül
  • Kayd-ı hayat: Ölene dek
  • Mevta: Ölü
  • Dil-i sûzân: Yanık, ateşli gönül
  • Bîtâb: Güçsüz