Aziz Mahmud Hüdai Hz.

Nis 30, 2011 by

İstanbul’da yaşayanlar için kolaylıkla ulaşabilecekleri, diğer illerde ikamet edenler için İstanbul’da ilk uğrak yerleri olan gönül mekanları dediğimiz bir yerden …. Üsküdar’da bulunan Aziz Mahmud Hüdayi hz. türbesinden bahsedeceğiz…

—-
Marmara’nın sahiline sedefle işlenmiş bir Osmanlı ruhudur Üsküdar… Her sokağında her taşında, bir eski zaman musikisi duymak ve de hissetmek hala mümkündür. Yer yer tarihi camilerin avlularına serpilmiş çınarların altında kendini bulmak isteyen insanlara şahit olabilirisiniz. Kimilerinin varlık kapısında tükendiği bu dünyada, yokluk kapısında varlığı bulan bir gönül sultanının izine düştük…

İstanbul’un her semti, birbirinden derin çizgilerle ayrılan farklı yaşam tarzlarına, şehir kültürüne, mimari yapıya sahiptir. Üsküdar, yaşayanlarının mütevazılığı, mimari yapısının mistisizmi ve yüreğinde misafir ettiği ya da misafir olduğu Allah dostlarının oluşturduğu manevi atmosferin hissedildiği semtlerin önde gelenlerindedir.

Üsküdar’a giderken başlar manevi yağmur, ıslatır içinden Allah dostlarının geçtiği sokaklarda insanı. Üsküdar’da, özellikle gönül makamlarının yükseğine çıkmış Aziz Mahmud Hüdâî (ks) makamına varanlar, önce ıslanır yağmurdan, sonra yağmur olur gözleri.

Anlatılan odur ki Üsküdar’ın mana fatihi Hüdâî Hazretleri, sağlığında ve de ölümünden sonra, insanların kendisini gelip ziyaret etmesi için çağrıda bulunmuş ve bir de dua etmiş: “Sağlığımızda bizi, vefatımızdan sonra kabrimizi ziyaret edenler ve türbemizin önünden geçtiğinde Fatiha okuyanlar bizimdir. Bizi sevenler denizde boğulmasın, ahir ömürlerinde fakirlik çekmesin, imanlarını kurtarmadıkça göçmesin.”

Bu çağrıya uyan yüzlerce insan, her gün onun kapısına varıyor. Bir türlü önümüzden ayrılmayan nefsimizi, biraz olsun frenleyip düştük Hüdâî Hazretlerinin izine. Üsküdar iskelesindeki kalabalıktan bir süre kopup yürüdük çarşıya doğru. Çarşı eskiye nazaran yeni şeyler satsa da kendi derinliğinde, eski zaman çizgilerini hala taşıyor. Çarşıda her türden esnaf bulunsa da Bursa çarşılarında nefisini ayaklar altına almış kadılık kaftanı ile ciğer satanlara rastlamak mümkün değil.

Çarşıda kendinden alıp kendinden satan devrin alış verişlerinden kurtulup, Üsküdar Meydanı’ndan şehrin yüreğine doğru ilerleyen yolun az ilerisinde, yokuşa sürüyoruz ayaklarımızı. Yükseğe ulaşmanın yolunun yokuşlardan geçtiği bir an içimizden geçiyor öylesine. Yokuşun en altından bakınca, Hüdâî Camii’nin minaresi, deniz feneri gibi yol gösteriyor, kendi içinde kaybolmuş biz kayıp denizcilere.

Yokuşun sonuna yaklaştıkça yol kenarlarından gül kokusu geliyor, Hüdâî Hazretlerinin anısına yapılmış ürünleri satan dükkanlardan.

Külliyenin giriş kapısındaki yazıda, “Bu meş’et Allah yolundakilerin cesetlerinin, ruhlarının toplandığı yerdir. Azizim; buraya edeple gir. Burası Hüdâî’nin pâk türbesidir. Ey gönül; eğer ilâhi zevki tahsil edeyim dersen böyle yap. Hüdâî’nin kapısından giren elbet nasibini alacaktır.”

Hüdâî Hazretlerin “davetlileri” bu kapıdan içeri girerken edeplerini kuşanıp günahlarını bir mendilin arasına sıkıştırıp öyle giriyorlar.

Dedikleri gibi türbeye davetli olanlar ellerinde kendinden istenenlerle geliyorlar.

Görevlilerden biri bu konuda bizimle tecrübelerini paylaşıyor. Türbeyi ziyarete gelenlerle konuştuklarında, bazı günler aynı şehirden gelenlerin çoğunluğu dikkat çekiyor. Bazı günler gurbetçiler çoğunlukta oluyor. Özelikle de hukukçu olan Hüdâî Hazretleri, hukukçulara özel ilgi gösteriyor.

Bu gibi bilgilerle sizi türbenin kapısında çok beklettim biliyorum. Ama ev sahibinin hoşnutluğu için önce edebi bilmekte fayda var derim.

Kapıdan içeri adımımızı atıp çıktık merdiven basamaklardan ağır ağır. Merdiven boşluklarının yanında, önlerine konulan sütü içip uykuya dalmış kediler, Hüdâî kapısının keyfini sürüyor.

Merdivenlerin solunda türbe, üst yanında camii, sağ tarafta da külliye ve abdest hane bulunuyor.

Önce külliye vakıf haline gelmiş. Vakfın kapısını her çalana yardım edilmeye çalışılıyor. Herkes istediği yardımları bu vakıftan alabiliyor. Ekmek isteyene ekmek, çorba isteyene çorba, hasta olana ilaç, yaşlı olana yatak ve… ve ruhu yaralı olana merhem sunulmaya çalışılıyor. Bu Hüdâî Hazretlerinin vasiyetinin en güzel sonuçlarından biri.

Giriş kapısının hemen karşısında, Hüdâî Hazretleri tarafından öğrencileri için açılmış su kuyusu var. Şimdilerde musluk takılarak çeşme yapılmış. Halk arasında bu su, zemzeme benzetilir. Gelenlerin bazıları şifa niyetine bu sudan içer.

İç mekana geçtiğimizde, türbelerin bulunduğu alandan önce, bir ara mekan daha var. Burada Hüdâî Hazretlerinin kullanmış olduğu eşyalardan bazıları var. En dikkat çekici olanı, demirden yapılmış ince ve naif kuyu çıkrığı, selamlıyor bizi. Burada Hüdâî davetlilerinin getirdikleri, yiyecek, eşya vb. misafirlere ikram ediliyor.

Türbenin bulunduğu makama giriyoruz. Derin bir sessizlik. Sadece dudaklar kıpırdıyor. Hüdâî Hazretlerinin huzurunda yapılan dualar, İstanbul’un ötesine kadar ulaşıyor. Suskunluğunuz biraz edep, biraz da dünyalıkları kapıda bırakamamamızdan kaynaklanıyor olabilir.
Eğer ikindi namazını burada edip, akşam güneşin batışına kadar kısa süreli bir tevekküle girmek istiyorsanız işte tam zamanı ve mekanı olabilir… Güneş, istemeye istemeye Marmara’nın derinliğine dalıp yerini karanlığa bırakmaya hazırlanırken, yavaş yavaş ayrılabilirsiniz edeple makamdan.

Kısaca bu gönül mekanına NASIL GİDİLİR diyorsanız;

İstanbul ili Üsküdar ilçesi Gülfem Hatun Mahallesi, Mektep Sokak, Aziz Mahmut Hüdâî Camisi’nin avlusunda bulunan bu türbeye, araç yada vapurla gidilebilir. Üsküdar iskelesinden Üsküdar meydanına, oradan da semt merkezine giden yol takip edilir. Bankaların bulunduğu yerden sağa dönen Tepsi Fırını sokak takip edilerek ziyaret edilebilir.

GÖNÜL MEKANINDAN YOL NOTLARI

•O, bir asra yakın ömür sürmüş ve sekiz pâdişâh devrini görmüştür.

• Her Pazar sabahı Hüdâî vakfında şifa niyetine çorba dağıtılır, içebilirsiniz.

• Avrupa yakasından vapurla gelerek Üsküdar’ı uzaktan seyretmek güzel olur.

• Bilen bir kayıkçıyı bulursanız, sizi denizde Hüdâî Yolu’ndan götürür.

• Hüdâî Hazretlerini ziyaretten önce yada sonra, sahilde bulunan eski konaklardan birinde çayınızı içerken boğazı seyredebilirisiniz.

• Hemen yakındaki Çamlıca Tepesi’ni de görmeniz mümkün

Tülay Arsal

Related Posts

Tags

Share This