Ayetlerle Murakabe 2

unnamed

3.MURAKEBENİN ÇEŞİTLERİ

a)Rabıta-i mevt

Ankebut 57. Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.
Kaf 19. (Bir gün) ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir (gerçeği de ortaya getirir): “(Ey insan!) İşte bu, senin kendisinden kaçtığın şeydir.” (denilir.)
Zilzal 7. İşte kim zerre ağırlığınca (iman ve ihlâsla) bir hayır işlerse, onu(n karşılığını) görecek.
(Mü’minler ihlâsla yaptıkları iyiliklerinin karşılığını her iki dünyada, kâfirler ise ancak bu dünyada görebilirler.)
8. Kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse onu görecektir.

b)Rabıta-i mürşid
Tevbe 119. Ey iman edenler! Allah’ın emirlerine uygun yaşayın/aykırı davranmaktan sakının ve doğru (sâdık) olanlarla beraber olun (onlardan ayrılarak bireyselleşmeyin).

Kalbin takviyesi için salihleri anmak, salihlerle beraber olmak Kur’ani bir metoddur.
Rabita-i mürsidde bunun bir yolu, yöntemidir:
Salihlerin anıldığı yere rahmet iner…

Hud 120. Peygamberlerin haberlerinden senin kalbini takviye edecek her şeyi sana anlatıyoruz. Bunda (bu sûrede) de sana gerçeği bildirme, mü’minlere de bir öğüt ve bir uyarı gelmiştir.
Şuara 219. (O,) secde edenler arasında dolaşmanı da (görür).

c)Rabıta-i huzur
Kaf 16. Ve hiç şüphesiz, insanı (biz) yarattık ve nefsinin/duygusunun ona ne vesvese ver(ip düşündür)düğünü biliriz. (Çünkü ilmimizle) biz ona şahdamarından (kendisinden)daha yakınız.
Bakara 186. (Resûlüm!) Kullarım sana beni soracak olurlarsa (bilsinler ki) ben, şüphesiz onlara çok yakınım. (İsterse gönlünden geçirsin.) Bana dua edenin duâsına icâbet eder (kabul eder)im. O halde onlar da benim davetimi kabul ed(ip bana itaat et)sinler ve bana iman(da sebat) etsinler. Tâ ki bu sayede doğru yola (kurtuluşa) ulaşmış olsunlar.

4.MURAKABENİN ENGELLERİ

a)Nefis
Nefsini bilen rabbini bilir.
Naziat 40-41. Fakat kim de, Rabbinin (huzurunda duracağı) makamından korkup (gereğini yapar) nefsini de kötü hevesten men ederse; işte muhakkak ki cennet onun varacağı tek yerdir.

Şems 9-10. O (nefsi)ni (günahlardan) tertemiz yapan, muhakkak kurtulup umduğuna ermiştir. Onu (günahlarla) örtüp gömen de elbette ziyana uğramıştır.

“Zabt-ı nefs et, ârif ol, âlemde insanlık budur.”

b) Şeytan Apaçık Düşmandır
A’raf 27. Ey Âdemoğulları! Şeytan (ilk defa) ana babanızı, (yanıltıp) çirkin yerlerini kendilerine göstermek için örtülerini soyarak cennetten çıkar(mayı başar)dığı gibi, sizi de şaşırtıp saptırmasın! Çünkü o da yandaşları da, sizin kendilerini görmeyeceğiniz yerden sizi görür(ler). Elbette biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları yaptık.

(Şeytan ve şeytanın insan ve cin dostları aynı gayede olup Allah’ın emrini tutmak isteyenlere düşmanlık ederler. İnsan da böylece Allah’ın emir ve yasağını ön planda tutmaz da şeytanın ve dostlarının cazip gösterdiği şeylere uyarsa, burada olduğu gibi, bulunduğu mevkii ve durumdan ihraç edilme ve mahremiyetinin ortaya çıkması söz konusudur. Şeytanın gayesi de budur.)

c) Gaflet
Necm 60. Siz (gaflet ve çeşitli eğlenceler içinde) gülüyorsunuz da (günahkâr halinize) ağlamıyorsunuz.
Münafikun 9. Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah’ın zikrinden (ibadet ve itaatinden) oyalayıp alıkoymasın. Kim bunu yaparsa (onlar yüzünden Allah’ın zikrinden/kulluk görevlerinden gaflet ederse) işte onlar, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

Murakabesiz bir kalp hastalıklıdır

Muhammed 29. Yoksa kalplerinde hastalık olanlar, (Peygamber ve mü’minlere olan) kinlerini Allah’ın hiç ortaya çıkarmayacağını mı sandılar?
Araf 172. (Resûlüm!) Hani Rabbin, Âdemoğulları’ndan, onların (gelmiş gelecek) zürriyetlerini, sırtlarından (sulplerinden zerreler halinde)(1) al(ıp çıkar)mış ve onları, kendilerine şâhit tutarak: “Ben sizin, Rabbiniz değil miyim?” (demişti.) Onlar da: “Evet (Rabbimizsin), şâhit olduk.” demişlerdi. (Bu da dünyada kâfirliğe sapıp da) kıyâmet gününde: “Biz bundan habersizdik.” dememeniz içindir.

d)Malayani
Lokman 6. Kimi insanlar da vardır ki, (din hakkında) bir bilgisi olmaksızın, (insanları) Allah yolundan saptırmak ve onu (o yolu), eğlence edinmek için laf eğlencesi sözleri(1) satın alır (ve okur veya dinleyip seyreder). İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

e)Sahte tanrılar
Bakara 170. Onlara: “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) uyun.” denildiği zaman onlar: “Hayır! Biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (ve öğrettikleri yol)a uyarız.” dediler. Peki, ataları bir şey(in İslâm’a uyup uymadığın)ı düşünemeyen ve doğru yolu bulamayan (sapık yolun yolcusu) kimseler olsalar da mı (onlara uyacaklardı)?!
En’am 29. O (akıllarını putlaştırıp bencil yaşaya)nlar: “Hayatımız, bu dünyadakinden ibarettir. Biz, bir daha dirilecek de değiliz.” dediler.

(Allah’a, O’nun yaratıcılığına ve O’na hesap vereceğine inanmayanlar ve bunun için de hayatı bu dünyadan ibaret sayanlar, az da olsa her devirde bulunmaktadır. Bunlar, beş duyu ile algılanmayan şeyleri reddederler. Tabiatı (doğayı) yaratıcı kabul ederler. Bunlara, natüralist (dehriyyûn) denildiği gibi, her şeyde maddeyi esas aldıkları için materyalist de denilmiştir. Bunlar, gözleri madde sınırını aşmayan, gönülleri hidayet ışığına ulaşamayan, aklı araç değil mutlak ölçü edinen, kalpsiz kafalara sahip kimselerdir.)

5.MURAKABENİN HEDEFLERİ:

a)Kalbi selim olmak

Kaf 31. Cennet ise, muttakîlere (Allah’ın emirlerine uygun yaşayanlara) uzak değildir, artık yakınlaşmıştır
Kaf 32-33-34. İşte size vaad edilen bu cennet; her (tevbe ile Allah’a) yönelen, (O’nun buyruklarını) koruyan, görmediği halde Rahmân’dan (her yerde) korkan ve O’nun itaatine yönelmiş bir kalple gelen kimse içindir. (Onlara:) “Selametle girin oraya. İşte bu ebedîlik günüdür.” (denilir).
Şuara 89. “Ancak Allah’a (imanlı) temiz ve sağlam bir kalple gelenler hariçtir.”

b)Feraset
Enfal 29. Ey iman edenler! Eğer Allah’a saygı duyup emrine uygun yaşarsanız, size, iyiyi kötüden ayırt eden bir anlayış/bir nur verir. Kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir.

c)Basiret
Nur 41. Görmez misin ki, göklerde ve yerdekiler ve havada kanat çırparak uçan (sıra sıra) kuşlar, bizzat Allah’ı tesbih ederler! Her biri duasını da, tesbihini de kesin şekilde bilir. Allah onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.42. Göklerin ve yerin mülkü (ve idaresi) Allah’ındır. Dönüş de ancak Allah’adır 43. Görmez misin ki, Allah bulut(lar)ı (dilediği tarafa) sevk eder, sonra on(lar)ın arasını birleştirir, sonra on(lar)ı üst üste yığar (yoğunlaştırır). Bir de bakarsın ki yağmur on(lar)ın arasından çıkmış. Gökten, oradaki dağlar (gibi bulutlar)dan dolu indirir de onunla dilediğine musibet (afet) verir, dilediğinden de onu çevirir. Şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri kör eder! 44. Allah gece ile gündüzü (peş peşe getirerek, uzatıp kısaltarak) evirip çeviriyor. Hiç şüphesiz bunda (hakikatleri gören) basîret sahipleri için elbette bir ibret vardır.
Hac 46. Hiç yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki bu sayede düşünen kalpleri yahut (olanları) duyacak kulakları olsun. Gerçek şu ki gözler kör olmaz, fakat (asıl) göğüslerde olan kalpler/basîretler kör olur.

d)Hikmet
Bakara 269. O, (Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime de hikmet nasip etmişse, muhakkak ona çok hayır verilmiştir. (Bu âyet ve öğütleri) olgun akıl sahiplerinden başkası düşünemez.

e)Müşahede: Görme, temaşa ve seyr’ anlamına gelen müşahede, tasavvufta, Hakk’ın gönüllerde hazır olması; zati tecelli; eşyayı tevhid diliyle görmek; hakkal yakin hali demektir.

f)Murakabe kişiyi takvaya götürür…
Maide 94. Ey iman edenler! Allah, kimsenin görmediği anda bile kendisinden kork(up günahlardan sakın)anları ayırt etmek için, (hac esnasında) ellerinizin ve mızraklarınızın yetişeceği bir av ile elbette sizi imtihan edecektir. Kim bundan sonra aşırı gider (emirlerin dışına çıkar)sa, onun için acıklı bir azap vardır.

g)Murakabenin sonucu, ihsan makamı olmalıdır
Hadid 4. O, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa hükümran olandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni hep O bilir. Nerede olsanız sizinle beraberdir. Allah (bütün) yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
Nisa 1. Şüphesiz ki Allah, sizi tam anlamıyla görüp gözetlemektedir.
Tarık 4. Hiçbir nefis yoktur ki üzerinde (kendisini görüp gözeten) bir muhafız olmasın.

Bir kitabullah-ı azamdır seraser kâinat,
Hangi harfi yoklasan manası hep Allah çıkar. (R. M. Ekrem)

Saliha Yılmaz