Aslına Dönmektir Tavaf

kabe.

“Ya Rabbi! Ben mi hata ettim, Sen mi takdir ettin?” sorusuna “Ey Âdem! Sen hata ettin, ben takdir ettim!” cevabı ile başladı Hz. Âdem’in kabulleniş hikâyesi…

Cennetten uzaklaştırılmasıyla sonuçlanan hatasının pişmanlığı yıllar sürdü Hz. Âdem’in. Sonunda tövbesi kabul edilince ne yapması gerektiğine dair düşünmeye başladı. Zira dünya, cennet gibi değildi. Çalışıp yorulmak vardı, Hz. Havva ve onu korumak vardı, acıkmak-susamak-üzülmek vardı. Kendisine bütün eşyanın ismi öğretilmiş olan Hz Âdem’e, dünyanın işleri de öğretilmişti. Çocuklarından kimine çiftçiliği, kimine hayvancılığı öğretti… Ve zaman geçti, Hz. Âdem’in bu geçici ve meşakkatli yurdundaki sorumlulukları bir nebze azaldı. Cennete ve Cemâlullah’a duyduğu özlem gittikçe arttı ve Rabbine bir niyazda bulundu:

“Ey Allah’ım, bana, cennette seni zikrettiğim zamanda olduğu gibi bir yol göster de seni razı edecek şekilde ibadet edeyim.”

Allah-u Teâlâ onun bu duasını kabul etti, gökten, bir nur indirdi. Ve Hz. Âdem o nurun etrafında dolaşmak, tavaf etmek suretiyle Rabbini zikretti, özlemini giderdi, cennetteki günlerini yâd etti, şu anki durumuna şükretti…

Allah-u Teâlâ bir gün o nurun etrafını duvarla çevirmesini, temellerini de derin ve sağlam yapılmasını emretti. Hz. Âdem bu emri yerine getirdi. Bir zaman sonra artık görünmez olan nurdan geriye bu dört duvar kaldı. Allah-u Teâlâ bu dört duvarın üstünü de örtmesini emretti. Hz. Âdem’in bu emre itaat etmesiyle yeryüzündeki ilk ev yapılmış oldu. Hz. Âdem ve ona tabi olanlar, zulüm, nuru bastırana kadar o evin etrafında tavaf ederek Rablerini anmaya, kulluklarını bildirmeye devam ettiler.

Sonra “ev” yeryüzünden silindi. Geriye o eve dair sadece temeller kaldı. Toprağın altında muhafaza için saklanmış temeller…

Asırlar sonra Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’e verildi o evi yeniden yapma görevi. Yıllarca toprağın altında saklanmış bir hazine gibi olan temeller, bu iki mübarek insana bildirildi. Ve “ilk ev” ikinci kez inşa edildi. Yıllarca ve hatta asırlarca iman ehline, ikram edildi. Çünkü orası Allah’ın eviydi. Allah rızasını kazanmak için ibadet etme yeriydi. Zaman, ehl-i imânı azaltıp ehl-i küfür’ü arttırdığında bile bu evden vazgeçilmedi. İlk zamanlarında nur’dan bir sütunla dolu olan ev, artık putların ve onlara tapanların eviydi. Ama bu durum onun kıymetini zerre kadar eksiltmedi. O, en son gelecek olan kıymetli misafirini beklemekteydi…

611 senesi…
Bir Ramazan ayı gecesi…
Geldi beklenen misafir…
Kalpler zulüm ve korku dolu…
Kalplerin rengi zifir…
Bu karanlığı aydınlattı misafir…

Takdir O’nu, Mekke’den Medine’ye sevk etti önce… Sonra, geride boynu bükük kalan “Kâbe” nin sevineceği günü Fetih Suresi’yle müjdelemişti Allah cc. O gün geldi, Mekke fetholdu, putlar yıkıldı, Beytullah zulümden aklandı… İlk defa içini dolduran nur, manevi bir yoğunlukla yeniden doldurdu Beytullahı.

Sonra “Hac” emredildi.

Rasulullah içi özlem ve iştiyak dolu olarak gitti Beytullah’ın kapısına. Hasretle sürdü ellerini yüzünü, duvarlara ihtiramla öptü Hacerü’l-Esved-i ve Hz. Âdem’den beri yapılan o ibadete başladı “bismillahi Allahü ekber” diyerek. Tavafın her bir şavtında selamladı o simsiyah taşı, bir de o taşa varmadan önceki duvarı; Bismillahi Allahu ekber!

Sordu ashabı-ı kiram; “Ya Rasulallah, hacerül-esved’i selamlamanın sebebini biliyoruz. Ama şu Yemen köşesini niye selamlıyorsun? Biz de selamlayalım mı?

Rasulullah (sav) onlara müjdeli bir haber verdi:
“ Bu beyt yeryüzünde yapılmış ilk evdir. O Allah’ın evidir. Kıyamete kadar varlığını sürdürecektir. Onun etrafında, kalpleri Allah sevgisiyle dolu, gözü yaşlı insanlar, Allah-u Teâlâ ya bağlılıklarını bildirmek için tavaf etmeye devam edecekler. İşte bu kimselere şahitlik yapsın diye Cebrail (a.s.) kardeşim bu köşede beklemekle vazifelidir. Ne zaman buraya dönsem O’nu burada bekler bulurum, selam vermeden geçemem…” (1)

Tavaf öyle bir ibadettir ki… Âlemde başlar… Evren kendisi için tayin edilmiş bir yol üzere tavaf etmektedir. Galaksiler merkezlerindeki yıldızın etrafında tavaf eder. Galaksilerin içindeki gezegenler hem merkez yıldızın etrafında hem de kendi çevresinde dönmeye devam eder. Dünya Güneşin etrafında tavaf ederken, Ay, Dünyanın etrafında tavaf eder… Bu döngü maddenin yapı taşına kadar davam eder. Artı ve eksi elektronlar, atom çekirdeğinin etrafında tavaf eder. İnsan kulluğunun farkına varır da tavaf ibadetine yönelirse, bu ibadet ona dünyada aziz olma ayrıcalığı, ahirette, Cebrail (a.s.)’ın şahitliğini kazandırır…

Tavaf Hz. Âdemi anmaktır.
Tavaf Hz. İbrahim ve İsmail-i anmaktır.
Tavaf Hz. Muhammedi ve O’nun selamladığı Cebrail (a.s.) ı anmaktır.
Tavaf galaksilerden atomlara kadar, yaratılmış olan her mahlûkun kaderine takdir edilmiş olan o coşkulu ibadete ortak olmaktır. Hz. Cebrail’in şefaatini almaktır.
Aslına dönmektir tavaf.
Ve dönüşü rıza ile tamamlamaktır.

Melahat Güngör

(1) Hadis-i şerif -konunun anlaşılması bâbında- mana rivayeti ile verilmiştir.