Arafe Günü Orucu

Arafe gününün orucu ile ilgili hadis-i şerifleri size okuyayım. Abdullah ibn-i Amr ibnü’l-As’tan ve Ebû Said e’l-Hudrî RA’dan rivayet edilmiş bir hadis-i şerif:

RE. 426/1 (Men sàme yevme arafete gufira lehû seneteyn) “Kim Kurban Bayramından bir gün önceki Arafe gününde oruçlu olursa, iki senelik günahı mağfiret olunur. (Senetün emâmehû) Önünde gelecek sene birisi; (ve senetün halfehû.) birisi de geride bıraktığı, yaşayıp tükettiği sene…”

Demek ki geçmişe de şümûlü var, faydası var, geleceğe de faydası var.

Başka bir rivâyet:

RE. 308/15 (Savmü yevmi arafeh) “Arafe gününün orucu, (yükeffiru seneteyn) iki senenin günahını bağışlattırır, affettirir; (mâdıyeten ve müstakbileten) geçmiş senenin ve müstakbel senenin…”

Bu hadis-i şerifin arkasında bir cümle daha var, hadis-i şerifi yarıda kesmeyelim, onu da ileriye dönük bir müjde olarak okuyalım:

(Ve savmi àşûrâ’, yükeffiru seneten mâdıyeh) “Aşûre orucu da geçmiş senenin günahlarını bağışlattırır.” diye buyurmuş Peygamber Efendimiz.

Aşûre orucu ne zaman olacak?.. Bu Zilhicce ayı bitecek, Muharrem ayı gelecek, Muharremin onunda olacak. Yâni bir ay kadar sonra olacak. “Peygamber Efendimiz o günü de oruçlu geçirirdi diye, hadis-i şeriflerden biliyoruz.

Bu Aşûre ile ilgili bir hadis-i şerif daha, Abdullah ibn-i Amr ibnü’l-As’tan nakledeyim:

RE. 426/6 (Men sàme yevme’z-zîneti edreke mâ fâtehû min sıyâmi’s-seneti, ya’nî yevme àşûrâ’) “Kim yevm-i zînette, yâni Aşûre günü, yâni Muharrem’in onuncu günü oruç tutarsa; (edreke mâfâtehû min sıyâmi’s-seneti) geçirmiş olduğu seneden tutamadığı nafile oruçların sevabını yakalamış olur.” Demek ki defterimize yazacağız, takvimimize işaret edeceğiz, önümüzdeki aşûre günü oruç tutacağız.

Tabii sırf onunu tutmayıp, dokuz ve onunu tutmak veya on ve onbirini tutmak şeklinde tavsiyesi var Peygamber Efendimiz’in. O günleri oruçlu geçirmeğe gayret edin!

Bir de Terviye günü var biliyorsunuz, Zilhiccenin sekizinci günü… Yâni hacıların Arafat’a çıkmasından bir gün önceki gündür. O zaman artık yolculuk oluyor diye çeşmelerde, kuyularda develeri iyice sulayıp, suya kandırırlarmış. Deve suyu da depo edebiliyor, biliyorsunuz. Onun için Terviye, suya kandırma mânâsına geliyor. Develeri iyice besleyip hac hazırlığına girişme günü olmuş oluyor.

Arafat yolu uzun olduğundan bir günde gitmezlerdi, Terviye gününde Mina’ya kadar gidilirdi. Mina’da beş vakit namaz kılardı Peygamber Efendimiz.

RE. 309/3 (Savmü yevmi terviyeh) “Kim bu Zilhiccenin sekizinde, yevm-i terviyede oruç tutarsa; (keffâratü seneten) bu oruç, bir senelik günahın keffâreti olur. (Ve savmü yevmi arafate keffâratü seneteyn) Arafe gününün orucu da, iki senenin günahına keffâret olur.” Bir geçen senenin, bir de gelecek senenin diye, onu biliyorduk.

Onun arkasından da bayram geliyor, Arafeden sonraki gün bayram oluyor. Bayram gününe de yevm-i nahr derler. Nahr, deveyi kurban etmek demek… Biz de kurban bayramı diyoruz. Iyd-i adhâ da deniliyor; adhâ da kurbanlık hayvanın ismi… Yâni kurbanlık hayvanı kesme bayramı mânâsına geliyor. Bu günler de çok önemli günler. Çünkü Ebû Dâvud’un süneninde kaydedildiğine göre Peygamber SAS buyurmuş ki:

(İnne a’zame’l-eyyâmü inda’llàh) “Allah indinde günlerin en hayırlısı, en muazzamı, en büyüğü, (yevme’n-nahri) Kurban bayramı olan gündür. (Sümme yevme’l-karri) Sonra Mina’ya hacıların gelip çadırlarına yerleştiği gündür.” O da Zilhiccenin onbirinci günü olmuş oluyor.

Demek ki bu günler hakkında, Zilhiccenin on günü hakkında, Zilhiccenin özellikle dokuzu (Arafe günü) hakkında, bayram günü hakkında ve bayramın ikinci günü hakkında çok hadis-i şerifler var, rivayetler var, teşvikler var. Peygamber Efendimiz dokuz gününü oruç tutardı. Bayram günü oruç tutmak haramdır, biliyorsunuz. Kurban bayramında herkes kurban eti yiyecek, bayram edecek. Allah’ın bayram edin dediği zamanda, oruç tutmak uygun olmuyor.

Kurban günleri senenin oruç tutulmayan günleridir. Ama Terviye gününde, Arafe gününde oruç tutmayı tavsiye ederim. Kardeşlerimiz hiç kaçırmasınlar, Türkiye’deki kardeşlerimiz o günleri oruçlu geçirsinler! Hattâ daha önceden oruç tutumalarını arttırsınlar! Bu Zilhiccenin on gününde ne kadar çok tutarlarsa, sevapları o kadar çok olur. Bizi de duadan unutmasınlar…

Allah bu günlerin feyzinden, bereketinden, mânevî mükâfâtından, ikramlarından faydalanmayı nasîb etsin… Hepimize çok büyük mükâfâtlar ihsân eylesin… Bayrama ulaştırsın… Bayramı rızası vechile idrak etmeyi, bayramı hakîkî bir bayram olarak yapmayı nasîb etsin… Nice nice bayramlara, mübarek günlere sıhhat afiyetle eriştirsin…

Tabii, müslümanın asıl bayramı ahirette, cenneti kazandığı zaman olacak. Cenneti kazanıp cennete girmeyi; cehenneme düşmeden, azaba uğramadan, doğrudan doğruya cennete gitmeyi, Peygamber Efendimiz’e komşu olmayı Cenâb-ı Hak cümlemize nasîb eylesin…

Peygamber Efendimiz’in sünnetini tuta tuta, Peygamber Efendimiz’in sevgisi, rızası kazanılır. Sünnetini ihyâ etmek lâzım! Yâni ölmüş olan, unutulmuş olan güzel adetleri tekrar diriltmek lâzım! İhyâ, tekrar diriltmek demek. Biz bunları böyle kitaplardan okuyacağız, sizlere hatırlatacağız. Sizler de bu güzel sünnetleri, Efendimiz yapanmış; sahàbe-i kirâm da Efendimiz’in sünnetine uygun olarak ısrarla, aşk ile, şevk ile yaparlamış; çarşıda pazarda herkes yüksek sesle tekbir getirirmiş, zikir yapılırmış, nice nice hayırlar yapılırmış diye, bu güzel ibadetleri canlandıracağız, yapacağız ki, Allah ibadet ettikçe lütfedecek, kötülükler, şerler def olacak, ref olacak; üzerimizdeki fitneler, belâlar kalkacak; maddî mânevî hayır bereket gelecek… Beldelerimize bereket yağacak.

PROF. DR. MAHMUD ES’AD COŞAN (RH A.)