Anne Bu Domates mi?

“O, (dönüp gidince veya) iş başına geçince, (Allah’ın emrine karşı gelmek ve hevasına uymakla) ülkede fesat çıkarmaya, harsı (ekonomiyi, kültürü) ve nesli mahvetmeye çalışır. Allah ise fesadı/bozgunculuğu sevmez. (Bakara S. 205)”

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Değer, bir canlının gen diziliminin değiştirilmesi ya da ona kendi doğasında bulunmayan bambaşka bir karakter kazandırılması yoluyla elde edilen canlı organizmalara “Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO)” denildiğini ve bu uygulamayı gen mühendislerinin yaptığını belirtti.  Örneğin; Antarktika’daki bir balığın soğuğa direnç geni, bir çileğe aktarıldığında soğuğa daha dayanıklı bir çilek elde edilmiş olur. Genetik yapısı değiştirilerek mısır kurtlarına karşı toksin üreten bir bakteri genine sahip mısır, patates böceklerine karşı toksin üreten bir gene sahip patates üretebilir.

GDO’nun zararlarına bakalım:

  • Alerjik reaksiyona neden oluyor.
  • Antibiyotik direncini zayıflatıyor.
  • Toksiketki yaratıyor.
  • Normal ve organik tarımı tehdit ediyor.
  • Ne kadar uzak alanda olursa olsun rüzgar ve arılar yoluyla organik ürünlere de bulaşıyor.
  • GDO’lu tarım yapılan alanlardaki haşereleri yiyen kuşların türü tükeniyor. Canlı türleri açısından tehdit oluşturuyor.
  • Biyo çeşitliliği yok ediyor. GDO’lu ekinler, tozlaşma yoluyla aynı türden akrabalarının da genlerini değiştirebiliyor.
    “İskoçya Rowett Enstitüsü‘nden Dr. Arpad Puzstai‘nin GDO patates ile beslediği farelerin tümünün iç organlarında küçülme, sindirim sistemlerinde bozukluk, bağışıklık sistemlerinde çökme, kan yapılarında bozulma ve mide çeperlerinde kalınlaşma olduğu saptanmıştır” dedi. Avusturya Tarım ve Sağlık Bakanlığı‘nın finansmanı ile Viyana Üniversitesi‘nin geçen yıl yaptığı bir çalışmada ise GDO‘lu gıdalarla beslenen farelerin üç, dört nesil sonra büyük ölçüde üreme yeteneklerini kaybettikleri belirtilmiştir.

İlk üretilen GDO ürün FlavrSavr marka domates(1994) piyasaya sürülmeden üretimi durdurulmuştu. Nedeni ise bu domatesle beslenen farelerin midelerinin delinmesiydi.

 

“GDO TARIMDA VERİMİ ARTTIRMAZ”

Prof. Dr. Orhan Değer, GDO‘nun tarım ürünü verimini arttırdığına ilişkin görüşlerin yanlış olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Uzmanlar mevcut tarım kapasitesinin dünya nüfusunun ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli olduğunu söylüyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü‘nün (FAO) 1990 yılı raporuna göre tahıl üretimindeki artış, nüfus artışından yüzde 50 daha fazladır. Anlaşılacağı gibi sorun üretimden değil, dağılımın adil olmayışındandır.

GDO’ NUN ÇEVREYE ZARARLARI:

GDO’lu ürünler bir tarım alanında kullanılmaya başladığında, çevre tarım alanlarına sıçraması kaçınılmaz sondur. GDO’lu ürünün çiçek polenleri, rüzgâr, arılar, kelebekler sayesinde çevredeki doğal ortama taşınır. Bir süre sonra zengin bitki çeşitliliğinin yerini GDO’lu tek tip ürünlerin alması ve bu şekilde doğal biyo çeşitliliğin tehlikeye uğrayacak olması GDO’lu ürünlerle ilgili tehlikelerin en önemli boyutlarından birini oluşturmaktadır.
GDO’lardaki genler doğal çaprazlanma sonucu aynı türün yabani türlerine geçer ya da tarım zararlılarına karşı bağışıklık kazanmış olan, GDO’lara tekrar zarar verebilecek hale gelen zararlılar(böcekler), daha önce karşılaşılmamış süper zararlıları oluşturarak,  bunlara karşı mücadelede, daha fazla zararlı ilaç kullanılmasına neden olur. Bu durumdan doğa ve insanlar daha fazla etkilenir.

Doğa kendini yenileyen bir yapıya sahiptir, oysa GDO’lu bitki tohumları “yok edici gen – terminating gene” denilen genler sayesinde yeniden üremeden yoksun bırakılmıştır. Bu durumda doğada var olan bir bitki yatay gen kaçışı ile döllendiğinde yeniden üreyemez.

Çünkü üreme genleri laboratuar ortamında iptal edilir. Dolayısıyla vahşi doğada bulunan doğal bitki türleri yavaş yavaş yok olacak, GDO’lu ekim alanları çoğaldıkça dünya tek tip mısır, soya ya da kanolaya bağımlı olacaktır. Tek tipte hastalık yapan bir organizma ile karşılaşıldığında ürün çeşitliliği kalmadığı için dünya(iddia edilenin aksine) açlıkla karşı karşıya kalabilir. (2)

Kendi tohumunu üretemeyen çiftçilerin, GDO’lu tohum üreten büyük firmalara bağımlı olması, tarımı tekelleştirir. Çiftçilerimizin geleneksel tarım tekniklerini bırakıp, verimi arttırmak vaadi ile GDO’lu tohum kullanmasına yönelmesi ülkemiz tarımına ve çiftçisine telafisi imkânsız zararlar verecek ve yıkım getirecektir. Genetik yapısı değiştirilmiş organizma ve ürünlerin ithalatının ve tüketiminin serbest olması, tüketiciler ve halk olarak sağlıklı gıda hakkımızı ve gıda egemenliğimizi ortadan kaldırır.

GDO’lar tarım ilacı kullanımını arttırarak hem toprağı hem de içme sularımızı zehirler

Türkiye’nin hiçbir şekilde GDO’lu ürüne ihtiyacı yoktur.  Tarım bakımından kendi kendine yeten sayılı ülkelerden biri de Türkiye’dir. Ülkemizin bu özelliğinin yok olmasına izin veremeyiz.

Şenay Kaçar

 

1-Bahçe Bitkileri.org-Türkiye’nin Ziraat ve Tarım Sitesi (Altan Yılmaz)

2- Reci Meseri (Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı AD), “Beslenme ve Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) [Genetically Modified Foods and Nutrition]”, Derleme/Review Article TAF Prev Med Bull 2008; 7(5):455-460, 2008