Aman Gaflete Düşme!

unnamed

Farkındalığın oluşma yaşı ergenlikle başlar. Ergenlik, hak ile bâtılı birbirinden ayırt edebilme becerisi kazanılan devredir. Farkında olmadan günlük hayatta çoğu kez boş ve lüzumsuz konuşuyoruz. O sebepledir ki dinimizde bu tür amacı ve faydası olmayan konuşmalar hoş karşılanmamıştır. Uzak durulması emredilmiştir. Farkında olunarak yaşanan bir hayat, kaderine kadar etkileyebilecek bir yola sokar insanı.

İnsan cüzî irade ve seçim hakkına sahip kılınmıştır. Çünkü neyi düşünmeyi seçerseniz başınıza o gelir.
Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür.
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür.
Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür.
Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür.
Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür.
Değerlerinize dikkat  edin; karakterinize dönüşür.
Karakterinize dikkat  edin; kaderinize dönüşür.

Farkındalık oluşturmanın ilk aşamalarından biri konuşma yoluyla gerçekleştirilir. Sohbetler, vaazlar bu işe yarar. Farkındalık; kendini tanıma, başkalarını tanıma, iyi iletişim kurma kapasitesi artırdıkça; öğrendikçe gelişir, olgunlaşır. Gelişim içten dışa başlar. Biz kendimizi geliştirmeye başladığımızda, farkındalığımızı artırarak kendimizi bilmeye, bulmaya başladığımızda, otomatik olarak, kendiliğinden çevremizi de etkilemeye başlarız. Kendisindeki artıları ve eksileri bilen insan başkalarına karşı daha hoşgörülü olur.

Hayat kalitemizi, duygularımızın farkında olup olmadığımız ve kontrol edip edemediğimiz belirler. Bunun için eğitim gerektir. Kendini bilmek ve mutlu olabilmek için üç kategoride eğitim şarttır:

Davranış eğitimi: Âdap kuralları ile olur.

Duygu eğitimi: Farkındalık oluşturmakla olur.

Bilişimizin eğitimi: (Akıl- zihin) Okumakla olur.

Güzel ahlak farkındalıkla başlar. Varoluş sebebimizi bilmemiz gerekir. Biz bu yeryüzüne halife olarak gönderildik, buna göre farkındalık geliştireceğiz. “Ben kimim? Nereden geldim? Nereye gideceğim?” diye kendimize sormamız lazım.

Eğitim/gelişim, bir model olmadan yapılamaz. Onun için Peygamber Efendimizin hayatı en ince detayına kadar biliniyor. Potansiyel alanlarımızı keşfederken, gizli alanlarımızı daraltacak, kör alanlarımızın farkında olacağız.

Doğruyu öğrenip, bilip, yanlışı değiştirmek farkındalıktır. Kişinin farkındalık seviyesine göre ruhsal enerjisi artar. Farkındalığı yüksek kişi feraset ve basiret sahibidir. Aksi halde gurur, kibir, riyadadır. Belki de en önemlisi farkındalığın ne demek olduğunun farkına varmaktır.

İnsan, kendine  ne kadar yardım eder, fayda sağlar? Topluma ne kadar yardım etmiş, faydalı olmuşsa o kadar. Büyük insanların hayalleri, küçük insanların hevesleri vardır. Sonuç olarak, farkındalık etrafımızda olup bitene dikkat edebilmektir. Görmek, duymak, hissetmek, anlamak ve değerlendirmektir. Yaşadığımız  hayatın hakkını vermek için, davranışlarımızın da düşüncelerimizin de diğer tüm faaliyetlerimizin de farkında olmamız gerekiyor. Kendini bilmek, tüm ilimlerin temelidir. İnsan her hareketinde, her işinde, Allah-u Teâlâ’nın emrini ve yasağını gözetince, emir ve yasakların sahibini unutmaktan kurtulur ve daima zikretmiş olur. Bu vesileyle gafletten de kurtulmuş olur.

İnsanın gafletine sebep olan çok şey varsa da üçü önemlidir:

1- İnsanı tanımamak, yaradılış gayesini bilmemek.

2- İşlerin sebeplerle yaratıldığını bilmemek.

3- Ölümü unutmak.

İnsan niçin yaratıldığını ve başına gelecekleri bilip unutmasa, gaflete düşebilir veya kibirlenebilir mi? Rabbine isyan edebilir mi? Demek ki insan yaradılış gayesini düşünmüyor.

Şakik-i Belhi Hz. buyuruyor ki:  “İnsanlar üç şey söylerler, fiilleriyle muhalefet ederler. Biz kuluz derler. Fakat bir kul gibi yaşamazlar. Allah bizim rızkımıza kefildir derler. Fakat kalplerini rızık kazanmakla meşgul ederler. Elbet biz de öleceğiz derler. Fakat hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya sarılırlar.”

Gafletin sonu pişmanlıktır. Gaflet nimeti yok eder, hizmetleri engeller, gaflet uykusunun sonu, sonsuz pişmanlık olabilir. Bunun için gafleti yenmeye çalışmalıdır.

Kur’an-ı Kerim’de “Gafillerden olma!” buyruluyor( Araf 205). Hadis-i şeriflerde de buyruldu ki: “Gaflet üzere uyuyan, kıyamette öyle dirilir. O halde kendinizi Allah’ı anarak uyumaya alıştırın.” (Deylemi)

“Gafil olduğu halde, gafletinden habersiz  kimseye şaşılır. Şu kişiye de şaşılır ki, ölüm onun peşinde iken, o dünyanın peşinde koşar. Rabbinin kendisinden hoşnut olup olmadığını bilmeden kahkaha ile
gülene şaşılır.” (Ebu Nuaym)

Gaflet Allah’ı unutmak demektir. Dinin emirlerini gözeterek yapılan bütün işler gafletten kurtulmak, Allah-Teâlâ’yı hatırlamak demektir. Ancak din ahlâkının yaşanması, kişiyi gafletten uyandırabilir. Kendisine, ailesine, çevresine, topluma ve Allah’a karşı sorumlulukları olduğunu çok iyi kavrar. Gaflet uykusundan uyanan kimsenin 4 alameti vardır:

  • Dünya işlerini kanaat ve erteleme ile düzenler.
  •  Ahiret işlerini arzu ve titizlikle düzenler.
  • Din işlerini ilim ve içtihatla düzenler.
  • İnsanlarla olan münasebetlerini nasihate ve iyi geçinmeye dayandırır.

Ya Rabbi! Bize Seni hakkıyla tanımayı, Sana hakkıyla ibadet edebilmeyi ihsan et. Bize, bizi Sana yaklaştıracak şeyleri nasip eyle, halis tevekkül, hüsn-i zan, dünya ve ahirette afiyet ve iyilikler ihsan buyur. Kabul olmayan ibadetten  ve duadan Sana sığınırız ya Rabbi!

Ayşe Rabia