Allah’ın İhsanı Ramazan Bayramı

Çok sevinçli, kat kat bereketli, katmerli mübarek bir günlerdeyiz. Bayramınız mübarek olsun Cenâb-ı Hak sizleri dünya ve ahiretin her türlü hayırlarına, lütuflarına erdirsin… Sevdiği kullar eylesin… İki cihanda aziz ve bahtiyar olun…

Güzel, mübarek, sevaplı, feyizli, tariflere sığmaz hoşlukta bir mânevî mevsim olan Ramazan geride kaldı. Bir bakıma hüzünlüyüz ama Allah (c.c) herhalde hüzünlü olmamızı da istemediğinden, Ramazanın sonunda bayram eylemiş. Elhamdülillâh bayram ediyoruz.

Kullarının halini, tabii Rabbimiz Tebâreke ve Teàlâ Hazretleri en iyi bilendir. Orucun böyle her an devam etmesini emretmemiş. Böyle Ramazanda bir ay oruç tutuluyor, ondan sonra başka günler tutulmuyor. Bütün senenin Ramazan olmasını uygun görmemiş. Bir aylık bir oruç, ölçülü, dengeli, mâkul. Tabii arada oruç tutulmadığı zamanlar olacak ki, orucun zorluğu olsun ve sevabı olsun; alışkanlık olmasın. İşte böylece dengeli, mâkul, insan tabiatına, fıtratına uygun, yaşamın bütün ihtiyaçlarını karşılamaya bütün yönleriyle hazır, güzel bir dinimiz var. Elhamdü lillâh, alâ ni’metil-islâm.

Elde tesbihler, dilde zikirler, dualar, Kur’ân-ı Kerîmler… Huşu içinde iftarlar beklendi, harika ve enfes saatler, muhteşem ve muazzam sevap selleri, şelalelerden dökülürcesine rahmet yağdı, her taraf rûhanî, nuranî idi… Teravihler inci taneleri gibi okunan âyetlerle sonsuz huzur dolu, aceleye getirmeden; hatimle, tadı çıkarıla çıkarıla kılındı namazlar…
Şu İslâm ne yüce, ne derin, ne güzel din ya Rabbi! Renk, dil, ırk, sınıf, rütbe, zenginlik farkı yok, herkes hayırda yarışıyor. Sadakalar, zekâtlar, davetler, yiyecekler, içecekler, hurmalar, tatlılar, meyveler, namazlar, dualar, tesbihler, gözyaşları, hüzünler, huşular, takva, vera, ihlas, kemal, cemal, tecellîler sayılmakla bitmez, kelimelerle anlatılamaz.
Hele hele Ramazanın sonunda bazı kardeşlerimiz i’tikâflara girdiler. Artık evden de ayrılıp tamamen camide, tamamen kendisini ibadete vererek, ibadetin doruğuna ulaşmış oldular. Everest’in zirvesine çıktılar, bayrağı diktiler, elhamdü lillâh… Fütûhat bayrağını, zafer bayrağını…

İşte böyle bir güzel dinin bozulmamış, tertemiz ahkâmı içinde üç aylara başladık. Gittikçe miktarı artan derûnî hazlar ile, zevkler ile, lezzetler ile ibadetler ettik, Ramazana ulaştık. Ramazanda da daha coşkulu ibadetlerle, daha àşıkàne, daha sàdıkane, daha muhlisâne ibadetler ettik.

Elhamdü lillâh, bayramı Allah ihsan eyledi. “Ey kullarım! Bu kadar benim için yemenizi, içmenizi, arzularınızı engellediniz. Size bayramı ihsan eyledim!” diye. Cenâb-ı Hakk’ın emriyle bayram ediyoruz. O bakımdan da çok sevinçliyiz.
Bayramı imdi bayramı imdi
Bayram edersin, yar ile şimdi
Hamd-ü senalar, hamd-ü senalar
Yar ile bayram kıldı bu gönlüm

Biz Mü’minlerin iki mübarek bayramı var biliyorsunuz. Birisi içinde bulunduğumuz (dejenere edilerek değiştirilmiş ismiyle şeker) Ramazan Bayramı ki bu “Iyd-i fıtr”, yani fıtr bayramı, diğeri de “Iyd-i adhâ” ki Kurban bayramıdır.
Evlerimizin bereketi olan yaşlılarımız bilir ki kaynaklarda geçtiği gibi bu iki bayramın özellikleri vardır. Öncelikle bu bayram günlerinde oruç tutulmaz. İkinci olarak Ramazan bayramında sabah kalkıldığında bir hurma veya tatlı bir şey yenilmesi, Kurban bayramında ise yenilmemesi ifade edilir. Evin erkekleri Bayram namazına uğurlanırken, giderken ayrı dönerken ayrı sokaklardan gidip gelmesi hatırlatılır. Sebebi, bayram sabahlarında melekler yeryüzüne inerler, her yerleşim yerine girer, yollara durur, insanların ve cinlerin duyamayacağı bir şeklide seslenirler:
“ Ey Müslümanlar! Size karşı cömert olan Rabbinize yürüyün. Siz gece ibadet ile emr olundunuz, yaptınız. Oruç ile emr olundunuz tuttunuz, itaat ettiniz. Mükâfatlarınızı alın.”

Namaz kılıp çıkınca da: “İyi dinleyin Rabbiniz sizi bağışladı. Evlerinize doğru yolu bulmuş olarak dönün.”
Allah-u Teâlâ Hazretleri nice Ramazanlara, Kurbanlara nice Kadirlere, nice feyizli gecelere, günlere, nice bayramlara hem dünyada erdirsin, hem de rızasına vâsıl eyleyip ahirette asıl büyük bayrama ulaşmayı nasib eylesin…
Can bula cânânını
Bayram o bayram ola
Kul bula sultanını
Bayram o bayram ola.

Prof. Dr. Mahmut Es’ad Coşan(Rha)’ın eserlerinden derlenmiştir.