Allah Sevgisinin Neticeleri

d5qs9a9

Zat’a, sıfatlara, fiillere ve eserlere ait sevgilerin her birinin pek çok  kazançları vardır. Kulun, Mevla’nın Zatına olan sevgisi, ALLAH’IN ona olan sevgisinin bir gereğidir. Zira Mevla’nın yardım ve lütfu önce gelmese, kulun erginliği meydana gelmiş olmazdı. Şu halde kul, Mevla’sına, ancak Mevla’sı onu seçtikten sonra muhabbet edebilir. Nitekim Hak Teâla “Allah onları sever; onlarda onu severler” buyurmuş her sevginin kaynağının kendi sevgisi olduğunu duyurmuştur. Yani kulun Zatı’ına olan sevgisinin kazançları, vefa ve safadır. Sonra da fena ( geçicilik) ve beka ( kalıcılık) dır. Oradan da doğruluk ve sadakat makamına yükselmektir.

Kulun, Mevla’nın sıfatlarına olan sevgisinin netice ve kazançları da; kulun Mevla’sının hükmüne teslim ve razı olması ve kazanın gelişini gönül hoşluğuyla karşılamasıdır. Bu rıza, ancak Mevla’nın sıfatlarında büsbütün yok olunca meydana gelir. Kul bu devleti, kendi yaşadığı âlemden kopunca bulur. Nitekim Hak Teâla ” Allah onlardan razı oldu;  onlar da O’ndan razı oldular” buyurmuş, rızaya duyulan bu sevginin başlangıcının kendi sevgi ve rızası olduğunu duyurmuştur.

Kulun Mevla’nın fiillerine olan sevgisinin semereleri, kulun kendi işlerini Mevla’sına bırakması ve O’na tevekkül etmesidir. Sebep ve endişelerini terk etmesidir. Zira o seven, Mevla’nın fiillerinde yok olmuş. Allah (c.c) kendi kitabında “Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. “buyurmuş, bu muhabbetin sebebinin kendi sevgisi olduğunu duyurmuştur.

Kulun Mevla’nın eserlerine olan muhabbetinin neticeleri de iman ve yakin nurunu müşahede etmek ve Rahmani âlemin feyzine muttali olmaktır. Bu sevginin kaynağı, Mevla’nın şu kelamıdır: “Allah’ın Rahmeti’nin eserlerine bak ki, ölmüş toprağı sonra nasıl diriltiyor!”Yine şu kelamıdır: “Mahlukatı yarattım ve onlara severek nimetler verdim ki, beni tanıyıp bilsinler.” buyurmuş, bu sevginin aslının da kendi muhabbeti olduğunu duyurmuştur.

Kullar arasında bir bağ oluşturan Mevla’nın Zat’ına dair sevginin sebebi; ruhların tanışmasıdır ki, bu da bedenlerin birbirlerine yakınlaşmalarının sebebidir. Yine sevgi tertemiz bir Cennet şarabıdır ki, sevişenlerin canları onunla dolup ona kanmışlardır. Böylece onlar, ilahi dostluk huzuruyla sevinç ve neş’eye dalmışlardır. Gerçek şu ki onlar Allah dostlarıdır. Gönülleri, O’NA YAKINLIĞIN HUZUR DERGÂHIDIR. Allah onlar sebebiyle yaratıklarına rahmet nazarıyla bakar. Onlarla olan kişi Mevla’nın yakınlığına kavuşmuştur. Kim onlara sevgi beslerse gerçekten o, en sağlam kulpa yapışmış ve büyük bir saadete kavuşup, onların üstün topluluklarına katılmıştır. “Kişi sevdiği ile beraberdir” hadis-i şerifi bu manayı müjdeliyor. Mevla’nın fiillerine muhabbetle sevişmenin kazancı da; mümtaz dostluklar kurmak ve bu sevgiyle, sıfatlara dair sevgiye yönelmektir.

ALLAH SEVGİSİNİN MERTEBELERİ

Muhabbet bir cevherdir ki, onun nurları önceden parıldar da eserler böylece ebedi kalır. Nefs, ondan binlerce haz aldığını inkâr edemez. Onun sırları da kalbe açılmıştır. O cevher tek başına bir hakikat olarak mertebeleri ve makamları bakımından yedi kısma ayrılmıştır. Her kısım özelliğine göre başka başka isimler almıştır.

1- Muhabbet

2- Hullet ( dostluk )

3- Meveddet

4- Velayet

5- Sadakat

6- İradet

7- Heva

Heva, engelleyici bir rüzgâr; İradet yakıcı bir sıcaklık; Sadakat; parlayan bir ateş; Velayet, aydınlatıcı bir ışık; Meveddet, yayılan bir nur; Hullet, iyilerin taleblerinde parlayan nur; Muhabbet de nurların nurudur ki o da ALLAH aşkından ibarettir.

Muhabbet, Allah sevgilisi,  Kainatın Efendisinin ( s.a.v ) makamıdır. Hullet ( Dostluk ) İbrahim ( a.s )’ın makamıdır. Meveddet, Davut (a.s) ın makamı; Velayet,  velilerin makamı; Sadakat, sıddık ( doğru) ların makamı; İradet; müridlerin makamı ve heva da mecnunların, divanelerin makamıdır. Buna göre; hevanın semeresi, divanelik; iradetin semeresi, tevhid; meveddetin  semeresi, hilafet; hulletin semeresi, marifet ve muhabbetin semeresi de vuslat’tır.

Muhabbet, vahdet âleminde gizlenendir. Hullet, gayb âleminde gizli olandır. Meveddet, lahut âlemindeki en derin sırdandır. Velayet, ceberut âlemindeki sırdandır. Sadakat, ruhlar âlemindeki ruhtandır. İradet, berzah âleminde gönüldendir. Heva da bu görünen âlemde nefs’tendir.

Muhabbet, aşkın başlangıcıdır ki aşk bunun son haddidir. Mevla aşkı bütün zevkleri bırakıp zahmetlere acılara katlanmaktır. Aşk Rabbani bir cevherdir ki, işitmekle, duymakla artar, yakınlaşmakla eksilir. Aşk öyle bir hastalıktır ki onun dermanı derdindedir.

Ayşe Rabia

Kaynak: Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, Marifetname