Allah Sevgisi -3

d5qs9a9

ALLAH SEVGİSİNİN VARLIK HAZİNESİ

Allah, sevgisini varlık hazinelerinin anahtarı kılmış ve kendi varlık hazinesinin inceliklerini de gayb ve esrar âleminden onunla, izhar etmiştir. Sırlarının izharını, “Bilinmeyi sevdim” sözüyle başlatıp irfan için; yani tanıyıp bilinmesi için karanlıklar ve aydınlıklar âlemini var etmiştir. Demek ki sevgi, hakikatin özü ve marifet ehlinin gaye noktasıdır. Onun makamları sonsuzdur. Zira sevgi, yaratışın ilk rütbesi ve varlık cinslerinin de en sonuncusudur. Bütün varlık, kemalini muhabbetle kazanmıştır. O’nunla her murada kavuşulup, ayrılınmıştır.

Sevgi hakikatte zevkî bir hadisedir ve bir şevk nurudur ki, tek ve sonsuz hakikatin zatını yine zatıyla idrakinden parıldar. Zira O, pek çok güzeldir ve güzeli de sever. Güzelliğin son haddi ise, kemalin, yetkinliğin doruk noktasıdır. İdrak eden insan ne kadar yetkin olursa, idraki de o denli güçlü olur. Sevginin doğuş yeri, Mevla’nın birlik merkezidir.

Muhabbet pek şirin bir haldir ki onunla acılar tatlı bir baldır. O, çok büyük bir iksirdir ki onunla demir, bakır cinsinden şeyler altın ve gümüş olur. Muhabbet bir devadır ki, onunla her hastalık şifa bulur. Muhabbet bir ciladır ki onunla her bulanıklık dupduru ve aydınlık olur. Bir şerbettir ki onunla her hastalık bir sıhhat olur. Bir haldir ki,  onunla her kahır bir merhamet olur. Bir candır ki onunla her ölü, canlı olur. Muhabbet, marifetin neticesi ve Mevla’ya yaklaşmanın vesilesidir.

Mevla’ya yakınlık kazanmış olanlardan kim, sevgide, somutlaştırmaktan ( teşhisten ) arınmışsa, onun hali zorlukta da kolaylıkta da olsa bozulmaz ve muhabbeti bela ve lütuf anlarında da asla değişmez.

Nitekim Allah, bir kutsi hadiste buyurdu: “Bana dost olanların en sevgilisi, rızık için değil de Rab’lığa hakkını vermek için kulluk edendir. Gerçekten, bana cennet ya da cehennemden dolayı kulluk eden kendine zulmetmiş olur.

Şu halde, kim Mevla’nın Zat’ına muhabbet ederse, şüphesiz ki o, O’nun ezeli vechine muhabbet etmiş olur. O’nun vechininde, bütün sıfatlarıyla var olan zat olduğunu bilir. İşte bu muhabbete eren arif, kâmil olur ve “Latif” ismiyle “Kahhar” ismini fark etmeyip Mevla’nın lütuf ve kahrı, onun için aynı şey olur. Mevla’nın Celali de, Cemali de ona farklı görünmez. Zira hepsinin o sevgilinin kemal sıfatlarından olduğunu bilir.

İşte, tıpkı bunun gibi O’nun bütün fiilleri ve eserleri o sevenin gözünde sevgilidir. Zira onların tümü, Mevla’nın Zat’ına aittir.

Ayşe Rabia