Allah İçin Dost Olabilmek

IMG_4942

Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. -1-

Pek çoğumuzun ezbere bildiği ne güzel bir hadis.

Bir de üzerinde tefekkür edebilsek… Kolayca söyleye geldiğimiz bu hadisin bizim üzerimize yüklediği o derin mananın neresinde olduğumuzu düşünebilsek.

İman eden sever; seven imanın lezzetine erer. Öyle sever ki; Mevlana gibi, Allah için gelenleri geçmişine bakmadan kocaman bir yürekle kucaklar. Öyle sever ki Yunus gibi, Yaratanın hatırına hiçbir ayırım yapmadan bütün yaratılmışlara şefkat gösterir.

Allah Teâla Hazretleri kûdsî hadisinde buyuruyor ki:  ” Benim rızam için birbirlerini sevenlere, benim için bir araya gelenlere, benim için birbirlerini ziyaret edenlere ve benim için birbirlerine harcayanlara sevgim vacib olmuştur.”-2-

Gerçekten Allah için sevebiliyor muyuz? Muhabbetimizin asıl kaynağı ne?

Peygamberimiz (s.a.v.):  “Allah’ın bazı kulları vardır ki; peygamberler ve şehitler onlara gıpta ederler.” buyurunca, sahabe-i kiram, “Onlar kimlerdir ya Rasûlallah?” diye sormuşlar, Hz. Peygamber de cevaben buyurmuşlardır ki: “Onlar bir menfaat ve mevki gözetmeden, sadece Allah için birbirlerini sevenlerdir. Bunların yüzü nurludur ve nurdan yapılmış minberler üzerine otururlar. İnsanlar (Allah’ın azabından) korktuğu zaman onlar korkmaz, üzüldüğü zaman da üzülmezler.”-3-

Başka bir hadiste de: “Dünyada iki kişi Allah için birbirini samimi severse, bunların öldükten sonra biri doğuda diğeri batıda (araları çok uzak) olsa da Allah Tealâ’nın kıyamet günü ikisini bir araya getirip ‘Bunlar, birbirini benim için seviyordu.” -4- diyeceği rivayet edilmektedir.

 Yine görüyoruz ki aslolan niyetimiz. Kimi ne için, ne kadar sevebiliyoruz? Arkadaşımızla beraberken ya da gıyabında ondan muradımız nedir? Sevgimizde ne kadar içten ve samimiyiz?

Muhabbetimizin kaynağının “Allah rızası” olması ve Allah’ın sevgisine mazhar olabilmemiz için öncelikle yaptıklarımızı içten, samimi, ihlâslı ve severek yapmak hedefimiz olmalıdır.

Rivayet edilir ki Cenab-ı Hak, Musa (a.s)’ya vahyedip “Ey kulum Musa! Benim için hangi ameli yaptın?” diye sorar. Hz. Musa da “Ya Rabbi, senin için namaz kıldım, oruç tuttum, zekât verdim” der. Allah(c.c): “Namaz senin için delildir, oruç senin için kalkan, sadaka kıyamet gününde gölge, zekat ise senin için bir nurdur. Bütün bunlar senin içindir. Benim için hangi ameli yaptın?” diye sorar. Hz. Musa Allah’a: “Senin için olan ameli bana öğret” diye, dua eder. Allah Hz. Musa’ya: “Ey Musa! Benim için dostuma dost oldun mu? Benim için düşmanıma hiç düşman oldun mu”  buyurur. Bunun üzerine Musa (a.s)en faziletli amelin Allah için sevmek ve Allah için buğzetmek olduğunu anlar. –5

Boşuna kurulmamıştır muhacir ve ensarın kardeşliği yüzyıllar ötesinden bize gösterilen numuneler olarak.“ Olmaz bu kadar” diyecek olanlara bir cevaptır kâinatın ötelerinden. Sevmenin, ama Allah için sevmenin ne olduğunu, sevdiği din kardeşi için verebilme sınırlarının ne denli geniş olduğunu haykırır bize.

Daha çok fedakârlık etme yarışında Allah Rasülü’nden uyarı alacak kadar verici olmuşlardır o öncü yıldızlar. Çünkü biliyorlardır ki bu dünyada verme sırrına erenler ahirette bizzat Allah-ü Teâla tarafından mükâfatlandırılacaklardır. Çünkü şöyle buyurmuştur kâinat önderi Hz. Rasül (sav):

Kim bir mü’mini ferahlatırsa, Allah da kıyamet günü onu ferahlatır.”

Bu hadisi gönlüne nakşeden güzel insan Hasan Harakani Hazretleri ise, bize yol göstererek şöyle diyordu: Sabahleyin yatağından kalkan âlim, ilminin artmasını; zahid, zühdünün artmasını ister. Ben ise bir kardeşimin gönlünü neşeyle doldurma ve onu sevindirme derdindeyim.

Görülüyor ki gerçek dost Allah için sevendir. Böyle seven ne zarara uğrar ne zarara uğratır. O ne yaptıysa Allah için yapmıştır. Mükâfatını verecek olan da sadece Allah’tır. O, zor ama sonu güzel olana taliptir. Zira Cüneyd (ks) der ki: “ Eğer seninle ilgilenecek ve senin yükünü kaldıracak bir dost istiyorsan, bunlar çok az ve uzaktadır. Ancak Allah(cc) yolunda yüküne katlanacağın ve ıstırabını yükleneceğin bir dost istiyorsan o zaman sana birçoğunu tanıştırabilirim.”

Mevlam, yâr olup bâr olmayan hakiki dostlardan olmayı ve böylesi güzel dostluklar kurmayı nasip etsin.

Allah için seven tüm dostlara selam ola…

Nuran Aydınlı

1- Müslim, Îmân 93-94
2- Muvatta
3- Ebu Davud, Büyû 78
4- Suyuti, el-Fethu’l-Kebir, 3/41
5- İhyâu ‘ulumid-din C.2 S:402