Aklın Alâmeti Nefis Muhasebesi

unnamed

Alemlere rahmet ve iki cihan saadetinin yol göstericisi, öğreticisi olan Muhammed(s.a.v.)’in seçkin sahabilerinden Şeddad bin Evs(r.anh.)anlatıyor: Allah’ın elçisi(aleyhissalatü vesselam)buyurdular ki:”Akıllı kimse, nefsini muhasebe eden ve ölümden sonrası için çalışan kimsedir.Aciz ise nefsini hevasının peşine takan ve Allah’tan temennide bulunan kimsedir.”(Tirmizi,Kıyamet 26)

Başka bir hadis-i şerifte Hz. Enes(r.anh)anlatıyor: ”Resulullah(aleyhissalatü vesselam)’a soruldu: ”Mü’minlerin hangisi efdal(en faziletli)dir?”

“Ahlakça en güzelleridir.”cevabını verdi. Tekrar soruldu:

“Mü’minlerin hangisi en akıllıdır?”

“Ölümü en çok zikreden ve kendilerine gelmezden önce onun için en iyi hazırlığı yapanlardır. İşte akıllılar bunlardır.”(İbnü Mace,Zühd 31)

Yine başka bir hadis-i şerifte sevgili Peygamberimiz(s.a.v.)”Senin en tehlikeli ve zorlu düşmanın iki yanının arasında-yani kendi içinde bulunmakta-olan nefsindir.”(Deylemi, Müsnedü’l-firdevs,408)

Demek ki bizim en büyük düşmanımız, bizzat yine kendimiz, ölçüsüz, sınırsız, sayısız arzu ve ihtiraslarımızın sembolü olan nefsimiz olmaktadır. Gerçekten de cemiyet içindeki kötülük ve aksaklıkların kökü, sebebi araştırılsa perdenin arkasında iyi yetişmemiş, nefsini terbiye edememiş, kötü istek ve hırslarının esiri olmuş, iradesi zayıf kişilerle karşılaşırız. İçki, kumar, zina, rüşvet, kan davası, kin, öldürme, entrika ve bu gibi bütün kötülüklerin başı, müsebbibi hep akl-ı selimin ve iradenin sağlam dizgini ile frenlenmemiş olan azgın nefislerdir.

Nefsi kontrol altına almak, onun kötü temayülleri ile mücadele etmek; saldırgan dış düşmanlarla yapılan savaşlar kadar hatta ondan daha önemlidir. Çünkü bunun, oradaki başarıda bile büyük rolü ve payı vardır. Onun için Peygamberimiz(s.a.v.),bir savaş dönüşünde ”Şimdi küçük savaştan, büyük savaşa dönmüş bulunuyorsunuz.”diyerek nefisle mücadelenin önemine işaret buyurmuştur.

Kur’an-ı Kerimde de bu konuda birçok delil vardır. Birçok ayette, nefislerinin gereksiz arzularını, heva ve heveslerini kontrol altında tutanların felah bulacakları; kendi içlerini temizleyen kimselerin cennete girecekleri kesinlikle belirtilmiştir.[1]

“Fakat o(güç yetmez)en büyük felaket(olan kıyamet)geldiği zaman, o gün insan(ömründe hayra mı, şerre mi)neye koştuğunu hatırlar.”

“O alevli ateş, gör(üp gir)ecekler için ortaya çıkarılır.”

“Artık kim azgınlık etmişse ve (ahiret karşılığında)dünya hayatını tercih etmişse, işte muhakkak ki o alevli ateş, kendisinin varacağı tek yerdir.”

“Fakat kim de, Rabbinin (huzurunda duracağı)makamından korkup(gereğini yapar)nefsini de kötü hevesten men ederse; işte muhakkak ki cennet onun varacağı tek yerdir.”(en-Naziat suresi 34-41)[2]

Ahiret inancı; dinin temeli, sorumluluk duygusunun ve dolayısıyla dünyadaki bütün iyiliklerin asıl kaynağıdır. Çünkü inanan bir kul buradaki bütün iş ve hareketlerinden, eksiksiz olarak sorguya çekileceğini, hesap vereceğini bilir.Bu sebepten hayırlarını arttırmaya, kötülüklerden uzak durmaya çalışır.

Bu gerçeğin ışığı altında en akıllıca davranış gafil olmamak, bu dünya hayatını ulu Allah’ın rızasına uygun yolda düzenlemek, ahirete iyi hazırlanmaya çalışmaktır.

Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed(s.a.v.)bu noktayı açıklayan bir hadis-i şerifinde;

“Asıl zeki kişi, kendine hakim olup ahireti için faydalı işler yapan; akılsız ise nefsinin süfli arzuları peşinde sürüklenen, sonra da ’Allah kerimdir, bağışlayıcıdır.’ diyerek asılsız umutlarla aldanan kimsedir.” buyuruyor.

Büyük din bilgini ve İslam düşünürü Gazzali Minhacü’l-abidin adlı eserinde;”Ey saadet yolcusu! Önce ilim tahsil etmen gerek. Çünkü ilim hakiki mürşittir. Yapılacak her doğru hareket ancak bilmekle olur.”diyor.[3]

Nefislerini ölmeden önce hesaba çekmeye muvaffak kılınan ve nefisleriyle mücadelede nefislerine galip gelen kullardan olmak niyazıyla.

Fahrunnisa Nur

[1] M.Esad Coşan,İdeal Yol,s.55-56

[2] Feyzü’l Furkan Kur’an-ı Kerim Meali

[3] M.Esad Coşan,İdeal Yol,s.46-47