Âhir Zamanda Mümin Olmak

Yüce Allah insanları dünyaya imtihan için göndermiş, fakat başıboş bırakmamıştır. Peygamberler ve kitaplar aracılığıyla onlara yol göstermiştir. “Şüphesiz biz ona, doğru yolu gösterdik, ister şükredici olur kulluğunun gereğini yapar, isterse nankör olur.” İnsan76/3.

Kurʼan’da insanlar inanç bakımından mümin, kâfir, münafık ve müşrik olarak dört ayrı grup olarak değerlendirilmiştir. De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin…”. Kehf 18/29. O, sizi yaratandır. Böyle iken kiminiz kâfir, kiminiz mümindir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Teğâbün 64/2.

Hz. Peygamberin Allah’tan getirdiği dinî hükümleri kesin olarak kalp ile tasdik ederek, onun bildirdiklerini tereddütsüz kabul eden bunların doğruluğuna inanan kimseye mümin denir. Mümin Allah’tan indirilene iman eder. Nelere iman etmemiz gerektiğini ise Cenâb-ı Hak şu âyette bildirmektedir. “Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de iman ettiler. Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz, işittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” Bakara 2/285.

Müminlerin Hz. Peygamberi kendilerine örnek almaları, eylem ve davranışlarını onun sünnetine ve yaşantısına göre belirlemeleri gerekir. Zira olgun mümin olmanın yolu, ona tabi olmaktan geçer. “Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” Ahzab 33/21.

Cenâb-ı Hak olgun müminde olması gereken vasıfları başta Müminûn suresi olmak üzere farklı surelerde değişik şekillerde dile getirmiştir. Ancak bu özellikler, içinde bulunulan şartlara ve toplumun ihtiyaçlarına göre şekillenmektir. Buna göre modern hayatın dikte ettiği mutluluk kültürü açısından artık insanlara sevimli gelmese de âhir zamanda mümin olmanın, mümin kalmanın da kendine göre şartları vardır. Bu zamanda mümin olmakta sadâkat, bütün zorluklarına rağmen, bu zorluklarla beraber gelen kolaylığı fark etmek ve ona göre tavır almaktır.

“Öyle bir zaman gelecek ki, zaman şu üç şeyden daha kıymetli bir şey olmayacaktır: Helal para, can ü gönülden arkadaşlık yapılacak bir kardeş ve kendisiyle amel edilecek sünnet.” Heysemî, I, 172.

“Öyle bir zaman gelecek ki, okumaya meraklı kurrâ çoğalacak, fakihler ise azalacak ve bu suretle ilim çekilip alınacak. Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki, insanların okudukları boğazlarından aşağı geçmeyecek.” Hâkim, Müstedrek, V, 504.

“Öyle bir zaman gelecek ki, bütün insanlar ribâ ile iş yapacak, ondan sakınanlar dahi tozuna bulaşmak durumunda kalacak.” Nesâî. Büyûʽ 2; İbn Mâce Ticaret 58.

“Şiddetli bir şekilde yaklaşan fitne sebebiyle vay insanların haline! İnsanlar mümin olarak sabahlar da akşam kâfir oluverirler. İnsanların dinlerini küçük menfaat karşılığı değiştiriverirler. İşte öyle zamanda dinlerinde sâbit kalabilenler ellerinde kor ateşi tutanlar gibidir.” Ahmed İbn Hanbel, Müsned, II, 390; Müslim, İman 186.

Yukarıda sıraladığımız ve benzer hadislerde bildirilen zamanlarda yaşadığımız noktası, kuşkuşuz şüphe götürmez bir gerçektir. Türklerin Müslüman olmalarından sonra yazılan ilk eser olarak bilinen Yusuf Hâs Hâcib’in Kutadgu Bilig adlı eserinde daha XI. yüzyılda bugün de altına imzamızı atacağımız şeyler yazmaktadır. “Ey bilge kişi dikkat et! Günümüzde işler tamamen değişti. Helalin adı kaldı haram kapış kapan gidiyor. İnsanların gönlü ile dilleri birbirine uymuyor. Halktan vefa gitti, cefa kaldı. Bilen kişi sözünü dosdoğru söylemez oldu. Cemaatler çok, camiler az idi. şimdi camiler çok, cemaat azaldı. Dünyayı bir başka kalıba soktular da hayret eden yok. Gönüller katılaştı. Doğruluğun kendisi uçtu gitti kokusu kaldı.”

Âhir zamanın bütün belirtileriyle bizi zorladığı İslam ile Müslümanın arasındaki mesafenin hayli açıldığı bir ortamda müminiz dedikten sonra İslam’ın hak ve adalet duygusunu geliştiren kuşatıcı, ötekileştirmeyen, âdil ilkeleri günümüze nasıl taşınır, Hz. Peygamberin ve onun yolundan gidenlerin tecrübeleri bize nasıl yol gösterir? Bunlar üzerinde kafa yormadan mümin kalınmayacağını bilmemiz gerekir.

Hayat rehberi Peygamberimizin; “Siz öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki sizden biriniz emr olunduğu şeylerin onda birini terk etse helâk olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki sizden kim emr olunduğu şeyin onda birini yapsa kurtulur.” Tirmizî, Fiten, 79/2267.

“Fitne ve bozgunculuk içinde ibadet bana hicret etmek demektir.” Müslim, Fiten 130. Tirmizî, Fiten 31. hadisleri bize ümit kaynağı olmalı, her zorlukla beraber bir kolaylığın olduğunu hatırlatmalı ve kul olduğu bilincini unutan insanların oluşturduğu günümüz toplumunda, günahların tüm kışkırtıcılığı ile yaptığı davete ve çağrıya sabırla karşı koymalıyız.

Efendimizin; “Müminin durumu gıpta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece müminde vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur.  Başına bir belâ gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur.” Müslim, Zühd, 64. hadisini aklımızdan çıkarmamalıyız.

Sabır hayatın zorlukları karşısında, müminin enerji ve ışık kaynağıdır. Mümin olma yolunda Allah’ın yardımına ermektir. Çünkü “Allah sabredenlerle beraberdir.” Bakara 2/153.

 

Nezihe Sağlam