Ağır Bir Sözün Vahyedilmesi

Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla

Ey örtünüp bürünen! (Resûlüm!)
Gece (ya) biraz (uyumanın) dışında kalk (ibadet et);
(ya da) yarısında (kalk), ister o (yarısı)ndan biraz eksilt, ister onu (biraz) artır.
Kur’an’ı da tertîl ile oku.
Doğrusu biz senin üzerine (sorumluluğu) ağır bir söz (olan Kur’an’ı) vahyedip bırakacağız.”

(Müzzemmil Suresi, 5)

 

Ey örtünüp bürünen!” Bu sureye başlanırken, Efendimiz as’a daha önce hiç söylenmemiş bir sıfatla hitap edilmiştir. Müfessirler Hz. Peygamber as’ın bu hitaba muhatap olmasını sağlayan örtünmenin sebebi ile ilgili farklı görüşler bildirmişlerdir. İbn Abbas ra’a göre Efendimiz as. Hira Mağarası’nda Cebrail as.’ı gördüğünde çok endişenmiş ve sakinleşmek için örtünmüştür.[1] Bu duruma ithafen, kendisine böyle hitap edilmiştir. Birçok âlim de bu görüşü kabul etmiştir. Buna göre Allah-u Teâlâ, elçisinin gönlünü okşayıcı bir hitap seçmiş, ilahi yardımın üzerinde olduğunu îma etmiştir. İbn Kesir, bu hitabın, endişe sebebiyle örtünüp bürünmeyi bırak, kendine gel şeklinde bir uyarıyı da ihtiva ettiğini söylemiştir. Katade’nin görüşüne göre; Efendimiz as. namaz kılmak için örtüye bürünmüş halde iken bu hitapla karşılaşmıştır. Bu durumda da üzerinde bulunduğu hal ile ilgili teşvik edici bir hitaptır. İkrime’nin görüşüne göre de kelimeye, yük yüklenme manası verilebilir. O zaman da “ey büyük bir iş yüklenen” manası çıkar. Yine İbn Abbas ra, “Kur’an’a sarınıp bürünen” manasının olabileceğini bildirmiştir. Bazılarına göre de Efendimiz as. örtüsüne bürünmüş uyuyordu ve gece kalkması için bu hitapla seslenildi.

İkinci ayette, Efendimiz as’a gecenin büyük bir kısmını ibadetle geçirmesi için kalkması emredilmiştir. Üçüncü ve dördüncü ayetlerle de gece ibadetinin süresi ile ilgili muhayyer bırakılmıştır. Gecenin yarısı, yarısından biraz fazla ya da az… Gecenin yarısından biraz eksiltmekten kasıt, gecenin en az üçte birine karşılık gelir ve bu alt sınır olarak verilmiştir. Hz. Aişe ra. şöyle anlatır: “Aziz ve celil olan Allah, bu surenin baş taraflarında gece namazı kılmayı farz kıldı. Peygamber sav ve ashabı bir sene boyunca gece namazı kıldılar. Yüce Allah, bu surenin son bölümlerini on iki ay süreyle semada tuttu. Nihayet yüce Allah bu surenin sonunda hükmü hafifleten buyrukları indirdi.[2] Böylelikle önceden farz iken daha sonra gece namazı tatavvu/nafile oldu.” [3] Fahreddin Razi’ye göre, hafifletilen hüküm gece ayakta geçirilen zaman ile ilgilidir, Efendimiz as’a özel emredilen gece namazının gerekliliği devam etmektedir. Efendimiz as. ömrünün sonuna kadar gece namazı kılmıştır [4], ümmetine de tavsiye etmiştir. [5]

Dördüncü ayet-i kerimede, Kur’an’ı tertil ile okumak emredilmiştir. Tertil, güzel bir şekilde sıralamak, uyumlu bir şekilde dizmek ve güzel bir şekilde düzenlemek demektir. Kur’an’ı tertil üzere okumak ise acele etmeden, itina ile açık açık, tane tane ve manasını düşünerek, güzelce okumaktır. Kur’an-ı Kerim hızlıca okunduğunda, manasını idrak etmek zorlaşacak, anlaşılmadan geçilecek ve maksat hâsıl olmayacaktır. Oysa Kur’an’ı okumanın maksadı kalbin huzur bulması ve marifetullahta kemâle ermektir. Bu da ancak “tertil üzere okumak” ile mümkündür. Ayette emir kipinin kullanılmasından dolayı, Kur’an okuyan kimsenin mutlaka buna uyması gerektiğini anlarız.

Efendimiz as. şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününde Kur’an okuyan kişi getirilir. Cennetin birinci basamağında durdurulur ve ona: Oku, yüksel ve dünyada iken tertil ile okuduğun gibi tertil ile oku. Senin varacağın mertebe okuyacağın son ayet-i kerimeye kadar yükselecektir, denilir.”[6] Enes ra’ın rivayetine göre de Peygamber sav. Kur’an okurken sesini gereği gibi uzatarak okurdu. [7]

Beşinci ayet-i kerimede, “Doğrusu biz senin üzerine (sorumluluğu) ağır bir söz (olan Kur’an’ı) vahyedip bırakacağız” buyurulmuştur. Ağır bir sözün ne olduğu ile ilgili görüşler şu şekildedir:
a) Ağır ifadesi ile kastedilen, çok kıymetli, kerim bir söz oluşudur.

  1. b) Ağır bir söz ile kastedilen, emir ve sorumluluklar bakımından Kur’an-ı Kerim’dir. Mükellefiyet, yapılmasında külfet ve meşakkatin bulunduğu şeyleri üstlenmek demektir.
  2. c) Hasan el-Basri, O (Kur’ân), kıyamet günü mizanda ağırdır, demiştir. Bu, Kur’an’ın sağladığı menfaatin çokluğuna ve onunla amel etmenin mükâfatının bolluğuna bir işarettir.
  3. d) Kur’an’ın, kendisine vahyedildiğinde, Hz. Peygamber sav.’e ağır geldiği anlatılmak istenmiştir. Nitekim Hz. Peygamber sav, deve üzerinde iken vahiy geldiğinde, üzerindeki bu iş, o deveye öylesine ağır gelirdi ki böylece çenesi ile göğsünün çukurunu yere koyar, daha hareket edemezdi.[8] İbn Abbas ra. Hz. Peygamber sav.’e vahiy geldiğinde, bu ona çok ağır gelir ve yüzünün rengi değişirdi diye bildirmiştir. Hz. Aişe ra da şöyle dediği rivayet etmiştir: “Hz. Peygamber sav.’i, soğuk bir günde vahiy inerken gördüm, O vahiy (meleği) kendisinden ayrıldığında, alnından terler akıyordu.” [9] İbn Arabi de bu görüşü benimsemiştir.
  4. e) Ferra bu ifadeye, hafif ve değersiz olmayan bir söz anlamını vermiştir. Çünkü O, Allah-u Teâlâ’nın sözüdür.

Önceki ayetlerle bağlantı kurulduğunda, gece namaz için kalkmak ve Kur’an’ı tertil üzere okumanın, bu ağır sözü almak ve taşımak için hazırlık mahiyetinde olduğunu da anlarız. Bu ağır sözü alabilecek hale gelmek, ancak gece namazı ve Kur’an’ı tertil ile okumak sayesinde olacaktır. Bu durum, Efendimiz as için özel bir hazırlık olsa da, ümmeti de vahyin muhatabı olarak, vahyi taşıma ve uygulama sorumluluğunu daha iyi yerine getirebilmek için bu hazırlıkları yapmalıdır.

Zeynep Yaren
YARARLANILAN KAYNAKLAR
Fahreddin Razi, Mefatihu’l-Ğayb
Kurtubi, el-Camiu’u-Ahkami’l-Kur’an
İbn Kesir, Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri
Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili
İmam Nevevi, Riyazu’s-Salihin
 
[1] Buhari, Bed’ü’l-vahy 3, 7; Müslim, İman 252, 255
[2] “(Resûlüm!) Şüphesiz Rabbin biliyor ki sen, gecenin üçte ikisine yakınını, yarısını ve üçte birini ayakta dur(up ibadetle geçir)iyorsun ve seninle beraber olanlardan bir topluluk da (böyle yapıyor). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder (ölçer). (Allah) sizin onu (o gece ayakta durma miktarını) böyle say(ıp tam başar)amayacağınızı bildi de sizi affetti (farz kılmayıp onu kolaylaştırdı). Artık (namazda) Kur’an’dan kolay gelen (miktar)ı okuyun. O içinizden bir kısmının hasta (durumda), diğer kısmının Allah’ın lütfundan (nasip) arayarak yeryüzünde yol katedecek ve bir diğerinin de Allah yolunda savaşacak olduğunu bilmektedir. O halde ondan kolay gelen (miktar)ı okuyun, (farz) namazı da hakkıyla kılın…” Müzzemmil Suresi, 20. Ayet
[3] Müslim, I, 513; Dârimi, I, 411
[4] Aişe ra.’dan rivayetle “Rasulullah sav gece on bir rekat namaz kılardı…” (son üç rekat vitr namazıdır) Buhari, Daavat 5;Müslim, Müsafirun 121,122
[5] “…İnsanlar uyurken, siz namaz kılınız…” Tirmizi, Kıyamet, 42
[6] Ebû Davud, 11, 73; Tirmizi, V, 177
[7] Nesai, II. 179; İbn Mâce, I, 430
[8] Müstedrek, II, 549
[9] Buhari, I, 4; Tirmizi, V, 597