Adile Sultan

Âftâb-âsâ bilip her zerresin nûr-ı safâ

Her belâ dosttan gelir kim merhabâ etmek gerek

Adile Sultan

ADİLE SULTAN (01.06.1826, İstanbul/12. 02.1899, İstanbul)

Adile Sultan; Osmanlı hanedanının Divan sahibi tek kadın şairidir,

bestekârdır,

bir kadın eğitim gönüllüsüdür,

hayırseverdir, servetini hayr u hasenata harcar,

dindardır,

Nakşibendî tarikatına mensuptur.

Topkapı Sarayı’nda dünyaya gelen Adile Sultan, Sultan II. Mahmud ile II. Kadınefendi Zernigar Hanım’ın evladıdır. Şiirlerinde “Adli” mahlasını kullanan Sultan Mahmud, minik kızına hatırası olsun diye Adile ismini verir.

Küçük Adile’yi bu dünyada zorlu bir süreç beklemektedir, dört yaşına geldiği zaman annesini kaybeder. Bu büyük kayıp Adile Sultan için ayrılık ve hüzünle ilk tanışma olur, yazık ki bu tanışıklık ona bir ömür eşlik edecektir. Babası onu, çocukları yaşamayan Nevfidan Kadınefendi’ye emanet eder. Hanım Sultan on üç yaşına geldiğinde babasını da kaybeder. Ağabeyi Sultan Abdülmecid, kız kardeşinin eğitimi ve yetiştirilmesi sorumluluğunu üstlenir. Sıkı bir eğitim sürecine giren Adile Sultan; Arapça, Farsça, edebiyat, tasavvuf, hat ve musiki dersleri alır.

Adile Sultan on dokuz yaşına geldiği zaman Tophane Müşiri Mehmet Ali Paşa ile evlendirilir. Mehmet Ali Paşa zamanla sadrazamlığa kadar yükselir. Adile Sultan’ın bir hafta süren düğünü 19. yy’ın en görkemli düğünü olur, hatta saraydaki en ilgi çekici olaylardan biri olarak tarihe geçer. Haydarpaşa çayırlığında çadırlar kurulur; devlet erkânı, sefirler, konsoloslar, memurlar, bütün halk düğüne davet edilir. Baloncu Komaski’nin uçurduğu balon o kadar beğenilmiştir ki gravürlerde yer alır, türlü çeşit eğlenceler yapılır. Düğün şerefine rütbeler nişanlar verilir, hafif suçlar affedilir. Adile Sultan evlendikten sonra Fındıklı’daki Neşetâbâd Sarayı’na yerleşir. Bugün bu sarayın yerinde Mimar Sinan Üniversitesi bulunmaktadır.

Sevdiklerini erken kaybetmek kader olur Sultan Hanım’a. Yirmi üç yıllık evlilik hayatının ardından Adile Sultan çok severek evlendiği eşini, kısa bir süre sonra da İşkodralı Rıza Bey ile evlendirdiği kızı Hayriye’yi toprağa emanet eder. Hayriye Sultan’ı veremin pençesinden kurtaramayan Hanım Sultan, kızının anısına Validebağı Sanatoryumu’nu yaptırır. Validebağı korusundaki bu kasır, günümüzde Hababam Sınıfı’nın çekildiği yer olarak bilinen ve öğretmenevi olarak kullanılan mekândır. En yakınlarının, en çok sevdiklerinin özlemi sonraki hayatında kendisine yoldaşlık edecektir artık Adile Sultan’ın. Mısraları halini yansıtan bir ayna olur:

Dervişim, kendi başıma yine sultan gezerim

Lem-i aşkda seyyah olup her an gezerim

 

Kayıplar kervanına sevgili ağabeyi Abdülaziz de katılır. Sultan Abdülaziz’in vefatına dair yazdığı şiir ağabeyinin intihar etmeyip katledildiği bilgisini duymak istemeyenlere haykıran bir feryattır.

Nasıl yanmam ki ben oldu olanlar Şâh-ı devrâna

Bilinmez oldu hali, kıydılar ol zıll-ı Yezdân’a

 

Cihan matem tutup kan ağlasın Abdülaziz Han’a

Meded Allah mübarek cismi boyandı kızıl kana

 

Nasıl hemşiresi bu Adile yanmaz o Hakan’a

Ki kıydı bunca zalimler karındaş-ı cihan-bana

Şair Hanım Sultan’ın şiirleri dini tasavvufî bir mahiyet gösterir. Osmanlı hanedanında “Divan” düzenleyen tek kadın şairdir. Divanında münacât, nât, mersiye, ehli beyt, ashab-ı güzin ile meşâyıh-ı kiram hazeratı için yazdığı şiirlerin dışında babası, eşi, kızı ve kardeşleri için yazdığı şiirleri de toplamıştır. Tahassürname ve iftirakname adlı şiirleri vefat eden hanedan mensupları içindir. Kırgın gönlüne yakın bulduğu şairler Fuzuli ve Şeyh Galib… Onların şiirlerine nazireler yazar. Klasik edebiyatımızda kullanılan aruz ölçüsü dışında Yunus Emre etkisiyle hece ölçüsü ile de şiirler yazmıştır. Yunus’un şiirlerindeki sehl-i mümteni, Adile Sultan’ı da tüm Yunus hayranları gibi mest etmiştir.

Hanımefendi şairin şiirlerinin edası, yaşantısının bir neticesi olarak hüzne bürünmüştür. Şiirlerinin sanat gücü dönemin diğer hanım şairleri ile mukayese edildiğinde biraz zayıf bulunur, ancak Adile Sultan’ın şiirleri Osmanlı tarihine ışık tuttuğu için edebiyatımız ve tarihimiz için çok değerlidir. Edebiyat tarihimiz için yaptığı en önemli hizmet herhalde Kanuni Sultan Süleyman’a ait olan “Muhibbi Divanı”nı bastırmasıdır. Mütevazı Hanım Sultan, kendi eserini neşretmemiştir.

Musikî ile de yakinen meşgul olan Adile Sultan’ın hicaz hümayun makamındaki bestesi “Gizlice şaha buyur, hane-yi tenhaya buyur” sevilen bir eserdir. “Merhaba ey Fahr-i Âlem merhaba” şiiri de Hacı Faik Bey tarafından bestelenmiştir.

Dindar bir hanım olan Adile Sultan, Nakşibendî tarikatına mensuptur. Bâlâ Tekkesi şeyhi Ali Efendi’ye bağlıdır. Küçük yaşından itibaren yaşadığı büyük elemlerin tesellisini Nakşibendîliğin kuşatan, sarmalayan, tedavi eden derin dünyasında bulmuştur.  Yaptığı bu tercih onu sabırla olgunlaşmaya, hayırlarda yarışmaya, sevgiyi tüm insanlıkla paylaşmaya, güzel ve sevilen insan olmaya ulaştırmıştır.

Eyüp Sultan Hazretleri’nin kabrinin sağ tarafında bir oda vardır. Her sene Ramazan ayı boyunca Adile Sultan burada itikâfa girer. İhtiyaç oldukça bu odanın tamir ve bakımını da yaptırdığından bu mekân Adile Sultan Mescidi diye anılır. Geçtiği her yerde ince, zarif izler bırakan Hanım Sultan harap binaları onarır, yıkık gönülleri doğrultur, susuz çeşmeleri akıtır… Buradan Adile Sultan geçmiş dedirtir, her görene. Dokunmasını bilmek ne devlet; zarifçe, kadınca, şairce, bir sultana nasıl yaraşırsa tam da öyle…

Evliya huylu namı ile meşhur Adile Sultan, sadece sarayın sultanı olmakla kalmayıp hayrın da sultanı olur, dolayısı ile gönüller sultanıdır da. Yaşadığı dönemde İstanbul fukarasının en çok sevdiği saraylılardan biridir. Yardımseverliği, yaşadığı kayıplarla incelmiş ruhu ihtiyaç sahiplerini sarıp sarmalar. Muhtaç ve fakirler sıkıntıya düştükleri her vakit Adile Sultan’ın Fındıklı’daki sarayına başvurarak müşküllerini giderirler. Okulları tamir ettirir, yeni okullar yaptırır, fakir fukaranın çocuklarını bu mekteplerde okutur, kentin su ihtiyacını karşılayacak çözümler getirir. Gelinlik kızların çeyizlerini hazırlattırır. 1851- 1892 yılları arasında 14 tane vakıf kurar. Bunlara ait vakfiyeler İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde bulunmaktadır. Okul, dergah, türbe, sarnıç, şadırvan, çeşme, namazgâh onun hayratının içinde yer alan bölümlerden bazılarıdır sadece…

Kandilli’deki yazlık sarayının bir kız mektebi olmasını ister ve yapılan çalışmalar neticesinde Türkiye’nin ilk yatılı kız lisesi orada açılır. Bina bugün konser mekânına dönüştürülmüştür. Kadınların eğitimi hususunda büyük hassasiyet göstermiş, hayatın içinde, hareketli ve üretken olmaları için çabalamıştır.

Fındıklı’daki sahil saray ihtiyaç sahiplerine kapılarını aralamakla kalmamış; ilme, kültür ve sanata da hizmet vermiştir. Adile Sultan, dönemin âlimlerini ve şeyhlerini sık sık bu sarayda toplantılara davet ederek ilmi müzakerelere zemin hazırlamıştır.  Beş padişah dönemini idrak etmiş olan Hanım Sultan’ın tecrübesi ve yaptığı hizmetler büyük ehemmiyet arz etmektedir. Sosyal hayatın her alanında emek vermiştir.

Gönüllere taht kuran Adile Sultan, yetmiş üç yaşında Fındıklı’daki sarayda vefat etmiştir. Eyüp’teki Hüsrev Paşa Türbesi’ne, kocası Mehmet Ali Paşa’nın yanına defnedilir. Makamı nur ile dolsun…

Rabia Doğan

Kaynakça: İslam Ansiklopedisi-TDV