Abdest/Mest

Mestler Üzerine Meshetmek:

Mest:Ev içinde ve üzerine başka bir ayakkabı geçirmek suretiyle dışarıda giyilen ayakları topuklarla bir örten adi yürüyüşle oniki bin adım ve yahud daha ziyade yürünebilen,içine kolayca su almayan ve herbirini topuklarından aşagısında ayak parmaklarının küçüğü ile üç parmak kadar delik,sökük,yırtık bulunmayan,bagsız olarak bacakta duracak kadar kalın olan ayakkabı çeşididir.

Abdestle, mestler üzerine meshetmek ayakları yıkamak yerine geçer. Ayağa giyilen ve “mest” denilen veya mest hükmünde bulunan şeylerin üzerine abdest alınırken meshedilmesi caizdir. Bu, müslümanlara kolaylık olması için meşrû kılınmıştır.

Ayaklara mestin farz miktarı, her ayağın ön tarafına rastlayan mestin üzerine, elin en küçük üç parmağı miktarı kadardır. Bu kadar kısım mesh edilince, farz yerine gelmiş olur. Bu, Hanefîlerin görüşüdür.

Mâlikîlere göre, mestin üst kısmının tamamının, Hanbelîlere göre, üst kısmının çoğunun, Şâfiîlere göre ise, üstten bir parmak kadar bir yerin meshedilmesi gereklidir.112

Meshde parmakların açıkça bulunması ve ayak parmakları tarafından başlayıp, bacağına doğru yapılması sünnete uygun bir meshtir.

Bununla birlikte mestin üzerine su dökmek, mesti ıslak bez veya sünger gibi bir şeyle silmek, mesti enine olarak meshetmek veya meshe mestin koncundan başlamak da yeterli olur. Ancak bu durum sünnete uygun düşmez. Mestlerin altına mesh edilmez.

Mest Üzerine Meshin Şartları:

1) Mestler, ayağa abdest için ayaklar yıkandıktan sonra giyilmiş olmalıdır.

2) Mestler, abdestte yıkanması farz olan yeri örtmüş bulunmalıdır. Bu yerden maksat; yanlardan topuklarıyla birlikte ayaktır. Ayak ile birlikte topukları örtmeyen mestin üzerine meshetmek caiz değildir.

3) Ayağa giyilmiş mestin, en az bir fersah yani üç mil=5544m. kadar yol yürünebilecek sağlamlıkta olması gerekir.

4) Mestlerin deliksiz ve sağlam olması gerekir. Hanefî ve Mâlikîlere göre, istihsan ve güçlüğü kaldırma prensibinden hareket edilerek, az miktarda delikle mestler üzerine meshetmek caizdir. Hanefîlere göre, ayağın küçük parmağının üç misli miktarını aşan delik meshin sıhhatine engel olur. Mâlikîlere göre ise bu miktar, “kendisiyle yürümeye devam edilmesi imkânsız olacak kadar olanıdır” ki, bu da ayağın üçte biri büyüklüğündeki deliktir. Şâfiî ile Hanbelîlere göre, delik küçük de olsa delikli mest üzerine mesh caiz değildir.

Mestlerde üç parmak miktarı sökük bulunduğu halde, mestlerin sağlamlığı sebebiyle, yürürken bu sökük açılıp görünmezse meshe zarar vermez. Bir mestteki yırtıklar toplanır, iki mestteki yırtıklar ise toplanmaz. Bu yüzden, bir mestte iki, diğerinde de bir veya iki parmak miktarı yırtık bulunsa meshe mani olmaz.

5) Mestler, bağsız olarak ayakta durabilecek derecede kalın olmalıdır. Mâlikîler dışındaki çoğunluk fakihler deri, kalın keçe, bez ve benzeri şeylerden yapılan mestlerin üzerine meshi caiz görmüşlerdir. Ancak Hanefî ve Şâfiîler, mestlerin dışarıdan aldığı suyu, hemen içine çekerek ayağa ulaştırmayacak bir yapıda olmasını şart koşarlar. Onlara göre, mestin meşrûluğuna delâlet eden nasslarda bu şartın varlığı da öngörülmüş kabul edilir. Mâlikîler ise mestin deriden ve dikişli olmasını gerekli görürler.

6) Ayağın ön tarafından, elin küçük üç parmağı kadar bir miktarın kalmış olması gerekir. Bu yüzden bir veya iki ayağının ön tarafı bulunmayan kimse, mestlerine mesh edemez. Çünkü bir ayağı yıkamakla, diğerini meshetmek bir arada bulunmaz. Ancak bir ayağı tamamen bulunmayan kimse, diğer ayağına giydiği mest üzerine mesh edebilir. Bu durumda yıkama ile mesh bir arada bulunmamış olur.

Mestler Üzerine Meshetmenin Süresi:

Fakîhlerin çoğunluğuna göre, ikamet halinde olan kimse için meshin süresi bir gün bir gece, yani yirmi dört saat, yolcu için, yani on sekiz saatlık bir uzaklığa giden müsafir için üç gün üç gece= yetmiş iki saattir.Bu süre, mestleri abdestli olarak giydikten sonra, ilk abdest bozulduğu andan itibaren başlar.

Mukîm iken, seferî olan kimse, seferîlik süresine tabi olur ve bu süreyi doldurur. Bunun aksine seferî olan bir kimse bir gün ve bir gece meshettikten sonra mukîm olsa süresi bitmiş olur. Artık ayaklarını yıkaması gerekir.

Mestlerine meshetmek suretiyle abdestli bulunan kimse, mestlerini ayağından çıkarsa, yalnız ayaklarını yıkaması yeterlidir, abdestini tamamen yenilemesi gerekmez. Ancak ayaklarını yıkamak suretiyle abdest alıp mestlerini giyen kimse, daha bu abdesti bozulmadan, herhangi bir sebeple mestlerini ayağından çıkarsa, abdesti bozulmayacağı için, ayaklarını yeniden yıkaması gerekmez.

Mâlikîlere göre, mestleri meshetmek için bir süre yoktur. Mestleri ayağından çıkarmadığı veya cünüp olmadığı sürece, mestler üzerine meshetmeye devam edebilir. Ancak cum’a namazını kılacak kimseler için, her cuma günü, mestlerini çıkarıp ayaklarını yıkaması menduptur. Şâfiî ve Hanbelîlere göre mübah bir yolculukta bulunan kimse için mesh süresi üç gün, üç gecedir. Ma’siyet sayılan bir yolculukta ise, bu süre bir gün ve bir geceden ibarettir.

Mest Üzerine Meshi Bozan Şeyler:

1) Abdesti bozan her şey meshi de bozar. Bu yüzden, henüz süre bitmemişse, yeniden alınacak abdestte mestlere veya sargılara yeniden mesh yapılır.

2) Cünüplük ve buna kıyas edilen aybaşı, lohusalık ve doğum gibi guslü gerektiren haller meshi bâtıl kılar ve ayakların yıkanması gerekir.

3) Üzerine mesh edilmiş olan mestin ayaktan çıkması veya çıkarılması. Bu durumda abdest mevcut ise yalnız ayakları yıkamak yeterlidir. Bir mestin koncuna kadar, ayağın çoğunun çıkması, tamamen çıkması hükmündedir. Diğer yandan, Hanefîlere göre ayak parmaklarından üç tanesi kadarının, Mâlikîlere göre ise, ayağın üçte bir kadarının mestin delik veya söküğünden dışarı çıkması hâlinde de abdest bozulur. Hanbelîler dışında çoğunluğa göre, bir mest çıkınca iki ayak birden yıkanır. Çünkü hem mesh ve hem de yıkama bir arada toplanmaz.

4) Mesh süresinin sona ermesi. Bu durumda, eğer abdest devam ediyorsa yalnız ayakları yıkamak yeterlidir. Yeniden tam abdest almak gerekmez. Süre, dolduğu halde, mestler çıkarıldığı takdirde ayakların soğuktan donma tehlikesi varsa, meshe devam edilir.

Sargı (Cebîra) Üzerine Meshetmek:

Kırılan veya yarası bulunan bir organı yıkamak zarar verdiği takdirde üzerine bağlı olan tahta, alçı veya bez sargıya, yahut ip ya da başka birşeyle bağlanan pamuğa abdestte veya gusülde bir defa meshedilir. Eğer bu mesh de zarar verecekse, terkolunur.

İslâm akıl ve ilim dinidir. Zaruretler, sakıncalı olan şeyleri mübah kılar. Altını yıkama düşüncesiyle yara bant veya sargılarının açılmasında yaralı için tehlike ve zarar vardır. Kimi zaman, yaranın üstünü veya sargıyı ıslak elle meshetmek de mikrop kapmasına yol açabilir. Bu yüzden, meshetmede zarar ve tehlike söz konusu ise mesh de terk edilir.

Sargının çoğunluğunu sadece bir defa meshetmek yeterlidir. Bütünüyle meshedilmesi, tekrarı ve niyet edilmesi şart değildir. Nitekim, mestlere veya başa meshte de niyet aranmaz. Diğer yandan, ihtiyaç yerini aşan alçı veya sargının fazla kısmının çözülmesi ve sargı altında yaranın çevresinin yıkanması, yaraya zarar verecekse, bu takdirde ihtiyaç fazlası kısmın üzerine meshetmek caiz olur.

Sargının, abdestli olarak sarılmış olması şart değildir. Sargı ister abdestli iken, isterse abdestsiz veya cünüp iken konulmuş olsun, sargı üzerine meshedilmesi caiz olur. Sağlığına kavuşunca da namazını iade etmesi gerekmez. Zorluğu kaldırmak için fetva bu şekilde verilmiştir. Akıl da bunu gerektirir. Çünkü insanın ne zaman yaralanacağı, kırık veya çıkık sebebiyle alçıya alınacağı belirsizdir. Onun böyle bir zamanda abdestli bulunmasını şart koşmak sıkıntı ve zorluk meydana getirir.

Sargı üzerine mesh, bir süreye bağlı değildir. Özür devam ettiği sürece mesh caiz olur.

Bir sargı üzerine mesh yapıldıktan sonra değiştirilse, yeniden mesh gerekmez. Yine bir sargıya mesh yapıldıktan sonra, üzerine başka bir sargı daha bağlansa, yeniden meshe gerek olmaz. Henüz özür ortadan kalkmadan sargı açılsa, mesh bozulmuş olmaz. Ancak sargı, yara iyileştiği için düşecek olursa artık sargı üzerine mesh bâtıl olur. Çünkü özür son bulmuş durumdadır. Hatta yarası iyileşen sargı namazda iken düşse, tam bir abdest aldıktan sonra namazı yeniden kılar.

İki ayaktan birisine bir özür sebebiyle mesh yapılsa, diğerini yıkamak gerekir. Çünkü bu mesh de, yıkamak hükmündedir.

Sargı üzerine meshederek abdest alan kimsenin abdesti bozulunca, meshinin de bozulacağı konusunda görüş birliği vardır.

Beyhan Büşra Özkul
Kaynaklar
* Feyzül Furkan Kur’an-ı Kerim Meali
* Hamdi DÖNDÜREN İslam İlmihali/Erkam yayınları
* Ömer Nasuhi BİLMEN Büyük İslam İlmihali/Bilmen Yayınevi
* İlmihal 1 Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları
* İslam Ansiklopedisi Cilt:29 Sayfa:337
* M. Asım KÖKSAL İslam İlmihali/Seha Neşriyat