Abdest

Farsça âb(su) ve dest(el) kelimelerinden oluşan ve “el suyu” anlamına gelen abdest, belirli ibadetlerin ifasının ön şartı olan ve kendisi de ibadet mahiyetinde görülen bir nevi hükmi temizliktir. Arapça karşılığı güzellik, temizlik ve parlaklık anlamına gelen, “vudu”dur. Fıkıhta ise abdest, belli organları usulüne göre yıkamaktan ve meshetmekten ibaret bir temizliktir, bir ibadet ve itaattir.

Abdestin manevi birçok faydaları ve sevapları olduğu gibi maddi olarak da pek çok yaraları vardır. Vakit vakit abdest alan bir Müslüman, temizliğe riayet etmiş, temizliği alışkanlık haline getirerek kendisini birçok hastalıklara sebebiyet verecek kirli hallerden korumuş olur.

Abdest yüze nur, gönle sürurdur. “Bir Müslüman, abdest alıp yüzünü yıkarsa, yüzüne ait bütün günahları, ellerini ve ayaklarını yıkarsa, bunlarla işlediği bütün hata ve günahları suyun damlalarıyla akıp gider ve kendisi tertemiz kalır.

Abdestin farz olması

Abdestle ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de, “Ey iman edenler! Namaza kalktığınız zaman (abdestli olun bunun için) yüzlerinizi, dirseklere kadar (dirsekler dahil) ellerinizi yıkayın, (ellerinizi yeniden ıslatıp) başlarınızı meşhedin ve her iki aşık kemiğiyle beraber ayaklarınızı yıkayın. ” (Maide/6) buyurulur.

Bu ayet Medine döneminde nazil olmuş ise de Müslümanların Mekke döneminde mi’raç gecesinde namazın farz kılınmasından itibaren namaz öncesinde mendub bir davranış olarak abdest aldıkları bilinmektedir. Ayet bunu müstakil bir hükümle teyit etmiş ayrıca abdestin her amel için değil namaz için farz kılındığını açıklamıştır. Hz. Peygamber de Müslümanlara fiili olarak abdestin nasıl alınacağını göstermiş hem de abdestsiz olarak kılınacak hiçbir namazın Allah katında kabul olmayacağını belirtmiştir. (Buhari, ”Vudu”, 2; İbn Mace, “Taharet”, 47. )

Abdestin Farzları

1) Yüzü Yıkamak: Yüzün bir defa yıkanması farzdır. Yüzün sınırları saçın bittiği yerden sakal veya çene altına ve kulakların köklerine kadar olan bölümdür. Sakal, bıyık ve kaşların altına suyun ulaşması gerekir.

2) Kolları Yıkamak: İki elleri dirsekler ile birlikte bir defa yıkamak farzdır. Parmaklarda dar ve altına suyu geçirmeyen yüzük varsa, bunun mutlaka oynatılması ve altına suyun geçmesi sağlanmalıdır.

3) Başa Meshetmek: Başın dörtte bir miktarına ıslak bir el ile veya başka bir yerde kullanılmamış temiz bir yaşlıkla bir defa meshetmek farzdır. Başın “nâsiye” denilen ön tarafına meshedilmesi daha faziletlidir. Meshedilen yer iki kulağın üstüdür. Bu kısımdaki saçların üzerine meshedilmesi yeterlidir.

4) Ayakları Yıkamak: Ayakları topuklarla birlikte bir defa yıkamak farzdır.

Hanefîler dışındaki çoğunluk fakîhler, abdeste, sünnetten delillerle başka farzlar da ilâve ettiler. Şâfiî ve Hanbelîler abdest âyetindeki sırayı (tertib) gözetmeyi, Mâlikî ve Hanbelîler (muvâlâtı) ardarda yapmayı, Mâlikîler ovmayı ve Hanefîler dışındaki bütün mezhepler “niyeti” abdestin farzı olarak kabul ederler.

Abdestin Sünnetleri

1) Niyet etmek. Abdesti, namaz kılmak, abdestsizliği gidermek veya Cenâb-ı Hakk’ın emrini yerine getirmek niyetiyle almaktır. Hanefîler dışındaki çoğunluk fakihlere göre ise niyet farzdır.

2) Abdeste başlarken önce temiz olan elleri bileklere kadar yıkamak. Temiz olmayan elleri önce yıkamak ise, diğer uzuvları kirletmemesi için farzdır.

3) Abdeste “Eûzü” ve “besmele” ile başlamak.

4) Mazmaza (Elleri yıkadıktan sonra önce üç defa ağıza su alınıp çalkalanması ve dışarı atılması) ve İstinşak (üç defa da burunun yumuşağına kadar su alınması) ve mazmaza ile istinşakta mübalağa etmek.

5) Ağız ve buruna su vermede tertip, üçleme, suyu yenileme, sağ eli kullanma, gargara ve oruçlu olmayanın burun yumuşağını aşarak mübalağa yapması müekked sünnetlerdendir.

6) Misvak Kullanmak. Sivâk (misvâk) sözlükte oğmak, oğuşturmak ve bunu yapmak için kullanılan alet anlamına gelir. Terim olarak; dişlerde ve dişlerin çevresinde bulunan sarılık ve kirliliklerin giderilmesi amacıyla misvak (arâk) ağacından yapılmış çubuğun veya bu işi görecek sabun ve fırça gibi şeylerin kullanılması demektir.

7) Abdestte elleri veya ayakları yıkamaya parmak uçlarından başlamak, parmakları ve sakalları hilâllemek.

8) Başın tamamını bir su ile meshetmek. Buna “kaplama mesh” denir.

9) Kulakları meshetmek.

10) Abdest uzuvlarını, üzerine dökülen su ile ovmak.

11) Abdest uzuvlarını ara vermeksizin yıkamak. Yani henüz biri kurumadan, diğerini yıkamaya başlamak. Buna “muvâlât” veya “vilâ” denir. Aşırı sıcak yüzünden, yıkanan uzvun hemen kuruması muvâlâtı etkilemez.

Abdestin Âdâbı

Hanefîler mendup anlamında “edeb” ve çoğulu “âdâb” terimini kullandılar. Edeb veya Mendûp, Rasûlullah (sas)’ın bir veya iki defa yaptığı ve devamlı olarak işlemediği fiillerdir. Hükmü; işlendiği zaman sevabın olması, terkedildiğinde ise kınamanın bulunmamasıdır.

Abdestin başlıca edepleri şunlardır:

1) Abdest alırken kıbleye yönelmiş olarak bulunmak.

2) Daha vakit girmeden abdest alıp namaza hazır bulunmak. Özür sahipleri bundan müstesnadır.

3) Abdest alırken yüksekçe bir yerde bulunmak. Böylece, abdest sularının elbiseye sıçraması önlenmiş olur.

4) Bir özür bulunmadıkça abdestte başkasından yardım istememek.

5) Abdest sırasında bir zaruret bulunmadıkça başkasıyla konuşmamak.

6) Abdest alırken sıkı olmayan parmak yüzüklerini oynatmak.

7) Abdestte ağıza ve buruna sağ el ile su vermek, sol el ile sümkürmek.

8) Kulakların iç kısmını ıslatılmış serçe parmağı ile meshetmek.

9) Boynu meshetmek.

10) Yüzü yıkarken, yüz kenarlarını ve göz pınarlarını yoklamak, suyu dirsek ve topukların yukarılarına kadar ulaştırmak.

11) Azaları yıkamaya yetecek kadar su almak, nehir veya deniz kenarında bile su israfından kaçınmak.

12) Abdest aldıktan sonra kelime-i şehadet getirmek ve dua okumak. Abdest aldıktan sonra Hz. Peygamber’e salâtü selâm getirmek sünnettir.

13) Abdestten artan sudan kıbleye karşı ayakta bir miktar içmek ve bu sırada; “Allah’ım beni her günah işledikçe tevbe eden ve günahtan kaçınıp tertemiz bulunan salih kullarından kıl” diye dua etmek.

14) Abdestin sonunda bir, iki veya üç defa Kadir Sûresi’ni okumak.

15) Abdestten sonra, kerâhet vakti değilse iki rekat nafile namaz kılmak.

Abdestin sünnetlerine veya edeplerine aykırı olan şeyler, ya tahrîmen, ya da tenzîhen mekruhtur.

 Abdest Çeşitleri

1) Farz olan abdestler

İki durumda abdest farz olur.

  1. a) Namaz kılacak olan abdestsiz kimsenin abdest alması farzdır. Bu namaz farz, vacip veya nafile namaz olsun, cenaze namazı veya tilâvet secdesinde olduğu gibi eksik namaz niteliğinde bulunsun hüküm değişmez.
  2. b) Kur’an-ı Kerim’e el sürmek için abdestli bulunmak farzdır. Bir ayetin kâğıt, deri, duvar veya bir nakit para üzerinde yazılı olması da, elle tutma bakımından aynı hükme bağlıdır.

2) Vâcip olan abdestler

Ka’be-i Muazzama’yı tavaf etmek için, abdestsiz Müslümanın alacağı abdest Hanefîlere göre vaciptir. Fakîhlerin çoğunluğu ise bunu, farz kabul ederler. Hanefîler ise tavafı gerçek namaz gibi kabul etmez.  Bu yüzden de onun sıhhati abdeste bağlı bulunmaz. Vacibin terkinden dolayı kurban cezası gerekir.

3) Mendup olan abdestler

Bunlar sürekli olarak abdestli bulunmak, ezbere Kur’an okumak, ezan okuyup kamet getirmek, dinî kitapları tutmak, dinî ilimleri okuyup okutmak, cenaze yıkamak veya cenazeyi takip etmek veya öfkenin geçmesi için alınacak abdestlerdir. Böyle bir abdest alınınca, bununla namaz kılınabilir veya Kur’an-ı Kerim ele alınabilir.

Diğer yandan abdestli kimsenin bir namaz kılmaksızın yeniden abdest alması su israfı sayılacağı için mekruhtur.

Abdestin Mekruhları

1) Abdest alırken gereğinden fazla suyu boş yere tüketmek.

2) Suyu yüze veya diğer azalara çarparak yıkamak.

3) Abdest alırken gereksiz yere konuşmak.

4) İhtiyacı olmadığı halde başkasından yardım ve su dökmesini istemek.

5) Temiz olmayan pis ve kirli bir yerde abdest almak.

6) Oruçlu kimsenin mazmaza ve istinşakta aşırıya gitmesi.

 

Abdesti Bozan Durumlar

1) Önden veya arkadan sidik, dışkı, kan, menî, mezî, vedî gibi bir necâsetin veya herhangi bir sıvının çıkması.

2) Arka taraftan yel çıkması. Hz. Peygamber, yellenip yellemediğinde şüpheye düşen kimsenin ses veya bir koku duymadıkça abdestinin bozulmayacağını bildirmiştir.

3) Ön ile arkadan başka, ağız, burun veya bedenin diğer herhangi bir uzvundan kan, irin veya cerahat gibi şeylerin çıkması. Ağızdan gelen kana bakılır, eğer bu kan tükürük kadar veya tükürükten fazla ise abdesti bozar. Aksi halde bozmaz. Bu, renginden anlaşılır. Diğer uzuvlardan çıkan bir kan ise, çıkma yerinden yanlara yayılırsa abdesti bozar, yoksa iğne ucu gibi çıkıp da yerinde kalan bir kan katresi abdeste engel olmaz. Bunun el veya parmakla silinmesi de zarar vermez.

Yaradan çıkan irin ve sarı su hakkında da hüküm böyledir.

Vücuttaki kabarcıklardan çıkan sâfî su da, sağlam görülen görüşe göre kan hükmündedir. Başka bir görüşe göre ise, bu abdesti bozmaz. Bu son görüşle amel edilebileceği, bazı müteahhir fakihlerce belirtilmiştir.

4) Ağız dolusu kusmak. Ağız dolusu yiyecek, su,  pıhtılaşmış kan veya safra gibi şeyleri çıkarmak abdesti bozar. Balgam ise nereden gelirse gelsin tükürük hükmünde olup abdesti bozmaz.

Mâlikî ve Şâfiîlere göre ise kusmakla abdest bozulmaz.

5) Aklın idrak gücünü gideren durumlar abdesti bozar. Uyumak, bayılmak, akıl hastası olmak, sarhoşluk veya sar’a nöbeti bunlar arasında sayılabilir.

Yan yatarak veya bağdaş kurarak veya dirseklere dayanarak yahut ayaklarını oturak yerinin altından bir tarafa uzatarak yahut namaz dışında secde eder gibi bir halde uyumak abdesti bozar. Yine herhangi bir şeye yaslanıp, yaslandığı bu şey çekildiği takdirde düşecek olursa ve kalçaları da yerde değilse abdest bozulur. Çünkü gevşeme hali bu şekildeki bir yaslanma ile son noktasına ulaşmış bulunur. Şâfiîlere göre ise bu son durumda, kalçalar yere iyice oturmuş ise, abdest bozulmaz. Çünkü böyle bir durumda herhangi bir şeyin çıkmayacağından emin olunur.

Uyku ile birlikte his kaybolur. Bu durumda, kalçalar boşlukta kalırsa, gevşeme hali sebebiyle yellenme meydana gelebilir. Burada abdestin asıl bozulma sebebi işte bu yellenme halidir.

Bu duruma göre, namazda kıyamda, ruku veya secdede iken yahut namaz dışında bu durumlarda olup uyumakla abdest bozulmaz.

6) Fahiş mübaşeret. Hanefîlere göre erkekle kadının engelsiz veya çok ince bir engel ile karınlarını veya cinsel organlarını birbirine dokundurmaları abdestlerini bozar. Burada mezînin çıkması da şart değildir. İmam Muhammed’e göre ise, bu durumda bir ıslaklık, bir mezî görülmedikçe abdest bozulmuş olmaz.

7) Namazda kahkaha ile gülmek. Kahkaha; kişinin, yakınında bulunanlar tarafından duyulacak şekilde gülmesidir. Namazın dışında kahkaha ile gülmek abdesti bozmaz.

8) Erkek veya kadının cinsel organları içine konulacak bez veya pamuğun dış kısmına sidik ıslaklığının ulaşması yahut bunlar çıkarıldığında iç kısmının ıslak olması abdesti bozar.

9) Cinsel temasta bulunmak.

10) Mestler üzerine meshten itibaren mukim için bir günün, yolcu için üç günün geçmiş olması veya bunların belirtilen sürelerin içinde ayaktan çıkarılması.

11) Özürlü olan kimsenin aldığı abdestte, namaz vaktinin çıkması.

12) Teyemmüm yapmış olan kimsenin suya ulaşması.

Abdesti Bozmayan Durumlar

1) Kişinin ön ve arka yollarından başka vücudunun herhangi bir yerinden çıkan kan, irin veya sarı su, çıkış yerinin çevresine yayılmayıp,  bir damla halinde kalırsa abdesti bozmaz.

2) Kabuk bağlamış bir yaranın kan çıkmaksızın kabuğunun düşmesi.

3) Mayasıl rutubeti ve parmak aralarındaki pişiklik.

4) Tükürük veya sümüğe yarıdan az kan karışması.

5) Ağız dolusu olmayan kusuntu.

6) Ağız dolusu balgam kusmak Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed’e göre abdesti bozmaz. Ebû Yusuf’a göre ise, içeriden (cevf) gelen ağız dolusu balgam abdesti bozar.

7) Burun, kulak veya bir yaradan vücut kurdunun düşmesi. Bu kurt temiz olup, üzerindeki yaşlık azdır ve kendisinde akıcılık özelliği bulunmaz.

8) Cinsel organa elle dokunmak abdesti bozmaz.

9) Arka taraftan rutubetsiz, kokusuz bir halde çıkarılan kullanılmış ilaç (hukne). Ancak bu durumda abdesti yenilemek ihtiyata daha uygundur.

10) Erkeğin cinsel organına damlatılıp, daha sonra geri gelen yağ Ebû Hanîfe’ye göre abdesti bozmaz.

11) Pıhtı halinde kusulan kan parçası.

12) Baştan buruna veya kulağa kadar akıp gelen, fakat gusül abdestinde yıkanması gereken yere kadar uluşmayan kan.

13) Isırılan elma veya ayva gibi sert bir meyve üzerinde yahut kullanılan misvakta görülüp akıcılığı bilinmeyen kan eseri.

14) Pire, kene, sivrisinek ve karasinek gibi haşerattan birisinin doluncaya kadar emdiği kan. Sülüğün doluncaya kadar emip de düştüğü zaman kendisinden akacak kadar olan kan abdesti bozar.

15) Oturağı tamamen yere yerleştirmek suretiyle oturarak, yine namazda iken ayakta veya oturarak yahut rükû veya secde halinde uyumak.

16) Namaz dışında veya cenaze namazında yahut da tilâvet secdesinde kahkaha ile gülmek.

Şâfiîlere göre, namaz içinde de kahkaha ile gülmek abdesti bozmaz.

17) Kendisinin de, yanındakilerin de işitemeyeceği derecedeki gülümseme, abdesti de namazı da bozmaz. Ancak yalnız kendisinin işitebileceği derecedeki gülme abdesti değilse de namazı bozar.

18) Ağlamak da abdesti bozmaz.

Abdestin Sıhhatine Engel Olmayan Şeyler

1) Tırnaklarda bulunan veya bedenin terlemesinden doğan kirler, pire ve sinek tersleri abdestin sıhhatine engel olmaz.

2) Boyacıların ellerinde veya tırnaklarında zarûrî olarak kalabilen boyalar abdestlerine zarar vermez. Ancak bir zarurete bağlı olmaksızın tırnakların üzerinde ince bir tabaka teşkil eden ve altlarına suyun gitmesine engel olan boyalar abdestin sıhhatine mânidir. Nitekim abdest organlarına yapışmış bulunan mum, hamur, çapak gibi şeyler de böyledir.

3) Bir yaranın üzerine konulan ilâç yaranın dışına yayılmış olursa, bu aşılan kısım yıkanır. Ancak yıkanılması zarar verecekse meshetmekle yetinilir.

4) Bir kimse abdest aldığını kesin olarak bildiği halde, abdestinin bozulup bozulmadığında şüphe etse abdestli sayılır. Bunun aksine, abdestinin bozulduğunu kesin olarak bildiği halde, daha sonra abdest alıp almadığında şüphe etse abdestsiz sayılır. Çoğunluğun görüşü budur. Çünkü kesin olarak bilinen şey, şüphe ile ortadan kalkmaz.

5) Abdest sırasında veya abdestten sonra, bir abdest organını yıkayıp yıkamadığında şüphe eden kimse, eğer çok kere bu çeşit vesvese oluyorsa, o organını yıkaması gerekmez. Her zaman böyle vesvese olmuyorsa yıkar.

6) Abdest organlarından biri veya bir kaçı bulunmayan kimse, mevcut organları yıkamakla yetinir. Bir organ yerine ameliyatla takılacak başkasına ait organ onun yerine geçer.

Özürlünün Abdesti

Abdesti bozan devamlı, beden rahatsızlığına “özür” denir. Çoğulu “a’zar”dır. Özür sahibine erkekse “ma’zûr”, kadınsa “ma’zûre” denir.

Sıksık burun kanaması, sidiğin tutulamayıp akması, aşırı ishal, yelini kaçırma, yaradan devamlı kan, irin veya cerahat akması ve kadından aybaşı kanı dışında arızalı rahim damarından kanın gelmesi (istihâza) bir özürdür. Yine bir ağrıdan dolayı göz sulanması, meme, kulak veya göbek gibi bir uzuvdan irin gibi bir sıvının çıkması da birer özürdür. Bunların sahipleri de “özürlü” sayılır.

Herhangi bir özrün geçerli olması için bir süre vardır. Bir özür, başlangıçta abdest alınıp namaz kılınacak kadar bir süre kesilmemek üzere, tam bir namaz vakti devam eder, daha sonra da her namaz vaktinde en az bir defa tekrar ederse, sahibi özürlü sayılır.

Meselâ; bir kimsenin burnu,  bir gün öğle vaktinin başından sonuna kadar yani ikindi vakti girinceye kadar, abdest alıp namaz kılacak kadar bir süre kesilmeksizin kanamaya devam eder ve bundan sonra da her namaz vaktinde bir defa olsun, kanarsa,  o kimse özürlü sayılır.

Özürlü her farz namaz vakti için abdest alır.

Özürlü, bu şekilde farz vakit için abdestle dilediği kadar farz veya nâfile namaz kılabilir. Kaza, vitir, bayram veya cenaze namazları da buna dâhildir. Yeter ki, bu özrün dışında abdesti bozan başka bir durum meydana gelmesin.

Bir özürlü, sabah namazı için tam vaktinde abdest alsa, bu abdest sabah namazının vaktinin çıkmasına kadar devam eder. Bu, vaktin çıkmasıyla, başka bir deyimle güneşin doğması ile sona ermiş olur. Artık bu abdestle başka bir namaz kılamaz. Ancak özrünün geçici olarak kesilmiş olduğu bir anda abdest almış ve henüz özür zuhur etmeden ve abdesti bozan başka bir hâl vaki olmadan vakit çıkmış olursa, bu durumda, namaz vaktinin çıkmasıyla bu abdesti bozulmuş olmaz.

Fakat bu özürlü, güneşin doğmasından sonra alacağı bir abdestle, öğle namazının vaktinin sonuna kadar, abdesti bozan başka bir hal vuku bulmadıkça, dilediği namazları kılabilir. Çünkü öğle vaktinin girmesi abdest bozucu değildir. Aynı şekilde bayram namazının vaktinin çıkması da özürlünün abdestini bozmaz. Çünkü bu,  farz namaz vakti değildir.

Özürlünün abdesti, Ebû Hanîfe’ye göre, vaktin çıkmasıyla, Ebû Yûsuf’a göre, hem namaz vaktinin girmesiyle, hem de çıkmasıyla, İmam Züfer’e göre ise yalnız namaz vaktinin girmesiyle bozulur. Vaktin girmesiyle abdestin bozulması, yalnız öğle vaktinin girmesinde sonuç meydana getirir.

İmam Şâfiî’ye göre, özürlünün, her namaz için ayrıca abdest alması gerekir. Onun abdesti, kıldığı namaz bitince, son bulmuş olur.

Bir özür sahibi, özrü kesilmiş olduğu halde, abdesti bozan başka bir hâlden dolayı abdest alıp da daha sonra müptelâ olduğu özrü yine ortaya çıksa, abdesti bozulmuş olur, yeniden abdest alması gerekir. Çünkü önceki abdesti bu özürden dolayı değildi. Ancak özrü kesildiği halde, vakit içinde özründen veya abdesti bozan, başka bir halden dolayı abdest alıp da, o vakit içinde özrü zuhur etse, bu abdesti bozulmaz. Çünkü bu abdest hem özrü, hem de o abdesti bozan başka hal için alınmış sayılır.

Özürlü bir kimse; oturmak, secde yerine ima etmek veya özrün bedendeki çıkış yerini meşakkatsiz bir halde tıkamak gibi yollarla özrün ortaya çıkmasına engel olabilecekse, artık özürlü hükmüne tabi olmaz. Artık bu kimse, abdest alıp, sonra özrü zuhur etmiş olduğu abdestiyle namaz kılamaz.

Özürlü kimsenin çamaşırına, özür yerinden çıkıp bulaşan kan, irin, cerahat gibi pis sıvılar, özrü devam ettiği sürece, namazının sıhhatine engel olmaz. Katı pisliğin bir dirheme ulaşması sıvının ise avuç içinden fazla bir yere yayılması da sonucu değiştirmez. Ancak bu pis maddeler, çamaşırına yeniden dokunmayacak ise, bunların yıkanması gerekir.

Abdest Duaları

Abdest alınırken, azaların yıkanması sırasında okunacak dualar, İmam Nevevî’nin de belirttiği gibi hadis-i şeriflere dayanmaz. Her aza yıkanırken okunacak uygun dualar seleften nakledilmiş ve okunmaları güzel görülmüştür. Bu duaların okunması Hanefî ve Mâlikîlere göre müstehap, bazı Şâfiîlere göre ise mübahtır. Bu dualar okunmasa da abdest tamam olur. Seleften gelen dualar şöyledir:

-Abdeste başlarken “Eûzü” ve “Besmele”den sonra; “Suyu temizleyici ve İslâm’ı nûr kılan Allah’a hamdolsun.”

-Ağzına su alırken; “Allah’ım! Bana peygamberinin Kevser Havuzu’ndan, bir daha sonsuza kadar susamayacağım bir kâse su ihsan buyur.”

-Burnuna su alırken; “Allah’ım! Beni nimetlerinin ve cennetlerinin güzel kokularından mahrum bırakma.”

-Yüzünü yıkarken; “Allah’ım! Bazı yüzlerin beyazlanacağı, bazı yüzlerin de kararacağı günde, benim yüzümü ak kıl.”

-Sağ kolunu yıkarken; “Allah’ım! Bana amel defterimi sağ yanımdan ver ve benim hesabımı kolay kıl!”

– Sol kolunu yıkarken; “Ya Rabbi! Bana kitabımı sol yanımdan ve arka yönden verme ve şiddetli bir hesap ile sorguya çekme”

-Başına mesh ederken; “İlâhi, beni rahmetinle yarlığa, benim üzerime bereketinden indir.”

– Kulaklarını meshederken; “Ya Rabbi, beni Hak sözü işitip de en güzeline uyan kullarından eyle”

-Boynuna meshederken; “Ya Rabbi, benim vücudumu cehennem ateşinden azâd et!”

-Ayaklarını yıkarken; “Ya Rabbi! Birtakım ayakların kayacağı günde, benim ayaklarımı sırat üzerinde sâbit kıl.” diye dua edilir.