8. Sayı / Editörden

 editorden_bu_gunun_farki_ne

“İyilik edenler ve iyi davrananlara daha güzeli ve ziyadesi vardır. Onların yüzlerini (kendilerini mahcup edecek) ne bir toz (leke) ne de bir hakirlik kaplar. İşte onlar cennet ehlidirler, onlar orada ebedî kalacaklardır.”  (Yunus 26)

Takva sahiplerinin cennete, selametle ve emin olarak gireceği Hicr Suresi’nde haber verilmiştir. Ne kadar nasipli kişileriz ki bize yarışların en güzeli takvada yarış tavsiye edilmişti.

Al-i İmran Suresi’nde de “Rabbinizin bağışlamasına (nâil olmaya) ve takvâ sahipleri için hazırlanmış, genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşuşun. “ denmekte. Önce, tövbeye yöneltiliyoruz. Neden? Günahlardan arınmadan cennete layık olunabilir mi? Gönül huzurlu olur mu? İman edip günahkâr olan, bu huzuru yakalamak için tövbe kapısını çalacak öncelikle.  Samimi bir tövbe, kişiyi gönül sıkıntısından kurtaracak. O takva sahipleri, günahlardan sakınan, muttakilerdir. Onlar, mallarını bollukta ve darlıkta Allah için infak eden, öfkelerini yutan, insanları affeden, hoşgörü sahibi kimselerdir. Bir günah işlediklerinde veya nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayarak hemen bağışlanma dilerler. Günahlarında da ısrar etmezler. Ne mutlu bu kullara ki, cennette cemalullaha da nail olabilecektirler.

İsa a.s’ın Büşra’sı (sav), gözlerin görmediği, kulakların duymadığı, akılların hayal etmekte dahi zorlandığı; sarhoş etmeyen, sersemletmeyen, baş ağrıtmayan, aklı gidermeyen, günaha girmeye sebebiyet vermeyen, lezzetli, içiminin sonu misk olan içecekler, kabuğu soyulmuş türlü türlü meyveler ve nice güzellikler ile bizleri müjdeledi. Kökleri yukarda, dalları aşağıda ağaçlar düşünebiliyor musunuz? Meyveleri yemek istediğimizde her zaman hazır. Üstelik doyumluk ve israf da yok. Böylesi güzellikleri kim istemez? İnci ve ipekten giysiler, şırıl şırıl akan sular, ağaçlar…

Dünya hayatındaki doğal güzellikler karşısındaki hayranlığımız, sevdiğimiz şeyler cennete özlemimizden olsa gerek. Asıl vatanımız, baba ocağına duyduğumuz bu özlem bize dünyada cenneti arattırıyor. Ülke ülke dolaşsak da dünya bize dar geliyor. Çünkü insan ölümsüzlüğü istiyor. Bu ise ölmeden önce ölmek ifadesi ile anlam kazanır herhalde.

Bu sayımızda, cennet ve cennet ehline dair birçok konuyu sizlerle paylaşacak, iman edenlerin ve salih amel işleyenlerin cennetle müjdelendiğini, rablerine gönülden boyun eğenlerin cennet ehli olduğunu ve orada daimi olarak kalacaklarını, insanların farklı sebeplerden cenneti kazanacaklarını hatırlatıp aşere-i mübeşşereden bahsedeceğiz. Mevlana’nın, Yunus Emre’nin ve nice güzel insanın gönüllerinden dillerine düşmüş cennet anlatımlarına değineceğiz.

“İşte onların mükâfatı, Rablerinden bir bağışlanma ve alt tarafından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlerdir. Böyle (iyi amel) yapanların mükâfatı ne güzeldir! (Al-i İmran/136) O en güvenilir, tek güvenilir yer, sorgusuz sualsiz gideceğiniz  Firdevs cennetleri olsun.

Dualarınızla…