40 Hadis

1.Mâlik dedi ki: Bana ulaşan habere göre Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Size iki şey bıraktım, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece asla sapıtmazsınız: Allah’ın Kitab’ı ve Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem’in sünneti.”
(Mâlik, Muvattâ ,kader no. 3, s. 899)

2.İbn Mes’ûd radiyallahu anh’dan: Dedi ki: “En güzel söz Allah’ın Kitabı’dır; en güzel hidayet usulü, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellcm’ın hidayet usûlüdür. İşlerin en kötüsü sonradan icâd edilenlerdir. Size va-ad olunanlar mutlaka gelecektir, bunu asla önleyemezsiniz.”
(Buhari,edeb 70/2, VII, 96)
3.Ebû Ümâme radıyallahu anh, ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:
“Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir” buyururken işittim, demiştir.
(Müslim, Müsâfirîn 252. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned,V, 249, 251)
4.Nevvâs İbni Sem’ân radıyallahu anh şöyle dedi:
Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:
“Kıyamet gününde Kur’an ve dünyadaki hayatlarını ona göre tanzim eden Kur’an ehli kimseler mahşer yerine getirilirler. Bu sırada Kur’an’ın önünde Bakara ve Âl-i İmrân sureleri vardır. Her ikisi de kendilerini okuyanları müdafaa için birbiriyle yarışırlar” buyururken işittim.
(Müslim, Müsâfirîn 253. Ayrıca bk. Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an 5)
5.Osmân İbni Affân radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.”
(Buhârî, Fezâilü’l-Kur’an 21. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Salât 349; Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an 15; İbni Mâce, Mukaddime 16)

6.Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır.”
(Buhârî, Tevhîd 52; Müslim, Müsâfirîn 243. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Salât 349; Tirmizî, Fezâilu’l-Kur’an 13; İbni Mâce, Edeb 52)
7.Ebû Mûsa el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kur’an okuyan mü’min portakal gibidir: Kokusu hoş, tadı güzeldir. Kur’an okumayan mü’min hurma gibidir: Kokusu yoktur, tadı ise güzeldir. Kur’an okuyan münâfık fesleğen gibidir: Kokusu hoş fakat tadı acıdır. Kur’an okumayan münâfık Ebû Cehil karpuzu gibidir: Kokusu yoktur ve tadı da acıdır.”
(Buhârî, Et’ime 30 Fezâilü’l-Kur’an 17, Tevhîd 36; Müslim, Müsâfirîn 243. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Edeb 16; Tirmizî, Edeb 79; İbni Mâce, Mukaddime 16)
8.Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah şu Kur’an’la bazı kavimleri yükseltir; bazılarını da alçaltır.”
(Müslim, Müsâfirîn 269. Ayrıca bk. İbni Mâce, Mukaddime 16)
9.İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah’ın kendisine Kur’an verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O’nun yolunda harcayan kimse.”
(Buhârî, İlm 15, Zekât 5, Ahkâm 3, Temennî 5, İ’tisâm 13, Tevhîd 45; Müslim, Müsâfirîn 266- 268. Ayrıca bk.Tirmizî, Birr 24; İbni Mâce, Zühd 22)
10.Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Bir adam Kehf suresini okuyordu.Yanında iki uzun iple bağlanmış bir at vardı. O adamın üzerini bir bulut kapladı ve yaklaşmaya başladı. Atı da o buluttan ürkmeye başlamıştı. Sabah olunca, adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve bu durumu anlattı. Bunun üzerine Peygamberimiz:
“O sekînedir; okuduğun için inmiştir” buyurdu.
(Buhârî, Fezâilü’l-Kur’an 11; Müslim, Müsâfirîn 240)
11.İbni Mes’ûd radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kim Kur’an-ı Kerim’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.”
(Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an 16 )
12.İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.”
(Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’an 18. Ayrıca bk. Dârimî, Fezâilü’l-Kur’an 1; Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I, 223)
13.Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Her zaman Kur’an okuyan kimseye şöyle denecektir: Oku ve yüksel, dünyada tertîl ile okuduğun gibi burada da tertîl ile oku. Şüphesiz senin merteben, okuduğun ayetin son noktasındadır.”
(Ebû Dâvûd, Vitr 20; Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an 18)
14.Ebû Mûsa radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Şu Kur’an’ı hâfızanızda korumaya özen gösteriniz. Muhammed’in canını kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Kur’an’ın hafızadan çıkıp kaçması, bağlı devenin ipinden boşanıp kaçmasından daha hızlıdır.”
(Buhârî, Fazâilü’l-Kur’an 23; Müslim, Müsâfirîn 231)
15.İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kur’an hafızı, bağlı devenin sahibine benzer. Deve sahibi devesini sürekli gözetirse elinde tutar. Eğer onunla ilgilenmezse kaçıp gider.”
(Buhârî, Fezâilü’l-Kur’an 23; Müslim, Müsâfirîn 226. Ayrıca bk. Nesâî, İftitâh 37)
16.Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:
“Allah, güzel sesli bir peygamberin, Kur’an’ı tegannî ile yüksek sesle okumasından hoşnut olduğu kadar hiçbir şeyden hoşnut olmamıştır” buyururken işittim, demiştir.
(Buhârî, Fezâilü’l-Kur’an 19; Tevhîd 32; Müslim, Müsâfirîn 232-234. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Vitr 20; Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an 17; Nesâî, İftitâh 83)
17.Ebû Lübâbe Beşîr İbni Abdülmünzir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kur’an’ı tegannî ile okumayan kimse bizden değildir.”
(Ebû Dâvûd, Vitr 20. Ayrıca bk. Buhârî, Tevhîd 44; İbni Mâce, İkâmet 176 )
18.Abdullah İbni Mes’ûd radıyallahu anh der ki: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:
– ”Bana Kur’an oku” buyurdu.
–Yâ Resûlallah! Kur’an sana indirilmişken ben sana nasıl Kur’an okurum? dedim.
– ”Ben Kur’an’ı başkasından dinlemeyi gerçekten çok severim” buyurdular. Bunun üzerine ben kendilerine Nisâ suresini okudum. “Her ümmetten gerçek bir şahit, seni de bunlara hakkıyla şahit getirdiğimiz zaman halleri nice olur” [ayet 41] anlamındaki ayete gelince:
– ”Şimdilik yeter” buyurdular. Kendisine dönüp baktım, iki gözünden yaşlar boşanıyordu.
(Buhârî, Tefsîru sure(4), 9; Fezâilü’l-Kur’an 33, 35; Müslim, Müsâfirîn 247. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, İlm 13; Tirmizî, Tefsîr 5)
19.Ebû Saîd Râfi‘ İbni Muallâ radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:
– ”Mescidden çıkmazdan önce sana Kur’an’daki en büyük sureyi öğreteyim mi?” buyurdu ve elimi tuttu. Çıkmak istediğimizde ben:
–Yâ Resûlullah! Bana Kur’an’daki en büyük sureyi sana öğreteyim mi demiştiniz? dedim. Bunun üzerine:
– ”Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn’dir. O seb’ul-mesânîdir; bana verilen Kur’an-ı Azîmdir” buyurdular.
(Buhârî, Tefsîr 1; Fezâilü’l-Kur’an 9. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitr 15; Nesâî, İftitâh 26; İbni Mâce, Edeb 52)
20.Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Kul hüvallahü ahad” suresi hakkında şöyle buyurdu:
“Canımı gücü ve kuvvetiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bu sure Kur’an’ın üçte birine denktir.”
(Buhârî, Fezâilü’l-Kur’an 13. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitr 18; Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an 11)

21.Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, bir adam:
–Ben şu “kul hüvellahü ahad” suresini seviyorum, dedi. Peygamberimiz:
“Şüphesiz ki onun sevgisi seni cennete sokar” buyurdular.
(Buhârî, Ezân 106. Ayrıca bk. Tirmizî, Fezâilu’l-Kur’an 11)
22.Ukbe İbni Âmir radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bu gece indirilen ayetleri görmedin mi? Onların benzerleri asla görülmemiştir: Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs.”
(Müslim, Müsâfirîn 264, Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an 12)
23.Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kur’an’da otuz ayetten ibaret bir sure bir adama şefaat etti; neticede o kişi bağışlandı. O sure: Tebârekellezî biyedihi’l-mülk’dür.”
(Ebû Dâvud, Salât 327; Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an 9, İbni Mâce, Edeb 52)
24.Ebû Mes’ûd el-Bedrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bakara suresinin sonundan iki ayeti geceleyin okuyan kimseye bunlar yeter.”
(Buhârî, Fezâilü’l-Kur’an 10, 27, 34; Müslim, Müsâfirîn 255. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Ramazan 9; Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an 4; İbni Mâce, İkâmet 183)
25.Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara suresi okunan evden kaçar.”
(Müslim, Müsâfirîn 212. Ayrıca bk. Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an 2)
26.Übey İbni Kâ’b radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Ey Ebü’l-Münzir! Allah’ın kitabından ezberinde bulunan ayetlerden hangisinin daha büyük olduğunu biliyor musun?” diye sordu. Ben:
–Allâhü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyu’l-kayyûm, dedim. Bu cevabım üzerine elini göğsüme vurdu ve:
– “İlim sana mübarek olsun, ey Ebü’l-Münzir” buyurdu.
(Müslim, Müsâfirîn 258)
27.Ebü’d-Derdâ radıyallahu anh ‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kehf suresi’nin başından on ayet ezberleyen kimse deccâlden korunmuş olur.”
Bir rivayette: “Kehf suresi’nin sonundan” buyurulmuştur.
(Müslim, Müsâfirîn, 257. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Melâhim 14; Tirmizî, Fezâilu’l-Kur’an 6)
28.Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir cemaat Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine sekînet iner, onları rahmet kaplar ve melekler etraflarını kuşatır. Allah Teâlâ da o kimseleri kendi nezdinde bulunanların arasında anar.”
(Müslim, Zikr 38. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitr 14; Tirmizî, Kırâat 12; İbni Mâce, Mukaddime 17)
29.Ubeyyu’bnu Ka’b Radıyallahü Anh’ın rivayetine göre Resulullah Aleyhisselâm Benî Gıfar gölünün kenarında idi. O sırada Cibril Aleyhisselâm geldi ve:
“Allah Azze ve Celle sana Kur’an’ı Ümmetine bir harf üzere okutmanı emrediyor” diye bildirdi. Resulullah Aleyhisselam: Allahü Teala’dan af ve mağfiret diliyorum, Ümmetim buna güç yetiremez, dedi. Sonra ikinci kez tekrar geldi ve: Allah Azze ve Celle, Kur’an’ı Ümmetine iki harf üzere okutmam emrediyor, diye bildir¬di. Resulullah Aleyhisselâm: Allah1 dan af ve mağfiret diliyorum, Ümmetim buna güç yetiremez, diye buyurdu. Sonra üçüncü kez tekrar geldi ve: Allah Azze ve Celle Ümmetine Kur’an’ı üç harf üzere okutmanı emrediyor, diye buyurdu. Resulullah Aleyhis¬selâm: Allah’tan affını ve mağfiretini diliyorum, Ümmetim buna güç yetiremez, diye buyurdu. Sonra dürdüncü kez tekrar geldi ve: Allah Azze ve Celle Kur’an’ı Ümmetine yedi harf üzere okutmanı emrediyor, bu yedi harften hangisine göre okurlarsa doğru oku¬muş olurlar, diye bildirdi.
(Nesâî,Sünen: Iflitah: 37)
30.Useyd ibn Hudayr (ra) şöyle dedi: Bir kerre Useyd ge¬ce vakti el-Bakara Suresi’ni okuyordu. Atı da yanında bağlanmıştı. Kur’an’ı okuyorken birden at deprenmeye başladı. Useyd sustu. O susunca at da sakinleşti. Useyd tekrar okumağa başladı. At yine şah¬landı. Useyd sustu, at da sâkinleşti. Bundan sonra Useyd bir daha okumağa başladı, at yine hırçınlaştı. Useyd de artık vazgeçti. Useyd’in oğlu Yahya ise ata yakın bir yerde (yatmakta) idi. Atın çocuğa bir zararı dokunmasından endişe ederek, çocuğu geriye çekti. Bu sırada başını kaldırıp göğe baktığında (beyaz bulut gölgesine benzer bir sis içinde kandiller gibi birtakım şeylerin parlamakta olduklarını gördü de) nihayet onu göremez oldu.
Sabah olduğunda Useyd, Peygamber’e bunu söyledi. Peygamber ona:
— “Oku ey Hudayr oğlu, oku ey Hudayr oğlu!” dedi,
Useyd:
— Yâ Rasûlallah, atın Yahya’yı çiğnemesinden endişelendim. Çünkü çocuk ata yakın bir yerde idi. Başımı kaldırıp çocuğa gittim. Başımı göğe doğru kaldırdığımda, beyaz bulut gölgesine benzer bir sis içinde kandiller gibi birçok şeylerin parlamakta olduklarını gör¬düm. Artık bu beyaz gölge tabakası içindeki ışıklı parlak cisimler man¬zumesi göğe doğru çekilip çıktı. Nihayet onu görmez oldum, dedi.
Peygamber (sav):
— “Bilir misin onlar nedir?” buyurdu. Useyd:
— Hayır, dedi. Peygamber:
— “Onlar meleklerdi, senin Kur’an okuyuş sesine yaklaşmışlar¬dı. Eğer okumaya devam etseydin, sabaha kadar seni dinlerlerdi. İn¬sanlar da onlara bakarlardı. Onlar insanların gözünden gizlenemez¬lerdi” buyurdu.
(İmam Buhari, Camius-sahih)

31.Abdullah ibn Ömer (ra) şöyle demiştir: Ben Rasûlullah(sav)’tan işittim, şöyle buyuruyordu: “Şu iki kişiden başkasına gıb¬ta edilmez: Bunlardan biri, Allah kendisine Kitab’ı verdi, o da bu Kitab’la gece saatlerinde kaim oldu (onu okuyup uyguladı). Diğeri de Allah kendisine mal verdi, o da bu malı gece saatlerinde ve gün¬düz saatlerinde sadaka yapar durur”
(Sahih-i Buhari)
32. Ömer b. Hattab’dan rivayetle: “Kur’an-ı Kerim’den geceleri okumayı âdet edindiği kısmı bir gece okuyamayan, onu sabah namazı ile öğle namazı arasındaki vakitte okursa, hem alışkanlığını bozma¬mış, hem de geceleri Kur’an okuma âdetini zamanında yerine ge¬tirmiş sayılır.”
(Müslim, Salâtul-Musafirîn, 6/142. Ayrıca bkz.Şeybanî, 168.)
33. Ebû Saîd’den: Resûlullah’ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu duydum: “Aranızdan öyle bir grup çıkacak ki onların namazları yanında siz kendi kıldığınız namazları, onların oruçları yanında kendi oruçlarınızı, amelleri yanında da kendi amellerinizi azımsayacaksınız. Onlar Kur’an okuyacaklar fakat kalpten okumadık¬ları için boğazlarından aşağı geçmeyecek; okun yaydan çıktığı gibi onlar da dinden çıkacaklar. Ok demirine bakarsın, kan izi göremezsin, okun gövdesine bakarsın bir şey göremezsin. Okun yelesi¬ne (tüyüne) bakarsın, orada da bir iz bulamazsın. Böylece okun ge¬zine (ucuna) kan bulaşıp bulaşmadığında şüphe edersin.”
(Buharı, Fedâilu’l-Kur’an, 66/36; Müslim, Zekât, 12/148)
34. Ebû Hüreyre anlatıyor: Resûlullah (s.a.v.)’la beraber yü¬rüyordum. Bir ara Hz. Peygamber (Kul huvallahü Ehad) suresini okuyan bir ses duydu ve «farz oldu» buyurdu. Ben:
“Ne farz oldu ya Resûlullah?” diye sorunca:
— “Cenneti” buyurdu. Bunun üzerine ben gidip okuyan ada¬ma müjdeyi vermek istedim, fakat Resûlullah’la (sav) beraber yemek yeme fırsatını kaçıracağımdan korktum. Onun için Hz. Peygamberle yemek yemeyi tercih ettim. Daha sonra adamı ara¬dım, fakat onu yerinde bulamadım, gitmişti.
(Tırmızı, Sevabul-Kur’an, 42/11.)

35. Ebû Hüreyre’den (Radiyallahu Anh) rivayet edilmiştir:
“Muhakkak her peygambere emsali olmayan bir mucize verilmiş¬tir ve o mucize üzerine insanlar o peygambere iman etmiştir. Bana verilen (mucize) de, Allah’ın bana vahy ettiği bir vahiydir (Kur’an¬dır). Umarım ki kıyamet gününde en çok bağlıları bulunacak pey¬gamber ben olurum.”

(Ömer Ziyaeddin Dağistâni, Zübdetü’l-Buhari, Hisar Yayınevi,1185)
36. Cundeb ibn Abdillah’tan: Peygamber (sav): “Kalbleriniz ülfet edip birleştiği müddetçe Kur’an’ı okuyunuz, Kur’an üzerin¬de ihtilâf ettiğiniz zaman da artık kalkıp ordan dağılınız” buyurdu
(Buhari, Fadâilu’l-Kur’an)
37. Huzeyfe’den (ra) rivayet edil¬miştir: Huzeyfe (ra) dedi ki: Allah Resulü (sav) kendisinden sonra ihtilaf ve bölünmeler olacağını söyleyince şunu sordum: Ey Allah Resulü, eğer o döneme yetişirsem bana ne emredersin? Buyurdu ki: “Allah’ın Kitabı’nı öğren ve içindekilerle amel et. Çıkış odur”. Soru¬yu tekrar ettiğimde cevabı yine aynı oldu: “Allah’ın Kitabı’nı öğren ve içindekilerle amel et. Çıkış odur”. Soruyu tekrar sorduğumda şunu üç kere tekrarladı: “Allah’ın Kitabı’nı öğren ve içindekilerle amel et. Kurtuluş ondadır”
(Tirmizî, Sevabü’l-Kur’an/14)
38. Berrâ b. Âzibden rivayetle; Kur’an’ın nazmını bozacak derecede aşırıya gitmeksizin sesi yükseltip ahenkli bir şekilde tertil ile güzelce okumak, sünnet-i seniyyedir. Çünkü Hz. Peygamber (sa) şöyle buyurmuştur: “Kur’an’ı seslerinizle süsleyiniz.”
(Ebû Dâvûd, Nesâî, İbn Mâce, ibn Hibbân ve Hâkim)
39.Hz. Ayşe(ra)dan rivayetle Rasulullah (sav) “Kur’an’ı açıkça okuyan, sadakayı açıkça veren gibidir. Kur’an’ı gizlice okuyan ise, sadakasını gizlice veren gibidir. Gizlice yapılan amelin açıkça yapılan amelden yetmiş derece üstünlüğü vardır.”
(Beyhâkî, Şuab’ul-îman)
40. Sa’d b. Ebî Vakkas’dan rivayetle; Kur’an’ı okurken ağlamak müstehabdır. Çünkü Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur: “Kur’an okuyunuz ve ağlayınız. Eğer ağlayamıyorsanız, ağlar gibi durunuz.”
(İbni Mâce, İkamet/176 Zühd/19)