40 Hadis

  1. Enes (ra)’den rivayet edilmiştir,Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır:‏ “..Kim benim sünnetimden (yaşama tarzımdan) yüz çevirirse benden değildir”

            (Buhârî, Nikâh 1; Müslim, Nikâh 5.)

 

  1. Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:”Kim bana itaat etmişse mutlaka Allah’a itaat etmiştir. Kim de bana isyan etmiş ise, mutlaka Allah’a isyan etmiştir. Kim emîre itaat ederse mutlaka bana itaat etmiş olur. Kim de emîre isyan ederse mutlaka bana isyan etmiş olur.”(Buhârî, Ahkâm 1, Cihad 109; Müslim, İmaret 33, (1853); Nesâî, Bey’at 27, (7, 154).)
  1. Mâlik dedi ki: Bana ulaşan habere göre Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:”Size iki şey bıraktım, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece asla sapıtmazsınız: Allah’ın Kitâb’ı ve Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem’in sünneti.”

          (Mâlik, Muvattâ,kader no. 3, s. 899)

  1. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur” dedi: “Her kim bir dostuma düşmanlık ederse, ben ona karşı harb ilân ederim. Kulum, kendisine emrettiğim farzlardan, bence daha sevimli herhangi bir şeyle bana yakınlık sağlayamaz. Kulum bana (farzlara ilâveten işlediği) nâfile ibadetlerle durmadan yaklaşır; nihâyet ben onu severim. Kulumu sevince de (âdeta) ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden ne isterse, onu mutlaka veririm, bana sığınırsa, onu korurum.”(Buhârî, Rikak 38)
  1. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Herhangi bir konuyu size emredip yasaklamadığım sürece, siz de beni kendi halime bırakınız. Sizden önceki ümmetleri çok sual sormaları ve peygamberlerine karşı münakaşaya dalmaları helâk etti. Size herhangi bir şeyi yasakladığım zaman ondan kesinlikle sakınınız, bir şeyi emrettiğimde de onu, gücünüz yettiği ölçüde yerine getiriniz.”(Buhârî, İ’tisâm 2; Müslim, Hac 412, Fezâil 130-131. Ayrıca bk. Tirmizî, İlim 17; Nesâî, Hac 1; İbni Mâce, Mukaddime 1)
  1. Ebû Necih İrbâz İbni Sâriye radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize çok tesirli bir öğüt verdi. Bu öğütten dolayı kalpler ürperdi, gözler yaşardı. Bizler: – Ey Allah’ın Resûlü! Bu öğüt, sanki ayrılmak üzere olan birinin öğüdüne benziyor, bari bize bir tavsiyede bulun, dedik. Bunun üzerine:“Size, Allah’a çok saygı duymanızı, başınıza bir Habeşli köle bile emir olsa, onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra sağ kalıp uzunca bir hayat sürenler pek çok ihtilaflar görecekler. O zaman sizin üzerinize gerekli olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâ-i Râşidîn’in sünnetine sarılmanızdır. Bu sünnetlere sımsıkı sarılınız. Sonradan ortaya çıkarılmış bid’atlardan şiddetle kaçınınız. Çünkü her bid’at dalâlettir, sapıklıktır” buyurdular.(Ebû Dâvûd, Sünnet 5; Tirmizi, İlim 16. Ayrıca bk. İbni Mâce, Mukaddime 6)
  1. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:“İstemeyenler dışında, ümmetimin tamamı cennete girer” buyurdu. Bunun üzerine: Ey Allah’ın elçisi, cennete girmeyi kim istemez ki? denildi. Peygamber Efendimiz:“Bana itaat edenler cennete girer, bana karşı gelenler cenneti istememiş demektir” buyurdu.(Buhârî, İ’tisâm 2 )
  1. Abbas b. Abdulmuttalib (ra)’den rivayet edildiğine göre, Abbas, Resulullah (sav)’ın şöyle buyurduğunu işitmiştir: “İmanın tadını; Rab olarak Allah’a, din olarak İslam’a ve peygamber olarak da Muhammed’e razı olan kimse tatmıştır.”(Tirmizi, İman10, 2623, İbn Hibbân, Sahîh, 1694.)
  1. Yine Ebû Mûsâ el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:“Allah’ın benimle göndermiş olduğu hidâyet ve ilim, yeryüzüne yağan bol yağmura benzer. Yağmurun yağdığı yerin bir bölümü verimli bir topraktır: Yağmur suyunu emer, bol çayır ve ot bitirir. Bir kısmı da suyu emmeyip üstünde tutan çorak bir yerdir. Allah burada biriken sudan insanları faydalandırır. Hem kendileri içer, hem de hayvanlarını sular ve ziraatlarını o su sayesinde yaparlar. Yağmurun yağdığı bir yer daha vardır ki, düz ve hiçbir bitki bitmeyen kaypak arazidir. Ne su tutar, ne de ot bitirir. İşte bu, Allah’ın dininde anlayışlı olan ve Allah’ın benimle gönderdiği hidâyet ve ilim kendisine fayda veren, onu hem öğrenen hem öğreten kimse ile, buna başını kaldırıp kulak vermeyen, Allah’ın benimle gönderdiği hidâyeti kabul etmeyen kimsenin benzeridir.”(Buhârî, İlim 20; Müslim, Fezâil 15)
  1. Câbir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Benim ve sizin durumunuz, ateş yakıp da, ateşine cırcır böcekleri ve pervaneler düşmeye başlayınca, onlara engel olmaya çalışan adamın durumuna benzer. Ben sizi ateşten korumak için kuşaklarınızdan tutuyorum, siz ise benim elimden kurtulmaya, ateşe girmeye çalışıyorsunuz.”(Müslim, Fezâil 19. Ayrıca bk. Buhârî, Rikâk 26; Tirmizî, Edeb 82)
  1. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bana itaat eden Allah’a itaat etmiş, bana karşı gelen Allah’a karşı gelmiş olur. Devlet başkanına itaat eden bana itaat etmiş, devlet başkanına karşı gelen bana karşı gelmiş olur.”(Buhârî, Cihâd 109, Ahkâm 1; Müslim, İmâre 32, 33. Ayrıca bk. Nesâî, Bey’at 27; İbni Mâce, Mukaddime 1, Cihâd 39)
  1. Muâz radıyallahu anh şöyle dedi:– Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni Yemen’e (vali ve kadı olarak) gönderdi ve şöyle buyurdu: “Muhakkak ki sen Ehl-i kitap olan bir topluma gidiyorsun. Onları, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve benim Allah’ın Resulü olduğuma şehâdet etmeye davet et. Şayet buna itaat ederlerse, Allah’ın kendilerine bir gündüz ve gecede beş vakit namazı farz kıldığını bildir. Bunu kabul edip itaat ederlerse, zenginlerinden alınıp fakirlerine verilmek üzere kendilerine zekâtın farz kılındığını haber ver. Buna da itaat ettikleri takdirde, onların mallarının en kıymetlilerini almaktan sakın. Mazlumun bedduasını almaktan çekin. Çünkü onun bedduası ile Allah arasında bir perde yoktur.”(Buhârî, Zekât 41, 63, Megâzî 60, Tevhîd 1; Müslim, Îmân 29-31. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Zekât 5; Tirmizî, Zekât 6; Nesâî, Zekât 46; İbni Mâce, Zekât 1)

 

  1. Muâviye bin Sâlih ani’l-Hasan bin Câbir el-Lahmî ani’l-Mikdâm.b. Ma’dî Kerb radiyallahu anh’dan: Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:”Yakındır; sedirine (koltuğuna) yaslanıp oturan bir adama benim hadisim ulaşacak ve o, şöyle diyecek: «Aramızda Allah’ın Kitâb’ı vardır. Onun içinde helal olarak bulduğumuzu helal sayar, haram olarak gördüğümüzü de haram sayarız. Oysa (zavallı bilmiyor ki) Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem’in haram kıldığı şey de, Allah’ın haram kıldığı şey gibidir».”(Ebu Davud, İmare 33; Tirmizi, İlim 10; İbn Mace, mukaddime 2; Daıimi, mukaddime 49; Ahmed b. Hanbel, II. 367; IV, 131, 132; VI. 8.Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 15/354.)

 

  1. (Ebu Rafi’in) babasından (rivayet olunduğuna göre Peygamber (s.a.) (şöyle) buyurmuştur:”Sakın sizden birini, emrettiğim ya da nehyettiğim bir husus kendisine ulaşınca koltuğuna yaslanmış bir halde “Benim aklım ermez. Biz Allah’ın Kitabında ne bulursak ona uyarız” derken bulmayayım.”(Tirmîzî. ilim III; İbn Mace, mukaddime 2.Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 15/358.)

 

  1. Ebû Saîd radiyallahu anh’dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)”Allah katında üç mukaddes şey vardır ki, Allah bunları gözetenin hem dinini, hem de dünyasını korur. Kim de bunları gözetmezse Allah onun hiçbir şeyini korumaz: İslâm’ın hürmeti (saygısı), benim hürmetim (bana olan saygı), akrabamın hürmeti (onlara olan saygı).”(Taberânî. el-Mu’cemu’l-Kebîr ve el-Mu’cemu’l-Evsat, Mecma’ I, 88)
  1. İmam Ali (ra)’den rivayetle Rasulullah (sav) şöyle buyurur:“Kim benden sonra öldürülen sünnetimi diriltirse, beni sevmiş olur. Kim de beni severse, benimle beraberdir.”(İmam er-Rûdânî, Cemu’l- Fevaid- Büyük Hadis Külliyatı, C.1, sh. 45, Hds. 140 Rezîn’den.)
  1. Ebû Hureyre radiyallahu anh’dan:(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)”Ümmetimin fesadı döneminde sünnetime sarılan şehid ecri alır.”(Taberânî, et-Mu’cemu’l-Evsat’ta (Mecma’ I, 172)
  1. İbn Mes’ûd radiyallahu anh’dan: Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bir gün bize bir çizgi çizdi ve “İşte bu (çizgi), Allah’ın yoludur” buyurdu. Sonra sağına ve soluna da çizgiler çizdi ve şöyle buyurdu: işte bunlar da, her biri üzerinde şeytanın durup çağırdığı yollardır.” Sonra şu âyetİ okudu: “Bu dosdoğru olan yoluma uyun, sizi Allah yolundan ayrı düşürecek olan yollara uymayın.”(En’âm 6/153)
    (Müsned no. 244), Ahmed (I, 435, 465), Dârîmî (I, 67), Bezzâr (Keşfu’l-estâr no. 2221), İbn Hibbân (no. 6-7) ve el-Hâkim (II, 318) tahrîc ettiler.
  1. İbn Amr b. el-Âs radiyallahu anh’dan:(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)”Ümmetime İsrâiloğulları’nın başına gelen, tıpatıp gelecektir. Öyle ki, onlardan biri annesi ile zina etse ümmetimin içinde de bunu yapan biri bulunacaktır. Bilindiği üzere isrâiloğulları yetmiş İki gruba ayrılmıştır Ümmetim ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunlar dan biri hariç, hepsi cehenneme girecektir.” Dediler ki:”Ey Allah Resulü! O (kurtulan fırka) hangisidir?””Benim ve ashabımın bulunduğu yol üzerinde olanlardır” buyurdu.(Tirmizî no. 2641)
  1. Abdullah İbnu’z-Zübeyr (r.a)’tan rivayet edilmiştir: “Bir adam, halkın kendisiyle hurma bahçelerini suladıkları Harre arkı içinden gelen su yüzünden Zübeyr’den davacı olmuştu. Zübeyr’i dava eden bu Ensârlı zat, Zübeyr’e: “Suyu bırak! Önünü kesme, (kendi haline) akıp gitsin!” demişti. Zübeyr, onun bu isteğini kabul etmemişti. Bunun üzerine Resulullah (sav)’ın yanına gidip davalaştılar.Peygamber (sav), Zübeyr’e: “Ey Zübeyr! Bahçeni sula ve sonra da suyu bırak, komşuna gitsin” buyurdu. Bunun üzerine Ensârlı zat öfkelendi, sonra Resulullah (sav)’e: “Ey Allah’ın resulü! Zübeyr halanın oğlu olduğu için mi böyle hüküm veriyorsun?” dedi.Bunun üzerine Resulullah (sav)’ın yüzünün rengi attı. Sonra:“Ey Zübeyr! Kendi bahçeni iyice sula. Sonra da suyu, bahçe duvarının temeline yada ağaç köklerine erişinceye kadar salma!” buyurdu.Zübeyr sözlerine devam ederek: “Vallahi,“Rabbîn hakkı için, onlar aralarında meydana gelen her çekişmede senin hakem kılmadıkları sürece iman etmiş olmazlar. Sonra nefislerinde bir şüphe/darlık bulmazlar” (Nisa: 4/65) ayetinin, bu olay hakkında indiğini zannediyorum” dedi.(Buhârî, Şirb 6, 7; Ebu Dâvud, Akdiye 31, 3637, Tirmizî, Ahkâm 26, 1363; Nesâî, Adabu’I-Kudât 27; İbn Mace, Ruhun 20, 2480; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/5.)

 

  1. Talha (r.a)’tan rivayet edilmiştir: “Resulullah (sav) ile birlikte hurma ağaçlarının tepelerinde bulunan bir kavmin yanına uğradım. Resulullah (sav):“Bunlar ne yapıyorlar?” diye sordu. Etrafında bulunan kimseler: “Onu aşılıyorlar. Erkek hurmanın çiçek tozlarını dişininkine koyuyorlar. Böylelikle aşılanıyorlar” dediler. Bunun üzerine Resulullah (sav):“Bunun hiçbir fayda vereceğini zannetmiyorum” buyurdu.Bu topluluk, Resulullah (sav)’in bu sözünü haber alarak hurmalara aşılama yapmayı bıraktılar. Sonra Resulullah (sav) bunu haber aldı ve:“Bu onlara fayda verirse yapsınlar. Çünkü ben ancak bir zanda bulundum. Zandan dolayı beni sorumlu tutmayın. Fakat size Allah’tan gelen bir şeyden bahsedersem onu hemen alın. Çünkü ben, Yüce Allah adına asla yalan söyleyecek değilim” buyurdu.(İbn Mâce, Ruhun 15, 2470; Ahnıed b. Hanbel, Müsned, 1/162, 163.)
  1. Hz. Âişe (r.anhâ)’den rivayet edilmiştir: “Resulullah (sav) bir iş yaptı ve bu o işin yapılmasına izin verdi. Daha sonra bu, sahabilerden bazılarına ulaştı. Sanki onlar bundan hoşlanmadılar ve bu işi yapmaktan uzaklaştılar. Onların bu hali de Resulullah (sav)’e ulaştı. Bunun üzerine Resulullah (sav) hutbe okumak üzere ayağa kalkıp:“Bir takım insanların hali nedir ki, benim hakkında izin verdiğim bir şey, benim tarafımdan onlara ulaşıyor da onlar bu işten hoşlanmıyorlar ve onu yapmaktan uzaklaşıyorlar. Allah’a yemin ederim ki, ben, onların Allah’ı en iyi bileni ve O’ndan en çok korkanıyım” buyurdu.”(Buhârî, Edeb 72, İ’tisam 5; Nesâî, Amelu’1-Yevm ve’I-Leyl, 234; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 6/45, 181.)

 

  1. Ebu Necih el-Irbâd b. Sâriye (r.a)’den, dedi ki: Rasulullah (sa) bize öyle bir vaazda bulundu ki, ondan dolayı kalpler titredi, gözler yaş akıttı. Ey Allah’ın Rasulü, dedik bu veda edecek bir kişinin öğüdüne benziyor. Haydi bize vasiyette bulun. Şöyle buyurdu: “Ben size Aziz ve Celil olan Allah’ın takvâsı ile (hareket etmenizi), başınıza Habeşli bir köle emir olarak tayin edilecek olsa dahi dinleyip itaat etminizi tavsiye ediyorum. Çünkü şüphesiz aranızdan (uzun bir ömür) yaşayacak olanlar pek çok ayrılıklar görecektir. Ben size benim Sünnetime ve hidâyet bulmuş Râşid Halifelerin sünnetine sarılmanızı tavsiye ediyorum. Ona sımsıkı sarılın, azı dişlerinizle ona yapışın. Sonradan uydurma işlerden de çokça sakının. Çünkü sonradan uydurma her bir iş bir bid’attir, her bir bid’at de bir sapıklıktır.(Tirmîzî, ilim 16; îbn Mâce, mukaddime 16; Ahmed b. Hanbel, IV, 126, 127.Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 15/361-362.)
  1. Ebu’l Velid Ubade İbn-i Sâmit (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Biz zorlukta ve kolaylıkta, sevinçli ve kederli anlarda söz dinlemeye ve boyun eğmeye ve başkalarının bize tercih edildiği zamanlarda bile ses çıkarmaksızın itaat etmeye, elimizde bulunan kesin delillere göre açık küfür sayılan bir şey görmedikçe iş başındakilerin işlerine karışmamaya, nerede olursak olalım kimseden çekinmeksizin hakkı yerine getirmeye ve söylemeye Allah yolunda ve Allah’ın rızası için hiçbir kınayanın kınamasından korkmayacağımıza dair Rasulullah’a (sallallahu aleyhi vesellem) beyat ettik. (siyasi otoritesini kabul edip elini sıktık) (Buhari Ahkam 42, Müslim, İman 41)

 

  1. Ubâde b. Sâmit (ra)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sav) ile kolayda da olsa zorluklarda da olsa, hoşa giden ve gitmeyen tüm hallerde iş ve vazifeye yetkili olanla münakaşa etmemeye ve daima hak üzere olmaya, nerede olursak olalım ve daima dinleyip itaat etmek üzere biat etmiştik.
    (Tirmizî, Siyer: 34; İbn Mâce, Cihad: 41)
  1. Ebu Hüreyre (ra)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sav): “Hoşuna giden ve gitmeyen hallerde senin için kolay da olsa zor da olsa itaatten ve başkalarını kendi nefsine tercih etmekten şaşmaz.”(Müslim, İmara: 8; Müsned: 8596)
  1. Cerir (ra)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sav) ile her Müslüman’a karşı samimi olup daima nasihat etmeye ve dinleyip itaat etmek üzere biat ettim.”(Tirmizî, Birr ve Sıla: 17; Dârimi, Büyü’: 9)
  1. İbn Ömer (ra)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Dinleyip itaat etmek üzere Rasûlullah (sav)’e biat ederdik. Rasûlullah (sav)’de: “Gücünüz yettiği konularda biat ediniz” buyururdu.(İbn Mâce, Cihad: 41; Tirmizî, Cihad: 18)

 

  1. Enes (ra) den rivayet edilmiştir: Peygamber (sav)’in ibâdetinden sual sormak için üç gurub halinde cemâat peygamberin hanımlarına geldi. Peygamberin hanımları, peygam­berin ibâdetinden haber verince, kendilerince peygamberin ibâdetini azınsıdılar, dediler ki : Biz neredeyiz. Peygamberle hiç bir zaman bir olamayız. Zira Allâhü Teâla onun geçmiş ve gelecekteki günahını bağışladı.—  Bunun üzerine İçlerinden birisi dedi : Duyunuz, ben dâima gecele­yin namaz kılacağım.
    —  Diğer birisi dedi : Ben bütün gündüz oruç tutacağım ve hiç iftar etmiyeceğîm.
    —  Diğer birisi de dedi : Ben kadınlardan ayrı duracağım hiç evlenmiyeceğim.
    — İşte o anda nebiıyyi muhterem sallallahü aleyhi veselem onların yanına çıka geldi ve hemen buyurdu :«Siz, şöyle şöyle dediniz değil mi? Duymuş olunuz ki, vallahi ben Allah’dan sizden daha çok korkarım, ben Allah’dan daha çok çekinir in’ikat ede­rim. Bununla beraber ben oruç tutarım ve iftar da ederim. Namaz kılarım, yatağa yatar uyurum ve kadınları da nikahlarım. Binaenaleyh kim, benim sünnetimden yüz çevirirse, işte o kimse, benden (benim ümmetimden) değildir.

(Buhârî, Nikâh 1; Müslim, Nikâh 5)

 

  1. Ebû Hüreyre’den (Radıyallahü anh)Rasûlullah (Sallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Nefsimi elinde tutan Allah’a yemin ederim ki bu ümmetten biri veya Yahudi ve Hristiyan olan bir kişi beni dinlemez ve getirdiğimi kabul etmeden ölürse, kesinlikle cehennemlik olur.”(İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/149.)

 

  1. Ebû Hureyre radıyallahu anh’dan rivayetle Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:”Ümmetimin bozulması zamanında kim sünnetime sımsıkı sarılırsa, şehîd sevabı alır.”(Taberânî.)
  2. Enes b. Malik (r.anh)’ın rivayetiyle Rasulullah (sav) şöyle buyurur:“Kim benim sünnetimi ihya ederse (yaşatırsa), beni ihya etmiş olur. Kim de beni ihya ederse, cennette benimle birlikte olur.”(Sunen-i Tirmizî, Kitabu’l-İlm, B.16, Hds. 2818; Taberânî, Mucemu’s-Sağir, C. 2, sh. 279-281, Hds. 587; İmam Suyutî, Câmiu’s-Sağir, C.3, sh. 320, Hds. 3536 (8346) Sicaî’den)
  1. Abdullah ibn Ömer (r.anhüma)’den rivayet edilmiştir: Peygamber (sav) şöyle buyurmaktadır: “Kendisine (Allah’a ve Resulüne) isyan emredilmedikçe hoşlandığı ve hoşlanmadığı bir işte (emir sahibi kimseyi) dinlemek ve (ona) itaat etmek, Müslüman bir kimseye vaciptir. Fakat kendisine (Allah’a ve Resulüne) isyan emredilirse, o zaman (hiçbir emir sahibi kimseyi) dinlemek de yoktur, itaat de yoktur. ”(Buhârî, Ahkâm 4, Cihâd 108; Müslim,imâre 38 (1829) ; Ebu Dâvud, Cihad 87(2626); Tirmizi; Cihâd 29 (1707) ; Nesâî, Bey’at 34; İbn Mâce, Cihâd 40 (2864) ; Ahmed b. Hanbel, 2/62, 81, 101, 139)

 

  1. Bilâl bin el-Hars el-Müzenî (ra) den mervidir, dedi : Resûlullah (sav) buyurdu :«Bir kimse, benden sonra benim öldürülmüş sünnetimden bîr sünetimi ihya ederse, muhakkakki o sünneti ihya eden kimse için, o sünnette amel edenlerin ecirlerinden hiç bir şey noksanlaşmaksızın o sünneti işleyenlerin ecri kadar ecrü mükafat vardır.— Bir kimsede Allah (cc) ve Resulünün râzı olmadığı kötü bid’atı ih­das ederse, o bid’atla amel edenlerin  günâhları noksanlaşmadan onların günâh ve vebali kadar günâh, o bid’atı ihdas edene de vardır.»(İbni Mâce, Kesir bin  Abdillah bin Amr den, o da babasından, o da dedesinden rivayet etmiştir.Hadîsi, Tirmizi rivayet etmiştir.)

 

  1. Hz. İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:”Müslüman kişiye, hoşuna giden veya gitmeyen her hususta itaat etmesi gerekir. Ancak, masiyet (Allah’a isyan) emredilmişse o hariç, eğer masiyet emredilmişse, dinlemek de yok, itaat de yok.”[Buhârî, Ahkâm 4, Cihad 108; Müslim, İmâret 38, (1839); Tirmizî, Cihad 29, (1708); Ebû Dâvud, Cihad 86, (2626); Nesâî, Bey’at 34, (7, 160).]
  1. “Benim ve Allah’ın benimle gönderdiği İslâm’ın durumu, bir topluluğa gelip şöyle diyen kişinin durumuna benzer:- Ey Milletim, gerçekten ben, üzerinize gelmekte olan bir orduyu gözlerimle gördüm. Ben, size bu tehlikeyi bildiren apaçık bir haberciyim. Binaenaleyh canınızı kurtarmaya bakın!Bu sözler üzerine ahâlinin bir kısmı ona itaat etti ve akşamdan yola çıkarak tabiî bir yürüyüşle bulundukları yeri terkedip gittiler, kurtuldular. Bir kısmı da onu yalanladı, yerlerinde kaldılar. Ordu onlara sabaha karşı baskın verdi ve hepsinin kökünü kazıdı. İşte bu hal, bana itaat,  getirdiklerime ittiba edenler ile bana isyan ve Hak’tan getirdiklerimi yalanlayan kimselerin durumunun ta kendisidir” (Buhârî, İ’tisâm 2)

 

  1. Huzeyfe radıyallahu anh’dan rivayetle Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:”Size öyle bir zaman gelecektir ki, o zamanda şu üçten daha değerli bir şey olmayacaktır: Helâl para, candan arkadaşlık yapılacak bir kardeş, uygulanacak bir sünnet.”(Taberânî.)
  2. Ebî Saîd Elhudri (ra)’den mervîdir, dedi: Resûlullah (sav) buyurdu :«Bir kimse, tîybı(helal rızık) yer, sünnetle amel eder ve insanlar onun mihnet ve meşakkatinden emin olursa, cennete girer.»—  Bunun üzerine bir adam dedi : Ya Resûlüllah!   Şüphesiz bu şekil (tîyb yeme, sünnetle amel etme ve insanların o kimsenin fitnesinden eminliği) bugün insanlar içinde pek çoktur?—  Resûlüllah (sav) buyurdu :«Benden sonra gelen senelerde olur.»

         (Ahmed b.Hanbel, İzahlı Mişkat El Mesabih Tercümesi, Uysal Yayınları 1/360.)

  1. Âişe radiyallahu anhâ’dan merfû olarak: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:) “Allah’ın lanetine uğrayan altı kişi vardır. — Ehl-i beytimin ve her peygamberin duası kabul görmüştür—Allah’ın Kitâb’ına İlavede bulunan, Allah’ın kaderini yalanlayan, Allah’ın haramını helal sayan, Allah’ın yasakladığını helal sayan, sünneti terk eden.” Başka bir tarikte “Yedi şey vardır” şeklinde geçmektedir. Yukardaki ilk beşini zikrettik ten sonra gerisini şu ibarelerle devam ettirmiştir: “Ganimeti kendi zimmetine geçiren, Allah’ın değer vermediğine değer verip, değer verdiğini alçaltmak için var gücüyle zorbalık yapan.”

    (Taberânî. el-Mu’cemu’l-Kebîr’de. Mecma’ I, 176)

 

  1. İbn Mesûd radıyallahu anh’dan rivayetle Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: “Başınızda bazı önderler olacak, bir kısım sünnetleri terk edecekler. Siz de onları terk ettiğiniz zaman, bu defa bir kısmını daha terk edecekler. Siz de terk ettiğinizde, işte o zaman en büyük belayı başınıza getireceklerdir!”(Taberânî.)