40 HADİS

  1. İbni Abbâs radıyallahu anhümâ‘dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Başka günlerin hiçbirinde, -zilhiccenin ilk on gününü kastederek- şu günlerde işlenecek amel-i sâlihten, Allah katında, daha sevimli hiçbir amel yoktur.”

– Allah uğrunda yapılacak cihad da mı üstün değildir, Yâ Resûlallah? dediler.

– “(Evet) Allah yolunda yapılacak cihad da. Ancak malını ve canını tehlikeye atarak cihada çıkan, şehit olup dönmeyen kimsenin cihâdı başka.(O, bundan üstündür), buyurdu.

[Buhârî, Îdeyn 11. Ayrıca bk.  Ebû Dâvûd, Savm 61; Tirmizî, Savm 52; İbni Mâce, Sıyâm 39]

 

  1. Ebû Katâde radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‘e arefe günü tutulan orucun fazileti soruldu; o da:

“Geçmiş bir yılın ve gelecek bir yılın günahlarına kefâret olur” buyurdu.

[Müslim, Sıyâm 196, 197. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Savm 54; Tirmizî, Savm 48; İbni Mâce, Sıyâm  40]

 

  1. İbni Abbâs radıyallahu anhümâ‘dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem aşûre gününde oruç tuttu ve oruç tutmayı tavsiye etti.”

[Buhârî, Savm 69; Müslim, Sıyâm 127, 128]

 

  1. İbni Ömer raıyallahu anhümâ‘dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve ramazan orucunu tutmak.”

[Buhârî, Îmân 1, 2; Tefsîru sûre (2), 30; Müslim, Îmân 19-22. Tirmizî, Îmân 3; Nesâî, îmân 13]

 

  1. Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize bir gün bir konuşma yaptı ve:

– “Ey müslümanlar! Allah size haccı farz kıldı, haccedin!” buyurdu. Sahâbilerden biri:

– Her sene mi, ey Allah’ın Resulü? diye sordu.

Hz. Peygamber, adam sorusunu üç defa tekrarlayıncaya kadar cevap vermeyip sustu. Sonra  şöyle buyurdu:

– “Eğer “evet” deseydim, her sene haccetmeniz farz olurdu, siz de onu yerine getiremezdiniz!“  Sonra sözlerine devamla:

– “Ben sizi kendi halinize bıraktığım sürece siz de beni kendi halime bırakın. Çünkü sizden öncekiler peygamberlerine çok sual sormaları ve aldıkları cevaplar konusunda ihtilâf etmeleri sebebiyle helâk oldular. Bundan dolayı size, bir şey emrettiğim zaman onu gücünüz yettiğince yerine getirin. Herhangi bir şeyi de yasaklarsam ondan da kesin olarak kaçının!” buyurdu.

[Müslim, Hac 412; Nesâî, Menâsik 1. Ayrıca bk. Buhârî, İ’tisâm 2]

 

  1. Ebû Hüreyre  radıyallahu anh şöyle dedi: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem‘e:

–  En üstün amel hangisidir? diye soruldu.

– “Allah ve Resulün’e iman etmektir” buyurdu.

– Sonra hangisidir? denildi.

– “Allah yolunda cihad etmektir” buyurdu.

–  Sonra hangisidir? denildi.

– “Makbul olan hacdır” buyurdu.

[Buhârî, Îmân 18, Hac 4, 34, 102, Umre 1, Sayd 26, Cihâd 1, Tevhîd 47; Müslim, İman 135, Hac 204, 437. Tirmizî, Fedâilü’l-cihâd 22, Hac 88; Nesâî, Hac 4, 5, 6, Cihâd 17; İbni Mâce, Menâsik 3]

  1. Ebû Hüreyre radıyallahu anh dedi ki, ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‘in şöyle buyurduğunu işittim:

“Kötü söz söylemeden ve  büyük günah işlemeden hacceden kimse, annesinden doğduğu gündeki gibi günahsız olarak (evine) döner.”

[Buhârî, Hac 4, Muhsar 9, 10; Müslim, Hac 438. Tirmizî, Hac 2; Nesâî, Hac 4; İbni Mâce, Menâsik 3]

 

  1. Ebû Hüreyre radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Umre ibadeti, daha sonraki bir umreye kadar işlenecek günahlara kefârettir. Mebrûr haccın karşılığı ise, ancak cennettir.”

[Buhârî, Umre 1; Müslim, Hac 437. Tirmizî, Hac 88; Nesâî, Menâsik 3, 5, 77; İbni Mâce, Menâsik 3]

 

  1. Âişe radıyallahu anhâ  şöyle dedi:

– Ey Allah’ın Resulü! En üstün amel olarak cihadı görüyoruz. Biz hanımlar cihad etmeyelim mi? dedim. Peygamber aleyhisselâm:

– “Fakat (sizin için) cihadın en üstünü, hacc-ı mebrûrdur” buyurdu.

[Buhârî, Hac 4, Sayd 26, Cihâd 1]

 

  1. Ebû Hüreyre radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah’ın, cehennemden en çok kul âzat ettiği gün, arefe günüdür.”

[Müslim, Hac 436. Nesâî, Menâsik 194; İbni Mâce, Menâsik 56]

 

  1. Abdullah İbni Abbâs radıyallahu anhümâ‘dan rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ramazan ayında yapılan umre, tam bir hac sayılır, yahut  da benimle birlikte yapılmış bir haccın yerini tutar.”

[Buhârî, Umre 4; Müslim, Hac 221. Tirmizî, Hac 55; Ebû Dâvûd, Menâsik 89; Nesâî, Sıyâm 6; İbni Mâce, Menâsik 45]

 

  1. İbni Abbâs radıyallahu anhümâ‘dan rivayet edildiğine göre bir kadın:

– Ey Allah’ın Resulü! Hac farîzası hakkındaki Allah’ın emri, babamın hayvan üzerinde duramayacak kadar yaşlı olduğu bir döneme denk geldi. Onun yerine ben haccedebilir miyim? dedi. Hz. Peygamber:

– “Evet, haccedebilirsin” buyurdu.

[Buhârî, Hac 1, Cihâd 154, 162, 192, Edeb 68; Müslim, Hac 407, Fedâilü’s-sahâbe 135, 137. Ebû Dâvûd, Menâsik 25; Nesâî, Hac, 22, 23, Kudât 9, 10]

 

  1. Lakît İbni Âmir  radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre  kendisi Nebî sallallahu aleyhi ve sellem‘e gelip:

– Babam çok yaşlıdır. Ne hac, ne  umre yapabilir, ne de sefere çıkabilir. (Ne emir buyurursunuz?) dedi. Hz. Peygamber de:

– “O halde babanın yerine sen haccet ve umre yap!”  buyurdu.

[Ebû Dâvûd, Menâsik 25; Tirmizî, Hac 87. Nesâî, Menâsik 2, 10; İbni Mâce, Menâsik 10]

 

  1. Sâib İbni Yezîd radıyallahu anh şöyle dedi: Ben yedi yaşımda iken, Vedâ haccında Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‘in maiyyetinde bana da haccettirdiler.

[Buhârî, Sayd 25]

  1. İbni Abbâs radıyallahu anhümâ‘dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ravhâ denilen yerde bir grupla karşılaştı:

– “Siz kimlersiniz?” diye sordu. Onlar:

– Biz müslümanlarız, peki sen kimsin? dediler. Hz. Peygamber:

– “Ben Allah’ın Resulüyüm” buyurdu.  Bunun üzerine içlerinden bir kadın, (kucağındaki) küçük bir çoçuğu Peygamber’e doğru havaya kaldırarak:

– Bunun için de hac var mı? diye sordu. Resûl-i Ekrem:

– “Evet, ona hac, sana da sevap vardır” buyurdu.

[Müslim, Hac 409, 410, 411. Ebû Dâvûd, Menâsik 8; Tirmizî, Hac 83; Nesâî, Hac 10; İbni Mâce, Menâsik 11]

 

  1. Enes radıyallahu anh‘dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, erzak ve eşyâsı da aynı deve üzerinde olduğu halde deve ile hacca gitmiştir.

[Buhârî, Hac 3. İbni Mâce, Menâsik 4]

 

  1. İbni Abbâs radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Ukâz, Mecinne (Micenne) ve Zülmecâz İslâm öncesi dönemde meşhur panayır yerleri idi. Bu sebeple İslâm döneminde (bazı Müslümanlar) bu pazarlarda alış – veriş yapmayı günah sandılar. Bunun üzerine hac mevsiminde “Alış – veriş yaparak Rabbinizin fazl ve kereminden istifade etmenizde sizin için bir günah yoktur” âyeti indi.

[Buhârî, Hac 150, Büyû 1, Tefsîru sûre (2), 24]

 

  1. İbnu Abbâs (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Haccla umrenin arasını birleştirin. Zîra bunlar günahı, tıpkı körüğün demirdeki pislikleri temizlemesi gibi temizler.”

[Nesâî, Menâsik 6, (5, 115); İbnu Mâce, Menâsik 3, (2886).]

 

  1. İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Beyt’i (Kâbe-i Muazzama’yı) kim elli defa tavaf ederse, günahlarından çıkar ve tıpkı annesinden doğduğu gündeki gibi olur.” (Buradaki tavaftan maksad, şavtlar olmayıp, elli tam tavaftır.)

[Tirmizî, Hacc 41, (866).]

 

  1. Ümmü Seleme (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim, hacc veya umre için Mescid-i Aksa’dan Mescid-i Haram’a (kadar) ihrâma girerse, geçmiş ve gelecek bütün günahları affedilir veya cennet kendisine vâcib olur.”

[Ebu Dâvud, Menâsik 9, (1741)ş İbnu Mâce, Menâsik 49, (3001-3002).

 

  1. İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Ensâr’dan Ümmü Sinân adındaki bir kadına:

“Bizimle haccetmekten seni ne alıkoydu?” diye sordu. Kadın:

“Ebû fülânın (kocasını kasteder) sadece iki sulama devesi var. Biriyle o ve oğlu haca gitti. Öbürü (ile de ben kaldım) arâzimizi suluyor(um)” dedi. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):

“Öyleyse Ramazan’da (yapacağın) umre, (kaçırdığın) bir  haccın veya benimle (yapmış olacağın) bir haccın kazasıdır. Ramazan gelince umre yap. Zîra Ramazan’daki bir umre hacca muâdil olur.”

[Buhârî, Umre 4, Cezâu’s-Sayd 26; Müslim, Hacc 222; Nisâî, Sıyâm 6, (4, 130).]

 

  1. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Hiç bir kul, kurban günü, Allah indinde kan akıtmaktan daha sevimli bir iş yapamaz. Zîra, kesilen hayvan, kıyamet günü boynuzlarıyla, kıllarıyla, sınnaklarıyla(Sınnak, Arapçadaki hâfir veya zalat kelimelerini karşılayan mahalli bir kelimedir. Hayvan ayağında tırnağa tekâbül eden kısma denir. Kurbanlıklarda paça denen kısımlardır) gelecektir. Hayvanın kanı yere düşmezden önce Allah indinde yüce bir mevkiye ulaşır. Öyle ise, onu gönül hoşluğu ile ifâ edin.”

[Tirmizî, Edâhî 1, (1493); İbnu Mâce, Edâhî 3, (3126).]

 

  1. Ebu Bekri’s-Sıddîk (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a: “Hangi hacc daha efdaldir?” diye sorulmuştu.”

Yüksek sesle telbiye getirilip, kurban kesilerek yapılan hacc!” diye cevap verdi.”

[Tirmizî, Hacc 14, (827), Tefsir, Âl-i İmrân (3001).]

 

  1. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Küçüğün, büyüğün, zayıfın, kadının cihadı hacc ve umredir.”

[Nesâî, Hacc 4, (5, 114); İbnu Mâce, Menâsik 8, (2902).]

 

  1. İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) hazretleri anlatıyor: “Akra’ İbnu’l-Hâbis (radıyallahu anh), Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a:

“Hacc her sene midir, ömürde bir kere midir?” diye sordu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):

“Bir keredir, fazla yapan nafile olarak yapmış olur!” diye cevap verdi.”

[Ebu Dâvud, Hacc 1, (1721); Nesâî, Hacc 1, (5, 111); İbnu Mâce, Menâsik 2, (2886).]

 

  1. İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ), Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın şu sözünü rivayet etmiştir: “Hacc yapmak isteyen acele davransın.”

[Ebu Dâvud, Menâsik 6, (1732).]

 

  1. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’dan:

“Umre vacib midir?” diye sorulmuştu, şu cevabı verdi:

“Hayır! Ancak, umre yapmanız faziletli bir ameldir.”

[Tirmizî, Hacc 88. (931).]

 

  1. İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) dedi ki: “Hacc ayları Şevvâl, Zilkade ve Zilhicce’den de on gündür.”

[Buharî, Hacc 33]

 

  1. İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Medineliler Zülhuleyfe’de, Şamlılar Cuhfe’de, Necidliler Karn’da ihrama girer, telbiyeye başlar.”

[Buharî, Hacc 8, 5, 10, İlm 52, İ’tisam 16; Müslim, Hacc 1347, (1182); Muvatta, Hacc 22, (1,330); Tirmizî, Hacc 17, (831); Ebû Dâvud, Menâsik 9, (1737); Nesâî, Hacc 17, 18, 21, (5,122-125).]

 

  1. Ebu Hureyre (ra)’tan rivayet edilmiştir:

“Resulullah (sav), Medine’nin iki taşlığı arasını dokunulmaz kıldı.

Yine Ebu Hureyre:

“Ben Medine’nin bu iki taşlığı arasında ceylan bul­sam onu ürkütmem. Çünkü Resulullah (sav), Medine’nin on iki mil çevresi­ni dokunulmaz kıldı” dedi.

[Buhârî, Fezâilu’l-Medine 4; Tirmizî, Menakıb 68, 3921; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/236, 279.]

 

  1. İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a zemzem suyu verdim, ayakta içti.”

[Buhârî, Hacc 76, Eşribe 16; Müslim, Eşribe 117, (2027); Tirmizî, Eşribe 12, (1883)]

 

  1. İbni Abbâs (r.a.) anlatır: “Arafat’ta hac sırasında bir adam Rasûlüllah (sav)’in yanında vakfe yaptığı sırada birden devesinden düşüp, boynu kırıldı (ve öldü) Hz. Peygamber (sav): “Su ve Sidr ile yıkayıp iki bez (ihramı) içerisine kefenleyin koku sürmeyin başını da örtmeyin, çünkü o kıyamet günü (ihramıyla) telbiye getirerek diriltilecektir. “buyurdu.”

[Muhammed Fuâd Abdülbâki, (Tahhik, Abdullah Feyzi Kocaer), Müttefekul Aleyh Hadisler, Hüner Yayınları: 245.]

 

  1. Ubâde bin es-Sâmit radiyallahu anh’dan:

(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

“Allahım! Kim Medinelilere zulmedip korkutursa sen de onları korkut. Ayrıca Al­lah’in, meleklerin ve insanların laneti onun üzerine olsun. Üstelik onun ne farz, ne de nâfıle ibadeti kabul olunmaz.”

[Taberânî, Mu’cemu’l-Evsat ve’I-Kebîr’de, (I, 206ab),] Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/180.

 

  1. Enes radiyallahu anh’dan:

(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua etti:)

“Allahım, bana Medine’de, Mekke’de verdiğin bereketin iki katını ver!”

[Ahmed (III, 142), Buhârî (fadâilu’l-Medîne 10, II, 224), Müslim (hacc no. 466, s. 994) ve Ebû Ya’lâ (no. 3578, 3581, 3620) Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/180.]

 

  1. Ebû Hureyre radiyallahu anh’dan: “İnsanlar (Medine’de) gördükleri ilk mey­veyi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e getirirlerdi ve o da o meyveyi eline aldığı za­man, şu duayı yapardı:

«Allahım! Meyvelerimize bereket ver, Me­dine’mize bereket ver, sâımıza bereket ver, müddümüze bereket ver! Allahım! İbrahim se­nin kulun ve dostundur. Ben de senin kulun ve peygamberinim. O, sana Mekke için dua etti; ben de sana Medine için dua ediyorum. Tıpkı Mekke için dua ettiği gibi; hatta daha fazla vermen için dua ediyorum.» Sonra orada bulunanlardan en küçük çocuğu çağırıp meyve­yi ona verirdi.”

[Mâlik, Müslim ve Tirmizî] Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/182]

 

  1. Ebû Saîd radiyallahu anh’dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

“Ancak şu üç mescide yolculuk yapmak için hayvanların semerleri bağlanır: Benim .Mescidim, Mescid-i Haram ve Mescid-i Ak­sa.”

[Ahmed (III, 7, 34,45, 5177), Buhârî (fadlu V salât fi mescidi Mekke ve’1-Medîne 6, II, 58; cezâ’us-sayd 26/4, II, 219-20; savm 67/3, II, 249-250), Müslim (hacc no. 416, s. 976), Tirmizî (no. 326), Ebû Ya’lâ (no. 1160), Taberânî (I, 115b), İbn Huzeyme (no. 2038) ve Beyhakî (II, 452; IV, 241; X, 82)]

 

  1. Enes radiyallahu anh’dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

“Kim bu mescidimde hiçbir vakti kaçır­madan kırk vakit namaz kılarsa, ona ateşten bir beraat, azaptan bir beraat, nifaktan da bir beraat yazılır.”

[Ahmed (III, 155) ve Taberânî (M. el-Evsat II, 32b)]

 

  1. Âîşe (r.anhâ)’dan rivayet edilmiştir: “Resulullah (sav)’e:

“Hicr Kabe’nin önündeki duvar, Kabe’den midir?” diye  sordum. Resulullah (sav)’de:

“Evet, Kabe’dendir” diye cevap verdi. Bu defa da ona:

“Öyleyse onu niçin Kabe’ye ilave etmemişler?” dedim. O da:

“Çünkü senin kavminin o dönem yıkılan Kabe’yi yeniden yaparken bütçesi buna yetmedi” buyurdu. Ona:

“Kabe’nin kapısı neden yüksek?” diye sordum. O da:

“Kavmin, istediklerini içeriye almak ve istediklerini de ondan uzaklaş­tırmak için bunu yapmıştır. Eğer kavmin cahiliyetten yeni kurtulmuş olma­saydı ve ben de onların kalplerinin inkarından endişe etmeseydim Hıcr’ın duvarını Kabe’ye ilave etmeye ve kapısını  da zemin seviyesine getirmeye mutlak surette düşünürdüm” buyurdu.

[Buharı, Hac 42, Temenni 9; Tirmizî, Hac 47, 875; İbn Mâce, Mcnâsik 31, 2955.]

 

  1. Abdullah İbn Ömer (r.a)’tan rivayet edildiğine göre, Resulullah (sav) şöyle buyurmaktadır:

“Kadın, yanında nikah düşmeyen bir kimse olmadığı müddetçe üç gece­lik yola gitmesin.”

[Buhârî, Taksim’s-Salat 4; Ebu Dâvud, Menasik 2, 1727; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/13, 19, 142; İbn Huzeyme, Sahih, 2521.]

 

  1. Abdullah İbn Abbâs (r.a)’tan rivayet edilmiştir: “Peygamber (sav)’i hutbe okuyup:

“Hiçbir erkek, yanında nikah düşmeyen bir kimse olmaksızın bir kadın­la baş başa kalmasın. Bir kadın da, yanında nikah düşmeyen bir kimse ol­maksızın yolculuğa çıkmasın” buyururken işittim. Bunun üzerine bir adam ayağa kalkıp:

“Ey Allah’ın resulü! Benim eşim, hac için yola çıktı. Ben de şu, şu gaza­ya yazıldım” dedi. Resulullah (sav):

“Git, eşinle birlikte hac et!” buyurdu.

[Buhârî, Cezâu’s-Sayd 26, Cihad 140, Nikah 111; İbn Mâce, Menasik 7, 2900; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/222, 346.]