26. Sayı / Editörden

Allah, göklerin, yerin (herşeyin) nuru(nu, aydınlığını veren)dir. O’nun nurunun misali bir hücre içindeki (kuvvetli) bir lamba gibidir. O lamba bir cam içindedir. O cam sanki inciden bir yıldızdır ki güneşin doğduğu yere de, battığı yere de nispeti olmayan mübarek bir ağaçtan, zeytinden yakılır.[ Tûr-i Sînâ’da o zeytin ağacından Hz. Musa’ya gözüken ışık ilâhî nurun ışığıdır. Bu nur, Allah’ın dilediği yerde ve kalpte parlar. ] Onun (zeytinin parlak) yağı, kendisine bir ateş değmese bile neredeyse ışık verir. (Bu da) nur üzerine nurdur (ışığı pırıl pırıl aydınlıktır). Allah dilediği (layık gördüğü) kimseyi nuruna kavuşturur.[ Hidayetine eriştirir, Kur’an’a uymaya muvaffak kılar ve aydınlığa çıkarır (Zuhaylî (Tefsîr), s. 355 vd.).] Allah insanlar için misaller verir. Allah her şeyi bilendir.

Ebedi güzelliklerin sahibi olabilmemiz için en güzel misaller Rabbimizden bize gönderilmiş. “Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.” buyuran, kendisini görüp, tanıyan herkesin hayran olduğu Efendimiz(s.a.v.)’de hayatını güzelliklerle donatmış, estetik, zarif, ince davranışlarla gönülleri fethetmiş. Ayrıntıları fark edebilen, içindeki güzellikleri dışarı yansıtabilen bir sanatkârdır O (s.a.v.). Bu özelliğini bir kabrin kazılış hatasının derhal düzeltilmesini emretmesinde görebiliriz. Zira kendilerine bu durumun ölüye rahatsızlık verip vermeyeceğini sorulduğunda, “Aslında böyle şeyler ölüyü ne sıkar ne de ona rahatlık verir, fakat bu sağ olanların gözlerine güzel görünmesi içindir.” demiştir.

Nice gönlü güzel insan da hakikat yolunda ilerlerken, kalıbın değil kalbin önemine işaret ederek; göz, kulak ve gönül eğitiminin kişiyi kemâle ulaştıracağını belirtmiştir. Baktığı her şeyde Rabbinin tecellilerini fark edebilmek, her yaptığını ihsan makamında yapabilmek ne yüce fazilet. Rabbim böyle güzel insanların sayısını arttırsın.

Hanımefendiler ilmek ilmek estetik ve güzelliği nakşederken, mimaride taşlar ince ve zarif bir oya gibi işlenmekte ve her ortaya çıkan güzellik insan ruhuna hitap etmekte. Ve kulaklarımıza Rabbimizin muhteşem güzelliğini fısıldamakta. Zira Alah-u Zül Cemal hazretleri güzellik ve estetik duygusunu fıtratımıza yerleştirmiştir. Lütf-u ilâhidir. Bu idrake erenlerden biri de çiçeklerle konuşacak güzellikte bir gönle sahip Yunus Emre olsa gerek. Varlık âlemi içinden “Bana Seni gerek Seni.” diye seslenir. Ahenkteki güzelliği, estetik duygusunu kimi zaman ilâhilerde kimi zaman şiirde bazen de bir ebruda, hattatın kamışından sayfaları süsleyen yazılarında, tezhiplerde, muhteşem Selimiye Camii’nde, Üsküdar’daki 3. Ahmet Meydan Çeşmesi’nde görebiliriz. Etrafımızı kuşatan bütün bu güzellikler en büyük sanatkâr olan Rabbimize hayranlığımızı arttırıyor.

Yüce bir hikmetle yaratıldığı bildirilen kâinattaki ahenk, uyum ve denge, bilim insanlarınca bizleri hayretten hayrete sürüklemekte, o eşsiz güzellikler karşısında sessiz bırakmakta.

Konuşmasını dinlediğim Malezyalı bir astronotun hayranlığını unutamam. Uzaydan dünyanın muhteşem görüntüsü karşısında her şeyi unuttuğunu söylemiş ve kendisini, orada Allah’a çok yakın hissettiğini, böyle bir fırsat bulursa her şeyini vererek ölümüne kabul edeceğini söylemişti. Rabbimizin sanatının inceliğini fark edip görebilmek, sezebilmek kolay mı? Diyelim ki, görülebildi. Bunu diğer insanlara aktarmak her görenin yapabileceği bir şey mi? İşte sanatkârlar burada devreye giriyor. Aslında her insan uzaktan ve ya yakından sanatla bir şekilde alakalıdır diyebiliriz.

Rabbimiz Tin Suresi’nde: “Biz insanı en güzel biçimde yarattık.” Yani şekli güzel, boyu düzgün, uzuvları birbirine uygun; bilgi, anlayış, akıl erdirme, iyi ve kötüyü ayırma, konuşma ve edep sıfatları ile donatılmış olarak yarattık.

Mevlana’nın şu sözü de her an aklımızda olmalı: “Kimde bir güzellik varsa bilsin ki ödünçtür.” Ödünç olarak aldığımız her güzelliğin bâki olması için güzel ahlak ile vücut bulup şükrünün yapılması icap eder. Nimete şükrün, nimetin artmasına vesile olduğu bilinir. Umulur ki güzellikler ahirette karşılamış olsun bizleri.

Bültenimizde, Kur’an-ı Kerim ve hadisler ışığında konuya yaklaşımlar sunup edebiyat ve estetik ilişkisini, çocuklarımıza bu duyguların nasıl kazandırılabileceğini sizlerle paylaşacak Efendimiz(s.a.v.)’in hayatından örnekleri de istifadenize sunacağız. Bir ebruzenin kaleminden satırlara düşen cümlelerle karşınıza çıkacak Osmanlıda güzellik ve estetik anlayışı diyeceğiz. Kâinatın yaradılışındaki güzellikten bahsedip güzel gözükmeyi ve beğenilmeyi istemenin sebeplerine psikolojik açıdan bakacağız. Diğer başlıklarımızla bültenimizi paylaşıma sunuyoruz.

Müslim’de geçen “Allah güzeldir, güzelliği sever” hadisi gereğince ömrünüzün güzelliklerle dolu olması temennimizdir.