24. Sayı / Editörden

Rebî’ul-evvel ayı münasebetiyle Kur’ân ahlâkının en önemli ilkelerinden biri olan, uyulduğu takdirde büyük ödüller vadedilen ve imandan sayılan bir konu ile sizlerleyiz.

Ahde vefa.

İnsanlar birbirlerine söz verdikleri gibi Allah’a da söz verirler. Kendilerine verdikleri sözleri de unutmayalım. Verilen her söz tutulur, her adak yerine getirilir ve her akit eksiksiz uygulanır mı acaba?

Mü’minler, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iş olduğunu bildiklerinden yapmayacağı şeyleri söylemezler. Onlar münafıklıktan korktukları için asla sözlerinden caymazlar. Onların sözü senettir.

Bireysel ve sosyal hayatta güvenilirlik adına ahde vefa göstermenin önemini idrak ettiklerinden onlara faziletli bir yaşam hediye edilmiştir.

Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkanların, kulluğun en başta gelen özelliklerinden olan ahde vefa ile hareket edip adaklarını yerine getirip sözlerinde duracakları İnsan Suresi’nde de bildirilir. Bu güzelliği, Rabbi katında övülen İsmail peygamberin teslimiyetinde, Hz. İbrahim’in Allah’ın Halili oluşunda müşahede edebiliriz.

Ahde vefa duygusunu, verilen sözde durma sadakatini Efendimizin hicretin 6. yılında Hac niyetiyle çıktıkları yolda müşrikler tarafından engellendiklerinde, yaptıkları antlaşma gereğince henüz imza atılmadı diyerek İslam’ı seçerek Müslümanlara katılan 17-18 yaşlarındaki Cendel’i (r.a.) geri vermek istememesine rağmen verdiği söz hatırlatıldığında babası Süheyl’e teslim etmesinde görebiliriz.

Mehmet Akif’in “Bir söz, ya ölüm veya ona yakın bir felaketle yerine getirilmezse mazur görülebilir.” cümlesinde ve Baytar Mektebi’nde iken “Kim önce ölürse, çocuklarına sağ kalan baksın! ”  sözü gereğince arkadaşının vefatı ile onun dört çocuğunu da evine alıp “çocuklarım” demesinde de hissedebiliriz.

Çok güzel insanlar geldi geçti. Sayıları az olsa da hâlâ varlar. İstiyoruz ki her birimiz ardımızdan güzelliklerle anılalım. Niçin ahde gösterdiğimiz vefamızla hatırlanmayalım? Bugün itibariyle hepimiz kendimize şöyle bir bakalım. Vefanın hangi noktasındayız ayna olalım birbirimize.

Bakalım, bültenimizde konuya dair ne incelikler, hakikatler ve yaşanmışlıklar bulacağız.

Ayet ve hadislerle konuya açıklık getirecek, Allah’a, Resulüne, kulların birbirine ve kendilerine karşı olan ahitlerine değinecek Tasavvufta Ahde Vefa’ya bakacağız. Şair ruhuyla yaklaşacak, Ahde vefa isteriz diyeceğiz. Kişiler arası ahde vefanın ve ya vefasızlığın psikolojik boyutunu ele alacak çocuklarımıza bu duyguyu nasıl verebileceğimizi sizlerle paylaşacağız. Hikâyelerimiz ve diğer yazılarımız ile faklı boyutları yakalamanıza yardımcı olmaya çalışacağız. Ümidimiz ve duamız odur ki Allah Resulü’nün teşrif ettikleri bu ayda Efendimiz (s.a.v.)’e karşı olan vefa borcumuzu ödeyebilme gayretiyle gönüllerimiz feyizlerle dolsun, taşsın.

“Onlar, emanetlerini ve ahitlerini gözetenlerdir. Onlar şâhitliklerini dosdoğru yapanlardır. Onlar namazlarını (şartlarına ve gayesine uymakla) muhafaza edenlerdir. İşte bunlar cennetlerde ikram olunurlar.” (Me’âric S. )

O ikramlardan nasiplenenlerden olmak duasıyla…