21. Sayı / Editörden

unnamed

Bütün hallerinin varlık âleminin sahibi tarafından gözetlendiği şuuruna sahip olup bütün hareketlerinden haberdar olunduğunu bilenler var ya işte onlar kendini kontrol edebilen güçlü insanlardır.

Birçoğumuz hakiki manada Allah-u Teâlâ’nın bizi görüp gözettiğini bilemediğimiz için, çok çabuk unutup gaflete düşüyoruz ne yazık ki!  Oysa yaptıklarımızdan, yapmamız gerekirken yapmadıklarımızdan, dilimize dökülen sözlerden hatta aklımızdan geçirip söz veya fiile dönüştürmediğimiz niyetlerimizden hiçbiri O’ndan gizli kalmaz. Bu durumda her zaman olduğu gibi yol göstericimiz yine Rabbimizdir. Ve bize A’raf Suresi’nde şöyle söyler: “Rabbini, içinden yalvararak, korkarak, yüksek olmayan (hafif) bir sesle sabah ve akşam zikret/an, gafillerden olma!”

Devamlı murakabe ve tam bir ihlâs ile Allah-u Teâlâ’ya yaklaşmayı arzulayan bahtiyar bir kul için; yükselme ve feyz kapılarının açılarak başarı sebeplerinin hazır bulunduğu açık bir gerçektir. Bu manevi gayretler sonucunda iman tekâmül eder.

Sirrî buyuruyor ki; «Allah’ı seven yaşar, dünyaya yönelen şaşar, aptal boşu boşuna akşamlar ve sabahlar, aklı başında olan kimse de kusurlarını araştırır.» Hayatta iken otokontrol sahibi kimse Hz Ömer gibi davranacaktır, ölümü de asla unutmayacaktır. Yine o kimse ki;  Talha bin Ubeydullah’ın namaz kılarken dikkatini çekip oyalayan bir kus sebebiyle duyduğu pişmanlıkla  bahçesini Allah yolunda bağışlaması gibi Allahtan uzaklaştıracak, dünyaya meylettirecek her konuda kendisine çeki düzen vermeye çalışacaktır.

Hasan-ül Basrî de, kendi zamanında mü’min, şu sözü niye söyledim, şu yiyeceği niye yedim, şu içeceği niye içeyim diye kendini devamlı olarak kınamaktan geri durmaz. Günahkâr ise kendini kınamadan ömrünü geçirir, demişken içinde katkı maddesi bulunan, genetiğiyle oynanmış, kimyasallarla doldurulmuş gıdalarla beslenen bizler bu soruları daha çok kendimize sormalı değil miyiz? Ne yediğine, ne içtiğine hatta neye baktığına dikkat etmeyenler ne söyledikleri konusunda ne kadar hassas olabilirler acaba?

Hz. Meymun buyurdu ki; «Takva sahibi, kendini zâlim bir hükümdardan ve pinti bir ortaktan daha titiz bir sekilde hesaba çeker.»

Haydi, hepimiz katılalım davet olunduğumuz yarışların en güzeli takva yarışına…

Öyle ki; “Biz insana şah damarından daha yakınız.” (Kaf: 16) ayet-i kerimesinde ifade olunan yakınlığı hissetmeye vesile olsun.

Bu bültenimizde Murakabe ve Salih Amel, Hadislerle Murakabe, Murakabenin Hedefleri, İç ve Dış Gözlem başlıklarımızdan sadece bazıları. Yine bu sayıda Allah Var Keder Yok, Cisr-i Derunum, Özdenetim diyecek İç ve Dış Gözlem Hikayelerini ve daha pek çok konuyu sizlerle paylaşacağız.

İstifadeye vesile olması dualarıyla…