20. Sayı / Editörden

20140807_193520_LLS

Öyle güzel ve fırsatlarla dolu, Rabbimizden af dilediğimiz bir ayı geride bıraktık ki yaptıklarımız ve yapmadıklarımız bizim O’na (c.c.) bağlılığımızın bir göstergesiydi belki de ne dersiniz?

Bireysel ve toplumsal anlamda hayatımızda zamanla değişimler oluyor. Ama insan bu kadar değişken içinde hiçbir zaman değişmeyeni ve değişmeyecek olanı arıyor. Bunun için bebek annesiyle bağ oluşturacak bir eşyasını elinden bırakmıyor veya uyurken ayıcığına sarılarak yatıyordur. İnsanoğlunun yıldızlara güneşe vs. tapınmalarının sebebi de aynı olsa gerek. İnanma ve bağlanma ihtiyacı. Annesinin yanından ayrılmasına tahammül edemeyen küçük çocuğun annesine olan bağımlılığı kendisine duyduğu güven arttıkça bağlılığa dönüşecektir. Ayrıca güvenilen birine bağlanma, onun himayesinde bulunma duygusu sadece çocuklarda değil bütün yaşlarda insanı etkileyen bir duygudur. İnsanın doğasında var olan bir duygu. İstenen ve istifadeye vesile olan tek bağımlılık ise Rabbe olanı olsa gerek. Bir şairin satırlarına dökülen ve O’ndan gayrısını arzulamadığını ifade eden cümleler:

İstemem

Bir Hüdâ’dan gayrı yârı istemem!

Ol gülün indinde hârı istemem!

Dü-cihânı ehline verdim hemân!

İsterem dildârı dârı istemem.

Bilim insanları kâinatın yaradılışının büyük bir patlama(Big Bang) sonucunda oluştuğu konusunda hem fikirdir. Dileriz ki Ramazan ayı da gönüllerimizde oluşan vuslat ateşini ilahi aşkı tatma yolunda vesilemiz olmuş olsun. O aşkı tadan bağlılığın en anlamlı ve en yücesini tatmış olacaktır ki; ne mutlu o bahtiyarlara. Her olumlu duyguda olduğu gibi bağlanmada da asıl olan sevgidir. Kim sevmediğine bağlanır ki?

Alman filozof Schleiermacher’e göre dinin temelini doğal bir duygu olan bağımlılık duygusu oluşturur.  Bağımlılık tam bir teslimiyeti gerektirir. Bu cümle de aklıma hemen “ gönlü mescitte asılı Müslüman” ile ilgili hadis-i şerifi getirdi. Böyle bir Müslüman kolay kolay gaflete düşmez. Zira gaflet Allah’a olan bağların zayıflamasına sebeptir. Oysa kişi teslimiyet içinde iken bağlılığın zirvesini yaşamaktadır. Kâinata baktığımızda da uzay boşluğundaki her cismin birbirine kütle çekim kuvveti dediğimiz bir kuvvetle bağlı olduğunu görürüz. Ancak bu bağ aralarındaki uzaklığın karesi ile doğru orantılıdır. Ne kadar yakın o kadar kuvvetli. O yakınlık da manevi anlamda baktığımızda sevgi olsa gerek. Sevmeden teslimiyet ne mümkün!

Sevgili takipçilerimiz bu sayımızda bağlılık ve bağımlılık tanımlarına bakacak, Ashab-ı kiramın peygamberimize(s.a.v.) olan bağlılığı ile kendimizi değerlendirme fırsatı bulacağız. Uzman görüşleri sizlerle paylaşacak “Bağlılık mı Bağımlılık mı?” diyeceğiz. Bağlanmanın ilkelerine bakacak ve sanal ortamlara uzanacağız.  Bağlanma stillerine değinip, sağlam bir ip ile bağlanmanın önem ve gereğini ayet-i kerimeler ışığında göreceğiz. Konumuzla ilgili farklı bakış açıları yakalayabileceğinizi umduğumuz bu bültenimizle sizleri baş başa bırakmadan önce Niyâzî-i Mısrî’nin bir şiirini paylaşmak isterim.

Cân bu ilden göçmeden cânânı bulmazsa ne güç!

Yarını dert etmeden yârânı bulmazsa ne güç!

Sûreti insan içi hayvan kalursa kişinün,

Taşlar ile döğünüp insanı bulmazsa ne güç!

Âdemün gönlü evinde bahr-ı ummân gizlidür.

Dâimâ susuz gezüb ummânı bulmazsa ne güç!

Şol fakîr olup gezenlerde hazîne dopdolu,

Sa’y edüp ol kenz-i bî-pâyânı bulmazsa ne güç!

“Fakru fahrî” devletine erişen sultân olur

Fakr-ı tâma erişüp sultânı bulmazsa ne güç!

Herkesin derdine dermânı yine derdindedir

Derdinin içindeki dermânı bulmazsa ne güç!

Bunda gelmekden murâd çün kim Hakk’un irfânıdur,

Ey Niyâzî, kişi ol irfânı bulmazsa ne güç!