17. Sayı /Editörden

DSC_2177

Bizler cüz’i irademizle ister, talep ederiz. Bu talebimiz fiile dönüşünce muhtevasına göre bizi itaatkâr veya isyankâr kılar. Hz. Ali’nin, atını emanet ettiği kimsenin eğeri çalması olayını hatırlayalım. Aynı parayı helalinden kazanabilecekken, zira hizmetinin karşılığını verecekti, helal harama dönüştü. Yusuf (as)’ın da nefisle imtihan adına kazançlı çıktığı Züleyha kıssası da hatırda olmalı.

Bu anlamda internet de kullanıcının iradesine bağlı olarak bir ilim hazinesi, iyilikler ve kolaylıklar sistemi olabileceği gibi karanlıklar dünyası, yuvaların yıkılma sebebi, evlat acılarının kaynağı…  da olabilir.

Rabbimizin verdiği her uzvumuz gibi göz nimetinin şükrünü de istikamette irademizi ortaya koymakla yerine getirebiliriz. “Harama bakmak, şeytanın oklarından zehirli bir oktur. Bu sebeple, Allah’tan korktuğu için harama bakmayı terk eden kimseye, mükâfat olarak Allah öyle bir iman verir ki,  onun tadını kalbinde hisseder.” der Efendimiz(sav). Bir bakış demeyin, o bakışın devamı gelir ve kişinin hayatı gerileme dönemine girer. En sonunda maddi manevi kayıplarla kendisini hüsran içinde bulur. Çünkü teknoloji kişinin iradesine olan güvenini sarsmıştır artık.

Bültenimizde irade eğitimine Kur’anî açıdan yaklaşacak, çocukluk ve gençlik dönemlerinde irade eğitimini ele alıp beyin gücünün duygu, düşünce ve hareketlerimize olan etkisini ilginize sunacağız. İrade eğitiminde ibadetlerin öneminden bahsedecek, konuya tasavvufi açıdan bakacağız. Bu anlamda üç aylar tam anlamıyla bir irade eğitimi değil mi? Başyazımızla bu konuyu sizlerle paylaşacağız. Teknolojinin etkisi ve diğer başlıklarımızla sizleri baş başa bırakıyoruz.

“İradem olduğu gündür senin iradene ram

Bir an için bana yollarda durmak haram”

diyerek Efendimiz(sav)’in kabri başında gözyaşları içinde son nefesini veren Sudanlı gibi kendisine emanet edilen irade ile cennet vesilesi olacak bir hayat sürenlere ne mutlu.

Hoşça bakın zatınıza…