16. Sayı / Editörden

unnamed

Irk, din, memleket, siyasi görüş ve birçok konuda ister istemez çeşitli önyargılara kapıldığımız olmuştur. Kaşının çatıklığını kişinin sert kişilikli oluşuna, geçimsizliğine, mütebessim çehreli birini sıcakkanlı oluşuna, sessizliğini pısırıklığa, ezikliğe,  benzer sıfatları da ekleyerek yakıştırırız. Oysa ilk defa karşılaştığımız o kişi, belki de o özelliklerde bile değil üstelik her şey göründüğü gibi bile olmayabilirken. Böyle bir durumda tanıştıktan sonra yanılgıya düşmek bizi ne pişmanlıklara sokacaktır kim bilir? Kul hakkını da eklersek vicdanen duyacağımız rahatsızlığı varsın herkes kendisi düşünsün!

Önyargılar sağlıklı iletişim kurmamıza, pozitif düşünmeye, merhamete, diğergamlığa ve empati kurmaya engel olacağından gelecekte yaşanacak birçok güzelliği de başlamadan bitirmiş olacaktır. Var olan, yaşanagelen sorunların da önyargı ile çözümü ne kadar mümkün olabilir? Problem ne olursa olsun çözüm için akıl, mantık, ilim esas alınıp her türlü ön yargıdan uzak olunmalıdır. Empatik davranabilenler başkalarını kendilerinden önce düşünen, erdemli, diğergam kimselerdir. Bencil değil, egoist değil, hotgam değillerdir. Hele Hz. Ebu Bekir (ra ) “ Ya Rabbi, kıyamet günü vücudumu o kadar büyüt ki cehennemi tek başıma doldurayım, başkalarına yer kalmasın’’ diye dua ederken diğergamlığın en muhteşem örneğini sergilemekte.

Önyargıyı; acelenin ve bilgisizliğin ürünü olarak gören Mevlana: “Tencerenin yavaş yavaş kaynaması lâzımdır. Birden delice kaynayan yemekten hayır gelmez.” sözleriyle ifade eder. “Acele şeytandan, teennî Rahman’dandır” derken bizler de işin sonunu düşünmeden tedbirsizce davranmanın hatalara sebep olacağını ifade etmiş oluruz.

Batılı kişisel gelişim uzmanı Dale Carnegie: “Allah, insanlar hakkındaki hükmünü bütün ömürleri bittikten sonra veriyor ama biz âciz insanlar kim oluyoruz da; onları bir kez görmekle, iki üç yazısını okumakla, birkaç dedikodu dinlemekle haklarında hüküm verebiliyoruz?” derken bakış açımızı yeniden gözden geçirmemiz gereğini ortaya koymakta değil mi?

Önyargı sahibinin adaletten bahsetmesi de komik olsa gerek. Zira böyle bir kimsenin gerçekleri görmesi ne mümkün? Hayatı analiz ederken iyi bir gözlemci olup, hislerimizle hareket etmemeli, değerlendirmelerimizde adil olmalıyız. Her zaman kolay olmayacak olan önyargılı olmamayı kastediyoruz. Bir fizikçi olarak bu cümleleri destekleyen, sizlerin de çok iyi bildiği Einstein’ın sözünü yineleyelim:“ Önyargıları yıkmak, atomu parçalamaktan zordur.”

Geçen bültenimizde “Farkındalık ve Gaflet” demiştik. 16. sayımızda ise “Empati ve Önyargı” konularına farkındalık oluşturmak istedik. Bu bağlamda bültenimizde; Kur’an-ı Kerim’de diğergamlık, sahabe hayatında empati, sağlıklı iletişim için empatinin önemi, çocuklarda empati gelişimi gibi başlıkları istifadenize sunarken şefkat duygusundan mahrum kişilerin empati kuramayacaklarını, önyargının kişisel zararlarını, ailede empati kurabilmenin önemini ve daha bir çok konuyu sizlerle paylaşacağız.

Önyargıdan uzak, ilimle harmanlanmış ve sevginin gücüyle yol bulmuş, huzur dolu, şefaate vesile ömürler diliyoruz.