Editörden

Güneşler, o gecenin, nûruna secd ederken,
Yıldızlar, meşk içinde, kâinat vecd ederken,
Bütün hamd ü senâlar, Yüce Rabb’e giderken,
O gece sendin gelen, Yâ Hazreti Muhammed.

Sana şâhid, sonsuzlar, ezelden beri her an,
Sana şâhid, âyetler, her zerre ve her mekân,
Senden uzak kalmaya, nasıl dayanır ki can?
Sen, her canda Cânânsın, Yâ Hazreti Muhammed

 Bu îman meş’alesi, hiç sönmeden yanacak,
Ümmetin, Seni her an, mahşere dek anacak,
Gönül tortularımız, nûr’unla paklanacak,
Andımıza şâhid ol, Yâ Hazreti Muhammed.

Cengiz NUMANOĞLU

Peygamber Efendimiz(sav)’in dünyaya teşrifleriyle kıymetlenen Rebiul-evvel Ayında konumuz elbette O’na dair olmalıydı ve de öyle oldu: “Hz. Peygambere İtaat ve Sünnetin İhyası”

Hz. Osman, Kur’an okumak fazilettir; dedikleriyle amel etmek farzdır, der.(M. Zahid Kotku, Tenbihler) Allah’ın istediği gibi yaşamak için ise peygamber (sav) efendimizin sünnetini hayatlarımızda canlı tutmamız, O’nun(sav) gibi yaşamaya çalışmamız gerekir. Zira Müslümanlar için 1438 yılda günümüze kadar değişmeden gelen şey Allah’ın rızasını kazanmak ki bu da sünnet ile ihyâ edilmiş hayatlarla olacaktır.

İnsan Kullanım el Kılavuzu(M. Nureddin Coşan Hocaefendi) olarak kabul edilen yüce kitabımızı en doğru anlayan, Allah’ın insanlardan neler istediğini en iyi bilen ve hayatına tatbik ederek bizlere örnek olan Resûlullah’tır. Bundan sonrası yani sünnetin canlı tutulması ise bizlerin sorumluluğu olsa gerek.

Ashâb-ı kirâm efendilerimiz öyle yaptılar. Allah Resulünü sevdiler ve sevgilerinin gereğini yerine getirdiler. Sünnet olduğunu bildikleri şeyleri yaptıkları gibi başkalarına da tavsiye ettiler. Hatta bazen nedenini bilmedikleri halde sadece Efendimiz yaptı diye yaptıkları şeyler dahi olmuştur; Hz. Ömer’in Hacerül esvedi selamlaması gibi. Bizler de sünneti canlı tutmanın Allah Resulünü sevmek, O’nu sevmenin ise cennette birlikte olmayı gerektirdiği bilinci ile sahabe kadar olamasak ta aynı yolda her daim gayrette olacağız inşallah. Zira iyi bir Müslüman olmanın yolu da buradan geçiyor.

Ebû Muhammed Sehl et-Tüsterî (rha) şöyle demiştir: “Allah Teâlâ’yı sevmenin alameti Nebi (sav)’yi sevmektir. Nebi (sav)’i sevmenin alameti sünneti sevmektir. Sünneti sevmenin alameti dünyaya buğzetmektir. Ona (yani dünyaya) buğzetmenin alameti ise ondan ancak azık ve yetecek (miktar) almaktır.” (Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtu’l-Kulûb, c.1, s.518) Kolay bir şey değil bu zamanda belki ama zoru başarmak lazım. Bu konuda hepimiz birbirimize destek olmalıyız. Çevremizdekilerden çekinmeden tatbik etmeliyiz sünnetleri. Mesela tabakların içinden su içilecek kadar temiz olacak şekilde sünnetlenmesi, az yemek yenmesi, yemekten sonra dua edilmesi gibi. Bu ay bir farkındalık olsun ve şimdiye kadar uygulamadığımız bir sünnet hayatımızda yerini alsın. Kim bilir kimlerin hayatında ne gibi güzelliklere vesile olacak bu durum.

Bültenimizde “Hz. Peygambere İtaat” ve “Allah’ı seviyorsanız” başlıklarıyla, konu ile ilgili tefsirlerimizi bulacak “O’nun Gibi Olmak” başlığı ile her halimizin peygamberce olması gereği, bize bakıldığında Allah’ın hatırlanması vurgusuyla karşılaşacaksınız. Sahabenin Efendimiz(sav)’e olan sevgisi ve itaati, Kur’an ve sünnet ilişkisi, sünnetsiz Kur’an’ın sakıncaları gibi konuları da bu bültende bulacaksınız. Efendimize özel kaleme alınan gazeli de beğenilerinize sunuyoruz.

Peygamberimizi her konuda takip ederek sevgisini gönlümüzde hissetmeye ve o sevgiyi aşka dönüştürmeye çalışmak, bu aşk ile huzur-u ilahiye çıkabilmeye ümitli olabilmek ne güzel. Rabbimiz, sünneti yaşayarak hayatlarımızı ihya edebilmeyi nasib eylesin.

Allahümme salli ve sellim ala seyyidina Muhammed.