Fellow Dwellers of the Earth;

Ağu 9, 2015 by

My name is Eight Billion, I contain an angel and a devil struggling inside, The face I dress varies to survive, Always hungry for power, never enough to content, I look for “inner peace” whilst consumed by grudge, For sons, for daughters , for the self, please be advised, there long existed the new code, aside, Let’s consider having an appointment with the best stylist for a change, Experience, how exceptionally would you look better reflecting the best, Thus, if you manage to change yourself, repenting for good, The place called Earth might turn into Heaven, I assure, It is me, it is you, it is us will power to CHANGE. Türkçe ~...

read more

Müslümanların Birlik ve Beraberliği...

Ağu 9, 2015 by

Nisan 1993 Müslümanları, kardeş olduklarını hatırlamaya davet ediyorum! Müslümanlar birbirlerinin kardeşleridir. Birbirleriyle yardımlaşmadan başarı sağlanamaz, sağlanamıyor. Yüzde nisbeti küçük oluyor; % 3’te, % 5’te kalıyor, ileri gitmiyor, ekseriyet kazanılamıyor. Ekseriyetin kazanılması için insanın derya gibi olması lâzım, engin gönüllü olması lâzım, sabredici olması lâzım, halim selim olması lâzım. Derya gibi sabırlı olacaksın… Bizim hocamız Abdülaziz Bekkine hazretleri buyurmuş ki: “Siz zannediyor musunuz ki mürşidler bir kusuru hemen size söyler? Bazen o kusurun düzeltilmesi için tam tavına gelmesi için nasihatin kabul edilebilir bir hâle gelmesi için on yıl beklediğimiz olur!” On yıl! “Şimdi söylesem anlamaz bunu, hele biraz daha sabredeyim. Kusuru var ama durayım.” filan diyerek, on yıl beklediği olur. Onun için Mehmed Zahid Hocaefendimizin (rha.) ben direkt olarak, “Şöyle yap, böyle yap!” diye emir sigasıyla emir verdiğini hatırlamıyorum. “Acaba, şöyle yapsanız nasıl olur? Şöyle...

read more

Çocuklarda Karar Verme Becerisi...

Ağu 9, 2015 by

Hayatımız karar verme süreçleriyle doludur ve kararlarımız kendi bakış açımız ve değerlerimizle ilişkilidir. Eş, meslek, iş, kıyafet seçimleri… Tüm bunlar analitik düşünerek yapılacak seçimlerle belirlenir. Özgüveni yüksek, karar verme yetisine sahip, sorumluluk sahibi insanların hayatın her alanında başarılı olma ihtimali yüksektir. Bireyler karar vermeyi ne kadar çabuk öğrenirse bu beceriyi o denli geliştirme fırsatı elde eder. Bu sebeple doğru karar verebilme yetisini küçük yaşlarda edinmek önem arz eder. Doğru kararlar kritik analitik edilmiş sebep sonuç ilişkisiyle verilebilir. Her ebeveyn kendine güvenen, kararlarını kendi verebilen evlatlar yetiştirmeyi hedefler. Bunu başarabilmek sorumluluk duygusunun oluşturulmasıyla mümkün olabilir. Zira karar verme belirli seçenekler arasında seçim yapma sorumluluğunu almayı gerektirir. Ebeveynlerin temizlik endişeleri, sabırsızlığı veya evlatlarını yormama arzusu çocukların sorumluluk almalarına ve becerilerini geliştirmelerine engel olmamalıdır. Örneğin iki yaşından itibaren çocuklar kendileri yemek yiyebilirler. Anneler önlük ve örtü yardımıyla...

read more

Murakabe Takva İlişkisi

Ağu 9, 2015 by

Murâkabe, Allah’ın her yerde hazır ve nâzır olduğunu ve bizi gördüğünü,  Allah’ın huzurunda olduğumuzu hissetmek… “Allah beni görüyor, O benim yanımda, her yerde hazır ve nâzır…” diye, Allah’ın rızasına uygun hareket etmeğe dikkat etmek, günah ve isyan olacak işi yapmamağa gayret etmek. Murâkabenin devamlı olması, terk edilmemesi ise çok önemli. İnsanın gönlüne sahib olması, gönlüne bakması, gönlüne hâkim olması, gönlünü gözlemesi yani Vukûf-i kalbî tasavvufi terbiyede ilerlemek için olmazsa olmaz bir kural… Kalb; anlama, sezinleme, kavrama aracı. Allah(c.c.) kalple, gönülle tanınabildiği ve müşahedesi orada olduğu için; insanın kalbine, iç âlemine yönelmesi lâzım! Hâris b. Esed el-Muhâsibî diyor ki: ”Kim bâtınını, içini murakabe ve ihlâs ile sıhhatli yaparsa, sağlıklı hale getirirse,  Allah onun zâhirini de mücahede ve sünette ittiba ile ziynetlendirir.” Amelin halis niyetle yapılması, kalbin niyetinin temiz pâk olması, içinin tertemiz olması, kalbin çok...

read more

Peygamberin Merhamet Eğitimi

Ağu 9, 2015 by

“(Resulüm!)Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”(enbiya suresi107) Âlemlere rahmet olan Ahmed Muhammed Mustafa Hak’tan bize devlet olan Ahmed Muhammed Mustafa Mübarek varlığı âlemlere rahmet olan Peygamber(s.a.v.)Efendimiz, ümmetine de merhameti hem hadis-i şerifleri hem de yaşantısındaki örneklerle bizzat örnek olarak öğretmiştir. Ne mutlu O’nu(s.a.v.) örnek alıp ta, tabi olana. Abdullah ibnü Amr ibnü’l As(r.a)anlatıyor: Rasulullah(aleyhissalatü vesselam) buyurdular ki: ”Allah, merhametli olanlara rahmetle muamele eder. Öyleyse sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, semada bulunanlar da size rahmet etsinler. Rahim(akrabalık bağı)Rahman’dan bir bağdır. Kim bunu korursa Allah onunla (rahmet bağı)kurar, kim de koparırsa Allah da ondan (rahmet bağını) koparır.”(Tirmizi, Birr 16) Allah’ın merhametli olanlara rahmet etmesi onlara ihsanını bol kılması, fazlaca ikramda bulunması, mağfiret etmesidir. Göklerdekilerden maksat meleklerdir. Çünkü onlar, mü’minlere istiğfar eder bağışlanmalarını dilerler.(Mü’min suresi 7) Hz.Cerir (r.a.) Resulullah(s.a.v.)buyurdular ki: ”Allah insanlara merhamet etmeyene rahmette...

read more

Kâinatın Yaradılışındaki Estetik Ve Güzellik...

Ağu 9, 2015 by

“Tîn’e ve zeytûne, Sina dağına ve şu güven veren şehre (Mekke’ye) yemin olsun ki, biz insanı hakikaten en güzel biçimde yarattık.” (Tin suresi1-4) Kâinatın tek yaratıcısı, tek sahibi, tek hükümranı olan yüceler yücesi Allah (c.c.) yaratılmışların en güzeli ve en şereflisi kıldığı insanın var olmasının yegâne gayesinin kulluk olduğunu bildiriyor. “Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize (ibadet ve itaatle) kulluk ediniz ki takvaya erenlerden (emirlerine uygun yaşayıp yasaklarından kaçınarak korunanlardan) olasınız.” (Bakara S.21) En güzel biçimde yarattığı ve yalnızca kendisine kul olmasını istediği insan için yaşama sahası olarak da; dünyayı ve içindekileri en güzel, en mükemmel şekliyle yaratıp tahsis ettiğini şu ayet-i kerîmelerle beyan buyuruyor: “O (Rab) ki, yeryüzünü sizin (yaşamanız ve istirahatiniz) için bir döşek, göğü de (kubbe gibi) bir tavan (bina) yaptı. Gökten su indirip onunla size rızık olmak üzere...

read more

Bab-ı Rabb

Ağu 9, 2015 by

 BAB-I RABB Şâye-i cihatta tehlille savaş Hayat-ı engiz ki verdiğin sözdür. Bi-pervâ olmadan sen, tazarru et Hayat-ı engiz ki verdiğin sözdür.   Bab-ı Rabb’de ihvanından vazgeçme Gûrûh-u hâlis’te kal; hizmet eyle Her daim bâr al bâr olma beşere Hayat-ı engiz ki verdiğin sözdür.   Mahzûr olma taşın, otun zikrine Verdiğin ahdinden dönme geriye Kaybolma sen şu zulmet-i ebkemde Hayat-ı engiz ki verdiğin sözdür.   Düşün her beşerin iyiliğini Hor görme şu kapıdaki fakiri Sen bilemezsin deli mi veli mi Hayat-ı engiz ki verdiğin sözdür.   Râvi’nin içi dışı kasvet dolmuş Mevtaların halinden habersizmiş Bak göğü, toprağı dertdaş edinmiş Hayat-ı engiz ki verdiğin sözdür.                                                      RÂVİ     Şâye-i cihat:...

read more

Farkındalık Kültürü Oluşturmada Algıda Seçicilik...

Ağu 9, 2015 by

Sorunlarla dolu zaman ve mekânlarda, yüzyıllardır hem bireysel hem de toplumsal olarak çözüm bulamadığımız veya maksatlı olarak buldurulmadığımız problemlerle birlikte yaşıyoruz. İnsanın kendini tanıma çabası modernizmle birlikte sanırım daha kötüye gidiyor. Çağdaş aletler ve baş döndürücü teknoloji bu yolda yardımcı olacağı yerde insanı farkında olmadan varoluş amacından uzaklaştırmıyor mu? Bunun bir genelleme yanılgısı olma ihtimali yüksek olmasına rağmen toplumsal vakaların analizi sonucunda haklılık payı olduğu da ortaya çıkmıyor değil. Çağlar ötesinden gelen mesajlar hakikati bugünlere taşıyor ve yalın gerçekleri yarınlara da taşıyacağı muhakkak. Peki, bizler toplumların genel gidişatını bir yana bırakırsak -bireyler olarak bu gerçeklerin neresindeyiz? Bu sorgulamayı ne zaman niçin bıraktık? Veya hiç mi başlamamıştık? Topyekün bir zihinsel devrim yapmanın zamanı gelmedi mi? Öyle bir devrim ki, ıstılahı manası olan bir şeyleri yıkmak yerine daha iyiye, daha doğruya ulaşma çabası içerisinde yapıcılığı vurgulayan...

read more

Anlamak İçin Bilimden, Yönetmek İçin Bilime Dönüşüm...

Ağu 9, 2015 by

Araştırma isteği, olay ve olguları anlama, açıklama, buluşlar arasındaki ilişkiyi yorumlama vb. durumlar sadece insana mahsustur. Ayırt edici vasfı olan insanın varoluşu ile evrene yöneliş süreci başlamıştır. Bu süreçteki çaba tarihin her döneminde aynı nitelik, düzey ve sistemde olmamıştır. Elde edilen bilgiler bir müddet sonra sisteme oturtulup bilimsel bilgi olma vasfına ulaştırılmıştır. Bilimin bir güç olarak ele alınması ve teknolojiyle ilişkisi sonunda, canlıların ortak yaşam alanı da değişim sürecine girmiştir. Bilime fonksiyonel açıdan bakıldığında; Bireyin kişiliğinin geliştirilmesi için yapılan bilimsel çalışmalar Evrendeki ilahi düzeni kavrama ve bu yolla kurtuluşa ermek için sürdürülen çalışmalar İnsanın, toplumun ve tabiatın bilinmesi ve bunlar üzerinde egemen olma amaçlı sürdürülen bilimsel çalışmalar olarak dikkati çeker. İlk iki bilimsel çalışma geçmiş dönemin faaliyetlerinin bir özelliği iken üçüncüsü günümüz bilimsel çalışmalarının temel özelliğini oluşturmaktadır. Bilimde uyanışın iki dönemi vardır: 1. Dönem;...

read more

Zalimi Zulmette Bırakmamak

Ağu 9, 2015 by

Enes (ra)’ den rivayet olunmuştur ki Peygamber efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: ” Din kardeşin zalimde olsa muzlum da olsa ona yardım et” Bir adam: “ Ya Resulallah! Kardeşim mazlumsa ona yardım edeyim. Ama zalimse nasıl yardım edeyim söyler misiniz? ” dedi. Peygamber efendimiz (sav): ” Onu zulümden alıkoyar, zulmüne engel olursun. Şüphesiz ki bu ona yardım etmektir.” buyurdu. Zulüm hakkı yanmamak, haksızlık yapmak, yapılan işi yerli yerinde yapmamak manasına gelir. En büyük zulüm de Allah Teala’ya şirk koşmaktır. En büyük zalimlikte Allah’a şirk koşmak ve bu nedenle nefsine zulüm etmektir. Bütün Peygamberler Allah’a şirk koşanların zulümlerini engellemek için mücadele vermişlerdir. Zulmün birinci derecesi budur. Bunun yanında zulmün birçok çeşidi vardır. Hadisi şerifi duyan sahabe efendimiz ilk duyduklarında zalime yardım zulüm olur düşüncesiyle Allah Rasulü’ne zalime nasıl yardım olunacağını sormuşlar ve Allah Rasulü’nden, zalimi yapacağı...

read more

Şefkat Ve Empati

Ağu 9, 2015 by

Şefkat duygusunda koşulsuzluk söz konusudur. Şefkat, sevginin şartsız halidir. İnsanları olumlu ve olumsuz özellikleriyle kabul etmeyi sağlar. Art niyetsiz, saf sevgi de diyebileceğimiz şefkatin aşkın, yüce ve insana özgü bir özelliği vardır. Merhamet bir eğilimken, şefkat sevgi nesnesi belli bir histir. Muhatabın ihtiyaçlarını hissederek, ona özel muamele söz konusudur. Şefkat, merhamet duygusunun olgunlaştırılmış hali ve bir adım ilerisidir. Şefkat ve merhamet duyguları ancak empati becerisi sayesinde güçlenebilir. Olaylarla ve insanlarla empati kuramayan kişinin şefkati gerektiği gibi tezahür edemez. Şefkat bir anlamda karşımızdakini olduğu gibi kabullenmektir. Söz konusu kişi bir çocuk bile olsa, onu olduğu gibi kabullenmeden bir şeye yönlendirmek çok zordur. Bir an için bu duygu kümesinin insanlıktan kalktığını düşünelim: Güçlüler zayıfları ezer, suç oranları hızlı bir şekilde artar. Zulmün hâkim olduğu yerde insanlar bir yere kadar dayansalar da, tahammül sınırı aşıldığında zalimle mazlum...

read more

Çocuklara İstikamet Nasıl Kazandırılır?...

Ağu 9, 2015 by

Şükürle başlar çocukta İslam eğitimi ve istikamet eğitimi. Yaradan’ını tanımak, hissetmek ve sevmek ister fıtrat. Fıtrat bunları isterken ve özlerken çocuğun yaşantıları ve öğrenme deneyimleri aslında fıtrattan ve safilikten hatta saf doğruluktan biraz biraz uzaklaştırır onu. Anneler, babalar ve öğretmenler güzel ahlak eğitimi verirken yeni bir şeyler öğrettiklerini zannederler. Oysa özdeki mayadaki güzellikleri, yaratılıştaki mükemmelliği açığa çıkarmaya çalışırlar ama farkında olamazlar. İşte fıtrattaki erdemlerin âmiridir doğruluk, hatta en değerlisidir. İnsanı insan yapan, seçkinleştiren bir değerdir. Ayetteki emir bellidir: “ EMROLUNDUĞUN GİBİ DOSDOĞRU OL.” Bu emir, kâinatın en güvenilir ve doğru insanı olan Hz. Peygamber( sav)’e dir. Demek ki çocuktaki bu cevheri açığa çıkarmak, doğruluk mayasını hamurla ortaya çıkarmak bizlere düşen aslî bir vazife ve bir sorumluluktur. Allah beni görüyor. Allah beni seviyor. Allah beni duyuyor. Bu telkinle başlayalım. Kimsenin görmediği yerde bizi seven, gören,...

read more

Dilimiz, Geleceğimizdir!

Ağu 9, 2015 by

İki kişi telefonla konuşuyor. Biri, diğerinin katılmadığı toplantıyı anlatırken: “Korkunç güzel bir partiydi, bi ara millet abartı kasıp triplere girdi. Nooluyoruz oldum ben… Hepimiz koptuk yani!” diyor. Ertesi gün buluşup buluşmayacaklarını konuşuyorlar bir süre. “Yarın fulüm. ”diyor, biri diğerine. “Hastayım artı streslerdeyim.” “Bunalım takılıyorsun yani? ”diyor öteki, kurduğu cümleye bir soru vurgusu ekleyerek. “Yok, panik olma hemen.” diye yatıştırıyor, beriki “Daral geldi biraz, nema problem.” Biri diğerine “takıldıkları sitede” uzun zamandır kendisini göremediğini “chat odaları”nda bulamadığını söylüyor ve ekliyor: “Mail boxına bak, süper e-mailler geldi geçen,, kafa bi arkadaştan hepsini download ettim sana.”  “Bir süre konuştuktan sonra “alolaşacaklarını” söyleyip ertesi gün “beş gibi” buluşmayı karalaştırıyor ve son cümlelerini kuruyorlar: “Kendine iyi bak, hadi öpüldün, çaavv!” “Ben de seni öpüyorum, kendine dikkat et!” Konuşma bu şekilde devam ediyor. Kendisi de bir edebiyat profesörü olan Mahmud...

read more